Şair Hüseyin Akın Ünlü Senaryo Yazarı Ayşe Şasa'yı yazdı : İki Rekâtlık Tecrübe

Şair Hüseyin Akın Ünlü Senaryo Yazarı Ayşe Şasa'yı yazdı : İki Rekâtlık Tecrübe
Ayşe Şasa uzun yıllarını Türk sinemasına vermiş bir isim.

Ayşe Şasa uzun yıllarını Türk sinemasına vermiş bir isim. Biz onu sadece 'Gramafon Avrat', 'Son Kuşlar', 'Ah Güzel İstanbul' gibi senaryosuna imza atığı doyumsuz onlarca filmi ile değil Türk sineması üzerinde derinlikli bakışı ve entelektüel duruşu ile tanıyoruz. Sinemadan gerçekliğe (hakikate) uzanan hat üzerinde seyrederken bir taraftan da kendisi ile didişerek yoğun mücadeleler vermiş birisidir o. Şimdi kendi ışıklı tenhasında geride kalan geçmiş günlere hiç sürünmeden hayat sürüyor. Ağır ruhsal sıkıntılarla dolu çocukluk günlerini şimdiki zamanın sahnesine aktarmak bile onun tenhasını işgal edip ışığını tehdit etmeye yetiyor. Bu yüzden o günleri mecbur kalmadıkça anmak istemiyor.

Anıların hep böyle bir tarafı yok mudur zaten. Bir kez yaşayıp bir daha hatırlamak bile istemediğimiz şeyler zamanın geri dönüşüm kutusundan önümüze çıkıp karşımıza dikilirler. Anılar anlatıcının yaşam anlarına dokunmamızı sağlar. Bu yüzden çoğu zaman şahsi olmaktan çıkıp umuma şamil toplumsal bir işlevi yerine getirirler. Anlatıcı artık herhangi biri değildir ve anlatıma konu olan kişiler özel kimliklerinden uzaklaşmışlardır. Hatırlandıkça acıları depreştirse de sorumluluk bilinci bu günlerin kapısını tıklatmayı zorunlu kılıyor.

Şasa böyle bir mesuliyet şuuru ile hareket ederek aynı yaşam filmini yaşamaya maruz kalmış ya da mecbur edilmiş kuşaklara ayna tutmak için kendisini zor günlerinde yalnız bırakmayan üç insana (Leyla İpekçi, Meryem Atlas, Berat Demirci) serüvenini anlatmış.

Üç insana bütün doğallık ve samimiyetiyle anlatılan hatıralar 2009'un sonlarında "Bir Ruh Macerası" adıyla kitaplaştırıldı. İlk başta şunu tespit etmek gerekir ki bu kitap bildik anlamda klasik hidayet kitaplarının varmak istediği noktadan çok farklı bir yerde duruyor. Kişisel macera sınırlarını aşan bir zihniyet eleştirisi demek daha doğru olur. İçinde yaşadığı ortamın açmazlarını fark ederek yerini yadırgayan ve zihinsel sıçrayışlarla silkinip kendine gelen bir genç kızın emsallerine sunduğu derinlikli bir mesaj da diyebilirsiniz.

Ayşe Şasa bunu daha ilk satırlarında "genelinde dar gelirli, yoksul insanların yaşadığı bir toplumda varlıklı bir aileden gelmenin üzerimde kurduğu tuhaf bir baskı" diye ifade ediyor. Varlıklı ailelerden gelen çoğu kişinin mülkiyet duygusunun verdiği hazla sarhoş olduğu bir ortamda Ayşe Şasa tam tersi bir psikoloji yaşayarak 'sahip olmak' yerine 'olmak'tan yana bir yol izliyor.

Mülkiyetin ağır baskısını hissedebilmek bir insanın gerçekleştirebileceği en büyük ruhsal seviyedir. Varsıllar her şeye sahip olabilirler ama bir şeye sahip olmayı akıllarından bile geçilmezler: Fakr mertebesi!

İnsan ancak eşyadan arındıkça kendine ve ontolojik hakikate yakın durabilir. Hakikat insan için değişmez en sabit manzaradır ki eşya gelir o manzaranın önüne oturur. Artık sizin gördüğünüz şey hakikat adına sadece biriktirdikleriniz ve sahip olduklarınızdır.

Ne zaman ki insanın hakikat manzarasını kapatan şey ortadan kalkar o zaman insan dükkanını ve kovanını yağma edebilecek seviyeye gelmiş demektir.

Eğer ki akıl maddeye hizmet eden yığınların sahip olduğu aklın bir eklentisi ise bu esaretten de kurtulmak icap eder. Hazlar üzerine odaklanmış akıl gerçekte mevcudiyetin kopmaz bir unsuru değil, insanın sahip olduğu bir şeydir.

Yani insan o aklı ölünceye kadar kullanmak için dışarıdan bir yerlerden almıştır. Oysa hakiki sahih akıl öldükten sonra da kaybolmayan, insanın bedeni ve ruhuyla beraber dirilen akıldır. Ayşe Şasa belli bir dizgeye hizmet eden mevsimlik akıldan mustariptir ve bu ıstırabını Şişli'de La Paix Hastanesi'nin önünden geçerken bir temenniye dönüştürerek, içinden şöyle konuşur: "Hakikate vasıl olmama vesile olacaksa, yolumun bu hastaneden geçmesine razıyım!"

Bu temenni akıl-yürek düalizminin yanı sıra hakikat-gerçeklik ve mutluluk teslisinden de kurtulabilmenin yakarışıdır. Bu düalizm ve bu teslisin misyonerleri acaba kimlerdir?

Bu sorunun cevabını "Bir Ruh Macerası" kitabında ayrıntısıyla alıyoruz. Batı hayranı bir aile, Hıristiyan kültürüyle yoğrulmuş mürebbiyeler rejimi, alaturkaya karşı konuşlanmış alafranga hayat, kökü dışarıda okullar vs. teoriyle pratiğin, kafa ile kalbin, hakikatle mutluluğun arasına girerek adeta orada yuva yapmışlar. Bu kımıltısız mutsuzluk halini harekete geçiren en önemli dinamik aklın doğal sınırlarına çekilmesi olduğu kadar yine aklın irtifa ettiği noktaya doğru uzatılan sağlam iptir. Bu ip sayesindedir ki Şasa tekrar hilkat ve fıtratıyla irtibat kurabilmiş bu ipe tutunarak ruhsal derinliklerine sağlıklı bir inişi gerçekleştirebilmiştir. Bu ip yıllar önce çocukluk yıllarında (7 yaşlarında) anneannesinin namaz kılmayı öğretmek için ona önce abdest aldırıp sonra Sahra-ı Cedit Camii'ne götürmesinden hasıl olan kuvvettir.

Camide kıldıkları iki rekatlık namazın Şasa üzerindeki etkisi çok derin ve unutulmazdır. Kimliğini bulmasında, hafızasını tazelemesinde çok büyük tesiri olur bu iki rekâtlık namazın. O bu hatırayı şu cümleyle dile getiriyor: "Kırkımdan sonra Allah'a yöneldiğimde, ben Müslüman mıyım, Hrıstiyan mıyım diye bocalarken; iki rekâtlık tecrübe imdadıma yetişti."

İşte böyle, iki rekâtlık tecrübe insanın aklını başından alıp yüreğine yaklaştırır. Ne zaman akıl kalple birleşirse aslını bulmuş olur. Bu 'asıl' bir anneannenin elinden tutuğu torununu götürdüğü yerin adıdır. Sahra-ı Cedit Camii'ndeki iki rekatlık namaza aklın fırlattığı ip kalp tarafından hafızaya bağlanmıştır. Böyle bir rabıta kişinin kendine gelmesi, iç odalarının aydınlanması, yani hidayettir.

Bu haber toplam 703 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim