• İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C

Rektörlerin aşırı gücü ve araştırma görevlisi atamaları

Namık Açıkgöz

Hani gençler “Bitmez senin bu askerlik, bitmez!...” derler ya; bu üniversite meseleleri de ona benziyor; “Bitmez bu üniversitelerin meseleleri bitmez!...” diyoruz yılardır.

“Yasaltanat”: Rektörlükler

Mesela rektörlükler…

2016 yaz aylarına kadar (Tam günü bulunur da şimdi onu aramayalım) sözde seçimle gelen rektörler, artık atamayla gelecekler. Bu demek oluyor ki, artık üniversitelerde “seçim” adı altında oynanan çirkef tiyatro sona erecekti. (“çirkef”… Çünkü eksik olanlar, sözde seçimli sistemde, eksikliklerini yalakalıklarla kapatabiliyorlar, üniversite yönetiminde etkili olabiliyorlardı.) Ayrıca üniversitelerde boşuna enerji kaybı yaşanmayacak, dostlar birbirlerine düşman olmayacaklardı.

Bu uyduruk sistem ortadan kaldırıldı ama sistem düzeldi mi?

Hayır!...

2547 sayılı kanunla rektörlere verilen haklar, hâlâ zirvede. Neredeyse cumhurbaşkanında olmayan haklar, rektörde var. Vaktiyle rektörlere verilen bu haklardan dolayı “yasal saltanat” tamlaması birleştirip “yasaltanat” tabirini kullanmıştım rektörler için. Üniversitelerin ufku ve personelin kaderi, rektörün iki dudağının arasındadır hâlâ. Bir rektör, bilimsel kıstaslardan başka şahsî ve keyfî kararla atama yapıp yatırım yapabiliyor.

Rektörlerin atamayla gelmesi konusunda en çok yazı yazan biriyim ama benim dediğim şu idi. Rektör karar alıcı kurulları toplamakla görevlidir; yatırım ve personel kararlarını, üniversitenin seçilmiş kurulları alır. Uygun genişlikte tutulan Senato ve Yönetim Kurulu’nda her grubun temsilcisi olur ve nispeten adalet ve liyakat tesis edilmiş olur. Bu müdahale yapılmadıkça rektörler sadece siyasîlere hesap veren ve zaman zaman da siyasîlere yaranmak içi takla atan yöneticilere dönüşürler.

Tavsiye: Rektörler “yerel kral” olmaktan çıkarılmalı; atama ve yatırım işleri, seçilmiş kurullara bırakılmalıdır.

Ayrı bir yara: Araştırma Görevlisi, Öğretim Görevlisi ve Okutman Atamaları

Bu kadrolar için ilan veriliyor ve baş buranlardan belli sayısı, sınava girme hakkı kazanıyor. Vaktiyle yazdığımız halde maalesef bu konu hâlâ düzeltilmedi. İlanlara baş vuranlardan bazıları 85-90 puan alırken, bazıları da 10-15 puan alıyor. İlgili bölümü bitirmiş biri, kendi alanında açılan bir sınavdan nasıl 10-15 alı? Bunu asla aklım almamıştır. Birinin 10-15 aldığı sınavda diğeri nasıl 85-90 almaktadır?

Anlamışsınızdır… Bu apaçık bir “kayırma”dır ve yanlıştır.

Bu sınavlarda yapılan bir başka yanlışlık da, başvurularda evrak eksikliği bahanesiyle geçersiz sayılan başvurulardır. Pek çok baş vurunun geçersiz sayıldığını ve sorulduğunda da sadra şifa bilgiler verilmediğine şahit oldum.

Evrak eksikliği bahanesi, internet üzerinden baş vuru ile halledilebilir. Aday baş vurur; evrak eksikse, baş vuru sonuçlanmaz… Hadi yanlış evrak ile baş vuruldu diyelim… Bu defa, evrakın eksik olduğu hatırlatılır ve falanca tarihe kadar evrakını tamamlama fırsatı verilerek bu adaletsizlik de giderilebilir. Sistem mevcut haliyle bırakılırsa, basında da gördüğümüz gibi 29 kişinin nasıl elendiği bilinmeden bir yakının Araştırma Görevlisi alınması garabetini daha çoook yaşarız.

Bu yazı toplam 476 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim