Şairler Meclisi toplandı

Şairler Meclisi toplandı
Ankara Şubesi 21 Ocak Cumartesi günü Şairler Meclisini topladı. Halk Şiirden Ne Bekler? başlığı etrafında konuşmaların yapıldı mecliste, halkın şiirden ne beklediği ve ne anladığı tartışıldı.

21 Ocak Cumartesi günü saat:13.30’da TYB Mehmed Akif Divanı'nda toplanan şairler, "Halk Şiirden Ne Bekler?" başlığı üzerine konuştu. 

Şairler Meclisi’nin Ocak ayındaki konusu, ‘Halk Şiirden Ne Bekliyor?’ idi. Şairler Meclisi, coşkulu bir dinleyici kitlesinin yer aldığı salonda, Ali K. Metin’in sunuculuğunda İbrahim Demirci, Faruk Uysal, Osman Özbahçe, İbrahim Eryiğit, Atıf Bedir ve Ayşe Öztekin adlı şair ve yazarların konuşmacı olarak katılımıyla gerçekleştirildi.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ali K. Metin, çok itici bir başlık izlenimi veren bu başlığın aslında önümüzdeki önemli meselelerden biri olduğuna dikkat çekti. Bizde 'halk şiirden ne anlar' önyargısı olduğunu ifade eden Metin, halk ve şiir ayrışmasının modernleşme süreci ile ortaya çıkan bir durum olduğunu anlattı. Bu başlık altında düşündükleri ana mevzunun şiirin halka nasıl ulaşacağı, geniş kitlelere nasıl ulaşacağı olduğunu ifade eden Metin, şiirin aristokrasinin meselesi olamayacak kadar mühim bir varoluş meselesi olduğunu söyledi. Şiirin milleti değil de halkı mesele etmesi gerektiğini ifade eden Metin, millet daha kurgusal bir şeydir dedi. Konuşmasının devamında Ali K. Metin şunları söyledi: Halkın adalete ihtiyacı var, halkın eşitliğe, özgürlüğe ihtiyacı var, insanca yaşamaya ihtiyacı var. Yani, halk meselesi demek aynı zamanda bir ahlak, bir vicdan meselesi demektir. Halkın şiirle buluşması ise şairin bir ahlak, bir adalet meselesi olarak halkı gündemine oturtmasıyla olabilecektir. Şiir yönetenlerin, tuzu kuruların, aristokratların sesi olamayacak kadar mühim bir meseledir, adalet meselesidir.”

 

Konuşmacılarımız konuyu çözümleyebilmek için, ‘Halk nedir? Halk mı millet mi? Halkın şiire ihtiyacı var mı?’ gibi sorulara da cevap aradılar. Tarihten bu yana halkın şiirdeki etkinliği tartışıldı ve özellikle şiirin halk ile içkin bir halde olup olmadığı üzerinde duruldu. Halkın şiire bakış açısını halkın cevaplarıyla gözeten konuşmacılarımız özetle şunları söylediler:

İbrahim Demirci: “Halk şiirden ne bekliyor? derken şiiri ve şairi halktan ayırıyoruz ya, bu ayrım bana sorunlu görünüyor. Bilimler, sosyoloji dâhil, ayırarak, ayrımlar üreterek iş görür. Bu anlaşılabilir bir durum. Büyük Fransız devriminden beri ayrımcılık, bölücülük dünyalarımızı fena parçaladı. Yeniden birleşmeyi, birleştirmeyi aramalıyız. Muhibbî mahlasıyla şiirler yazan Süleyman, Osmanlı tahtında en uzun süre oturan muhteşem bir sultandı. Meşhur beytini bilirsiniz: “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”. ‘Devlet’i ister iktidar, ister mutluluk anlamında düşünün fark etmez. ‘Sıhhat’i de beden sağlığı yahut ‘doğruluk, sahihlik’ şeklinde görebiliriz. Gözetmemiz gereken, şairin de halkın da önemsemesi gereken şey, ‘sıhhat’tir, sahihliktir.  Bunu devlet, toplum, halk, ümmet, millet, cemaat, kavim, halk… ne derseniz deyin bütün yapı ve ilişkilerde vazgeçilmez bir üs, bir esas, bir temel hâline getirebilirsek sorunlarımızı çözme yoluna girebiliriz. Aksi takdirde aldanma aldatma döngüsü devam eder.”

Faruk Uysal: (‘Halk Şiirden Ne Bekliyor?’ şeklindeki sorunun cevabını sosyal medyada bizzat halkımıza yönelten ve halkımızın cevapları ile dinleyici karşısına çıktı Uysal.) “Halkımız, ‘Aşkımız Keçiören Metrosu gibi olsun hiç bitmesin’ şeklinde siyasileri bile harekete geçirebilecek metaforları, güçlü şiirler bekliyor bizden. Halk kendisiyle özdeşleştirdiği, kendini bulduğu şiirleri sever.”

Osman Özbahçe: “Biz içinde yaşadığımız toplumun, dönemin ürünüyüz. Modern şiir kitlelere hitap etmez. Bir kişiye hitap eder ve genelde o kişi ya sevgilidir ya da kendine benzeyen bir kişi. Halkı gözetmek, halkın seviyesine inmek amaçtan şaşmaya yol açar, şiiri çürütür. Şiir şiirle yapılmalıdır. Biz, özellikle ‘halk’ diye çırpındığımızda şiir konuşamıyoruz. Halkı gözetmek diye bir şey şiirde söz konusu değildir.”

Ayşe Öztekin: “Kişinin doğasında güzele, estetik olana özlem duygusu yatar ve kişi kendini fark ettiğinde, özüne döndüğünde bu özlem duygusuna daha çok kendini kaptırır, açlık duyar. Bu nedenle de kişi doyum noktasına varmak için şiire yönelir.”

Atıf Bedir: “Şiir doğrudan halkın içindedir. Şiir doğrudan yine halkla beraberdir. Şair gayet tabii halktan beslenebilir. Ancak halk şiirden bir şey bekleyemez.”

İbrahim Eryiğit: “Öncelikle şu anda burada bulunan TYB Ankara Şubesi Eski Başkanı Mehmet Kurtoğlu’na Şairler Meclisi gibi bir etkinliği başlatması dolayısıyla teşekkürlerimi sunuyorum. Orhan Veli yaşadığı süre içinde şiirlerinin anlaşılmadığı eleştirisine muhatap olduğu halde, günümüzde orta 2.sınıf öğrencilerinin bile anladığı bir şairimiz. Diğer yandan, şiirlerinin kapalı, anlaşılmaz olduğu şeklindeki eleştirilere cevaben Cahit Zarifoğlu kendisiyle yapılan bir söyleşide, “Halk şiirlerimi anlamayabilir ama halkın çocukları kendilerini yetiştirerek şiirlerimi anlayabilir” diyerek bir anlamda Orhan Veli adına da cevap vermiş oluyor. Osman Özbahçe’nin de dediği gibi şiir bireysel bir eylemdir. Şiire merak salan kişiler, kendilerini saran şiirleri bulur ve okurlar zaten.                                                      Benden önce konuşan arkadaşlarıma konuyu enine boyuna irdeleyerek konuşmalarından dolayı şubemiz adına teşekkür ediyorum.”

Şairler Meclisi, Ali K. Metin’in kapanış konuşmasıyla sona erdi.

 

dscf8670.jpgdscf8639.jpgdscf8640.jpgdscf8654.jpg

Bu haber toplam 425 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim