• İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C

Şairin mana arayışı

Eyyüp AZLAL

Şair, mana yolculuğuna boş bir heybe ile çıkar. Yüreğinden başka malzemesi yoktur bu heybede. İnce, uzun bir gölgedir mana. Şairin ve şiirin ardında kala kalır. ..

Bir kadında annelik ve erkekte babalık duygusu, şefkati nasıl var ise şiirde de mana öyle bir şey olsa gerek. Ya da hareketsiz bedene verilen bir ruh gibidir mana. Canlanır, kalkar, ayaklanır insan denilen mahlukat… Şiirde eğer can var ise işte bu manadır.

Şair Ömer Micingird dostumuzun bir mısraını hatırlıyorum. “Fikirsiz şiirlerde ruh gider, aruz kalır.” Burada ruh manadır zannımca.

Bir gülün kokusunu hatırlayalım. Gülün cismani kısmının yanında peygamberi kokusu da vardır. İşte mana, bu gülün kokusundan başka bir şey değildir.

Manalı şiir ile manasız şiirler, nazarımda bazen at ve araba kıyasına dönüşüyor. Bir atı siz uçurumun başına götürdüğünüzde at ürker, kişner ve geriye doğru kaçar. Ama araba böyle midir? Uçuruma sürün arabayı, ardından vitesi birde bırakmak yeterlidir. Uçurumdan yuvarlanıp gider araba.

Mana, sabahleyin esen bir rüzgar gibidir. Eskilerin deyimiyle bad-ı saba olur. Şiirin yüzüne bir meltem olarak dokunur. Bazen de vefasız yara aşık bir mecnun gibi ortaya çıkar mana. Ve kendini feda eder bir kelebek gibi.

Mana’nın şiirde ahenkle ortak bir kaderi var. Ki mana Yusuf olur, ahenk ise Züleyha. Ve Züleyha’nın aklından çıkmayan rüyadır mana. Aşkın var oluş serüveninden kopmaz. Mana olmazsa eğer aşklar manasız olur. Of! Derin mevzular. Efsunlu yolculuk, sırlara doğru. Sonunda mananın kaderi ahenk ile izdivaç bulur.

Mana, hiç düşünmedik bir zamanda çıkagelir ve akla girer. Ve şiir okuduğumuzda karnında da olsa şairin bir misk gibi tezahür bulur mana.

Mana, şehirler fethedilirken surlara asılan bir bayraktır. Bayrak dalgalandığı sürece şiir, insanın hafızasında ezberde kalır.

Mana, Kenan illerinde Hz. Yakub’a getirilen bir gömlektir. Ama bu gömlek Yusuf’un gömleğidir. Ki mana yoksa şiir hüsrandadır Yakub gibi.

Mana, her kulağa giden seslerin ardından oluşan bir çağrıdır. İşitir ama duymaz mana olmazsa şiirde. Hz. Ömer’in İslam’a çağrılması gibi. Mana, akıl sahipleri için vardır. Akıl da bir alettir. Ve öylece hidayete erişir kul.

Bütün bunları söylerken fakir elbette şiiri deşmek peşinde değildir. Biliyoruz eti için yenilmez bülbül. Ama bülbülün ötmesi bize öteleri çağrıştıran bir manadır. Şiiri tanımlamak dünyanın en meşguliyetli işidir. Ama bizim de bir şiiri tarif derdimiz olsun. Şiirde ne anladığımızı bilelim.

Güzellik, ahlak ve estetik ile bütünleşen bir şiir vuzuh ve mana ile de bütünleşmiştir. İşte Yahya Kemalden bir örnek:

Aheste çek kürekleri mehtâb uyanmasın

Bir alem-i hayale dalan âb uyanmasın

Bu yazı toplam 478 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim