• İstanbul 12 °C
  • Ankara 12 °C

Rahim Er: Dil Tefekkürü

Rahim Er: Dil Tefekkürü
Dil; yani lisan, yani Türkçe, vatandır.Yaşanan şu sıcak gündemle lisanımız arasında derin bağlar vardır. Bu gerçeği kavramadan kucaklayıcı ve kalıcı çareler üretilemez.
Biz, esasında yirminci asrın ilk çeyreğinde yalnızca bir imparatorluğu kaybetmedik. İmparatorluğu kaybetmemizin hemen ardından ve o şaşkınlıkla zengin Türkçemizi de kaybettik. “O şaşkınlıkla” dedik. Evet; doğrudur. Tam da öyledir. Önce harf inkılabı, bir medeniyetin mahzene mahkûmiyeti; sonra dil inkılabı, sun’i bir lisan kurmaya teşebbüs. Türkçe neredeyse aradan bir asır geçmek üzereyken bile eski ihtişamını henüz yakalayamamıştır…
Mevzu, derindir ve söylenecek çok da şey vardır. Elimize kalem aldığımızdan bugüne dek de hayli şeyler söyledik. Bu defaysa üç usta isimden birkaç cümleyle de olsa nakiller yapıyoruz. Lâkin korkarız ki bu kendilerinden fikir devşirdiğimiz isimler, yabancı gelsin. Hiç mübalağa etmiyoruz. Hazin hatıralarımız var. Ancak o bahse girmeyecek ve damıtılmış bazı görüşleri üç-beş satırla da olsa sizlerle paylaşmayı tercih edeceğiz.
Vefat tarihi 1958 olan Yahya Kemal Beyatlı şöyle demiş:
-Eski Türklerin mânevî bir hayatı varken bir edebiyatı vardı. Yeni Türklerin ancak mânevî bir hâyâtı olursa edebiyatı olur.
Bizi ezelden ebede kadar bir millet hâlinde koruyan, birbirimize bağlayan bu Türkçedir, bu bağ öyle metin bir bağdır ki vatanın hudutları koptuğu zaman bile kopmaz, hudutlar aşırı yine bizi birbirimize bağlı tutar. Türkçenin çekilmediği yerler vatandır, ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar, vatanın kendi gövde ve ruhu Türkçedir…
1967’de ahirete göçen Ali Fuad Başgil’in söyledikleri:
-Dil, bir hükûmet ve politika işi ve bir kanun mevzuu değildir. Memleket teşri heyetinin, tek taraflı bir görüşle ve hedefi belli olmayan bir politikanın öncülüğünü yaparak millet dilini değiştirmeye hakkı yoktur…
1974’te ebediyete intikal eden Nihad Sâmi Banarlı’nın dedikleri:
-Türkçe, tıpkı Türk Milleti gibi tarihin son dokuz asrında dünyanın üç kıt’ası üzerinde lisânî bir imparatorluk kurmuş ve bir imparatorluk dili hâline gelmiştir.
Bir milletin ataları, asırlarca o kelimelerle duymuş, onlarla düşünmüş; birbirlerini ve evlâtlarını o kelimelerle sevmiş ve bu kelimeleri tamamıyla millî bir sanatla işleyip Türk yapmışsa, evlâtları artık o kelimelere düşman kesilemezler.
Bu haber toplam 61 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim