• İstanbul 32 °C
  • Ankara 25 °C

Rûh-i Millî Mevt-i Külliden Korur mu?

Zehra YÜCEL

                                                                                                “Oyuncak sanmayın ahlâk-ı millî, rûh-i millîdir

                                                                          Onun iflası en korkunç ölümdür, mevt-i küllîdir”

                                                                                                                                                          M. Âkif ERSOY

Üstad Âkif, millî ahlâktan, millî ruhun inkişâf edeceğini: ahlâkın yokluğundan en korkunç ölümün doğacağını ve bu doğumun topluca yok oluşa götüreceğini ifade buyurur.

Zira toprak birliği, dil birliği hakîkî mânâda bir birliğe götürmeye yetmeyecektir. Tüm bunları bir araya getiren ve devamlılığını sağlayan ancak “ahlâk birliği”dir. Ahlâk birliğinden muradımız, insanı sıradan bir canlı varlık olmaktan kurtarıp eşref-i mâhlûkat mertebesine ulaştıran ‘hazineler’ bütünüdür.   

Değil mi ki bu birlik sağlanamadı, zorlayıcı yasalarla toplum düzeni: ancak bir vakte kadar korunabilir. Hırsızlık, hainlik, sahip olduğu varlığı – dil, din, tarih, kültür- korumama/ sahip çıkmama gibi milleti içten içe yiyen kurtlar, ağaca musallat olan haşarat gibi zarar verir.

Fertlere millet olma, aile olma bilinci kazandırılamadığında, ortalıkta kol gezen kötülükler, tıpkı yeraltındaki enerji gibi birikir ve birden patlayarak yıkıma yol açar.

Millî ahlâk, millî ruhu doğuracaktır. Ruh, hiç şüphe yok ki varlığa hayat kaynağı olacak, nefes üfleyecektir. Milleti oluşturan insanlara: sevinçte, kederde, değerlerini korumada, vatanına, bayrağına, insanına, tarihine, kültürüne sahip çıkmada içten gelen samîmî bir ortak tavır geliştirmesini sağlayacaktır.

Hak dine inanan ve İslâm ahlâkına sahip, onu en güzel biçimde yaşayan insanların küçük düşünüp, dar kalıplarda yaşamak gibi bir rahatlığı olamaz. Varsa, rahatını bozmalı, büyük düşünmeli ve tüm insanlığa gönderilen İslâm dininin gerekleri ne ise onu yaşamalı ve yaşatmalıdır. Bu ölçekle hesap edildiğinde millî değil haddizatında evrensel değerlerden söz etmek elbette yerinde olacaktır; fakat unutulmamalıdır ki millî ahlâk, aynı zamanda evrensel bir ahlâka da yaşam alanı açacaktır. Özelden genele insanlığın gerekleri yerine getirildiğinde huzur hâsıl olacaktır.

Peki, insanlığın gerekleri nelerdir?

Yalan söylememek, iftira atmamak, hırsızlık etmemek, hiçbir varlığa hiçbir şekilde zarar vermemek, varlığın haklarına saygılı olmak, paylaşmayı bilmek, âdil olmak, muhakeme edebilmek ve benzeri…

İnsanlığın gereklerinin dili, dini, coğrafyası, kültür farklılığı, rengi var mı? Hangi dinden ya da milliyetten olursa olsun her insanın güzel ahlâka ihtiyacı yok mu? Büyük düşünüp tüm varlık âleminin hayrını düşünmek şöyle bir kenarda dursun, salt kendi varlığının güvencesi için dahi erdemli olmanın gereklerine duyulan lüzumu kabul etmek ve o ölçüde yaşamak şarttır.   

Dünyada iki tür insan vardır: İyi insanlar ve kötü insanlar…

Kötü insanlardan korunmak ve evlatlarımızı korumak ise boynumuzun borcudur. Varlığımızın devamlılığı ancak bu yolla sağlanabilir. Nasıl ki bir insan aile hayatında saadeti yakalayabildiyse dışarıda da o nispette başarılı oluyorsa aynı kural millet hayatı için de geçerlidir. Millet olarak biz birlik içinde olduğumuzda, ancak ortak millî kültür inancı ile hissedip düşündüğümüzde dışarıya karşı diri ve güçlü oluruz.

Son tahlilde, insanlıktan nasiplenmemiş kötülere karşı tedbirli olmak zorundayız. Alınacak tedbirlerin güvencesi de millî ahlâk/ kültürdür.

Mc Luhan’ın sözünü ettiği ‘küresel köy’ün ve medya çağının zehirlerinden korunmak içtimâî hayatın her alanında mutlak başarı ve refah getirecektir.   

Su uyur lâkin düşman uyumaz; Anadolu kadınının, erkeğinin, gencinin, yaşlısının gözünü açıp uyanık olması ehemmiyetli tedbirdir vesselâm…

                                                                                                                                                            Zehra YÜCEL

Bu yazı toplam 2185 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim