• İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

Rahim Er: Kıbrıs Harekâtı Yarım Kaldı!

Rahim Er: Kıbrıs Harekâtı Yarım Kaldı!
Hem Kıbrıs Askerî Harekâtı’nın sene-i devriyesinde ve hem de nereye evrileceği meçhul ve Kıbrıs adasının da merkez oluşturduğu Doğu Akdeniz Enerji İhtilafı günlerindeyiz.
Öyle ise unuttuklarımızı hatırlamak ve bilmediklerimizi öğrenmek adına Kıbrıs üzerine eğilmemiz lâzım geliyor:
Kıbrıs, Akdeniz’in Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyük adasıdır. Akdeniz’in âdeta kilididir. Bundan dolayıdır ki adada dindaş ve soydaşlarımızın olma değeri bir yana orada hiç insan yaşamasa bile Türkiye bakımından yine son derecede stratejik önemdedir.
Adanın Akdeniz’in kilidi olması, İslam mücahidlerinin tebliğ faaliyetleri için de büyük kıymet arz etmiştir. Bu sebeple Müslüman Araplar da fetih için adaya çıkmışlardır. Sevgili Peygamberimizin süt teyzesi Ümmü Hiram’ın Larnaka’daki varlığı da bunun bir ispatıdır. Şanlı Peygamber’den sonra -aleyhisselam- Şam Valisi Muaviye bin Ebu Süfyan, Kıbrıs üzerine bir sefer düzenledi. Bu sefere gençleri teşvik için biz Türklerin “Hala Sultan” dediğimiz 86 yaşındaki Ümmü Hiram ve kocası Ubade bin Samid de iştirak etmişlerdi. Şehadet ruhuyla savaşırken orada şehid düştü.
Osmanlı Türklerinin Kıbrıs’ı fethetmesi ise II. Selim Han zamanındadır. O sırada ada Venediklilerin elindeydi. Yerli halka toprak köleliği ve mezhep baskıları gibi zulümler yaptıkları gibi İstanbul-Mısır-Suriye limanları arasında çalışan gemilere de korsan baskınları yapıyorlardı. Bundan dolayı Kıbrıs’a 1570 yılında Lala Mustafa Paşa komutasında bir sefer düzenlendi. Seferde 200 gemilik bir donanma, 50 bin piyade ve 6 bin yeniçeri ve süvari vardı. Adanın tamamı 9 Temmuz 1570 ile 1 Ağustos 1571 tarihleri arasındaki çarpışmalar neticesinde zapt edildi. Fetihten sonra Sevgili Peygamberimizin süt teyzesi büyük mücahidenin mezarına türbe yapıldı.
Kıbrıs, 1832’de Kavalalı Mehmed Ali Paşa zamanında Mısır’a geçti ise de Abdülmecid Han 1840’ta adayı istirdat ederek Osmanlı hâkimiyetini tekrar tesis etti.
Kıbrıs’ın talihinin dönmesi, ana gövde ve onun kollarının dönme tarihiyle eş zamanlıdır. “93 Harbi” denilen 1877-78 Türk-Rus Harbi, Türk tarihinin en büyük felaketidir. Sultan Abdülaziz Hân’ı devirmiş olan Sadrazam Midhat Paşa riyasetindeki siyasi irade, Abdülhamid Hân’ın muhalefetine rağmen kendilerini ispat için memleketi felakete sürüklediler. Anayasa ilan edilip meşruti yönetim kurulduğundan kanunlar, Padişahın salahiyetlerini sınırlıyordu. Bu savaşın sonunda Balkan topraklarımız ya kaybedildi veya irtibat koptu. Ruslar, İstanbul’da Yeşilköy ve şarkta Erzurum’a kadar geldiler. Netice tam bir faciaydı. Berlin Konferansı toplandı. Abdülhamid Han, bu arada bölünmeye bizzat zemin hazırlayan Meclis’i feshetmiş, Kanun-ı Esâsiyi askıya almıştı. Konferans taraf devletlerini diplomatik manevralarla oyalamaya başladı. Ruslara karşı elimizi kuvvetlendirmek, İstanbul’u tehditten ve işgal edilmiş yerleri azami ölçüde kurtarmak maksadıyla İngilizleri yanımıza çekmek gerekiyordu. Bundan dolayı 1878’de Kıbrıs’ı İngiltere’ye kiraya verdik. Ne var ki I. Dünya Harbi’nde kaybeden tarafta bulunmamızı fırsat bilen bu devlet, Kraliçe’nin teminat yazısı yani namus sözüne rağmen 5 Kasım 1914’te Kıbrıs’ı ilhak ettiğini ilan ederek gasbetti. Zayıf düşmüş Türkiye, bu gasbı 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Sulh Muahedesiyle kabul etmek zorunda kaldı.
Bu haber toplam 56 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim