Şairler Meclisi Toplandı

Şairler Meclisi Toplandı
Ankara Şubesince her ay düzenlenen Şairler Meclisi ad-lı program TYB Mehmet Akif Divanı’nda 11 Mart 2017 Cumartesi günü saat: 13:30’da toplandı.

Şairler Meclisi’nin bu ayki konusunun başlığı, “Şiirin Siyaseti mi, Siyasetin Şiiri mi ?” idi.

Yöneticiliğini Ali K. Metin’in yaptığı programa, Arif Ay, İrfan Çevik ve İbrahim Eryiğit konuşmacı olarak katıldılar.

Siyasi şiirin öncüsü ve piri Namık Kemal’dir, biraz daha geriye gidilecek olursa Nef’i anılabilir” diyerek programı başlatan Ali K. Metin özetle şunları söyledi: “Modern şiirin tematik olmadığını biliyoruz. Siyasi şiirde tematik ögeler var. 2.Yeni şiirinin çoğuna siyasi şiir diyebiliriz. Gerçek şiir, belli bir temaya odaklanmaktan çok şairin kendi bireysel yaşantısına oturtulmuştur. Şair bireyselliğini yaşarken aynı zamanda çağına da tanıklık etmektedir. Lirik şiir empozesinden Türk şiirinin kurtulması lazım. Burada şöyle bir soru akla gelebilir: Şairin/şiirin temel meselesi nedir? Şairin temel aldığı referanslar nedir sorusu epeyce netameli bir soru. Şiirin sahici şiir olması açısından bu soru çok önemli. Şairin yeli siyasi söylemi şiirine angaje etmesine propaganda veya retorik şiir denir. Siyasi şiirin bir boyutu da toplumcu şiirdir. Şiir belli bir söyleme angaje olmamalıdır. Şair kendi özgürlük alanını yaşamadığı takdirde kendi siyasetini üretmesinden bahsedemeyiz. Şairin eleştirel bakışı muhafaza etmesi gerekir. Şair, ileriye, geleceğe bakar.”

İlk konuşmacı olarak söze başlayan Arif Ay özet olarak şöyle konuştu: “Şairin gündelik siyasetle bağı olmamalıdır. Bolu Beyi-Köroğlu veya Hızır Paşa- Pir Sultan Abdal çatışmalarında dönemin koşulları ve süreç dikkate alınırsa bizim safımız bellidir ama bu tür olayların çok da abartılmaması gerekir. Hızır Paşa Sivas’a Vali olarak atanıyor, adına düzenlenen yemeğe Pir Sultan Abdal’ı da davet ediyor. Pir Sultan yemeğe katılmıyor. Bütün mesele aslında bu kadardır. Sonrasında bu olay bambaşka yerlere çekiliyor ve ideolojik kamplaşma aracı ve siyasi bir figür olarak kullanılıyor bazı çevrelerce. Şairin ve şiirin güncel siyasetin, politikanın dışında olması gerekiyor. Şair partizan olmamalıdır. Şair özgür olmalıdır. Fransa’nın Cezayir’i işgal etmesinden dolayı zamanın Cumhurbaşkanı De Gol’ü eleştiren Sartre’yi De Gol’e şikâyet edenlere karşı De Gol şöyle der: ‘Sartre, Fransa’dır’. 70-li yıllar şiiri (birkaç şair dışında) bütünüyle politize bir şiirdir. Şair, politize olmadan siyasi duruşunu ifade etmelidir.”

Arif Ay’ın ardından, İrfan Çevik: “İçimizdeki hakikat sorgulamasıyla şiir yazıyoruz. Şairin siyaseti olabilir. Şairin siyaseti kendi karın ağrısını herkesi karın ağrısı olarak hissetmesidir. Bence üç kavram çok önemli: 1)Uzlaşma: Siyasetin temel kavramı uzlaşmadır. Şair, kimseyle uzlaşamaz. 2) Çıkar Sağlama: Halkın duygularını okşayıcı şiirler yazan kişi gerçek şair değildir. Toplumdaki duyguları bozu etkisinden dolayı Platon Devlet’ine şairi almamıştır. 3) Müdahil Olma: Siyasette vardır ama şiirde, şairde müdahil olma yoktur. Foucault, bütün ilişkiler iktidar ilişkisidir der bu yüzden.”  

Son konuşmacı olarak İbrahim Eryiğit: “Tarihimizde şiir-siyaset veya şair-devlet adamı ilişkisi olduğu bir gerçektir. Örneğin, Şeyh Galip, 3. Selim’i ve onun reformlarını öven toplam 22 tane şiir yazmıştır. Şairin görevi, cisimleştirdiği değerler ve enerjiler doğrultusunda toplumu dönüştürmektir. Edebiyat, kelimenin miras aldığımız anlamıyla bir ideolojidir bir bakıma. Şiirin iyileştirici özelliği siyasi egemen sınıflar tarafından her zaman kullanılmıştır. Mehmet Akif Ersoy’un, ‘Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem/ Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem’ dizelerindeki bir şair duruşu gerek bizlere. Şair yaşadığı çağın farkında olarak, doğal bir parçası olduğu halkın sevinçlerini, acılarını, hüzünlerini yüreğinde duyumsayan ve bu yönde şiirler yazan kişidir. Paul Valery’nin, ‘Şiirin içinde fikir, elmanın içindeki vitamin kadar saklı olmalıdır’ sözünde olduğu tonda olmalı şiir-siyaset ilişkisi bence. Her şeyden önce şair alabildiğince özgür olmalıdır, şairlerin eleştirileri kimseyi rahatsız etmemelidir, çünkü şairler gönülleriyle/gönülden konuşan kişilerdir.”

Program, Ali K. Metin’in konuşmacıların konuşmalarını değerlendirdiği kısa konuşmasıyla sona erdi.

   

Bu haber toplam 204 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim