• İstanbul 14 °C
  • Ankara -1 °C

Saklı Mehmet Âkif!

Saklı Mehmet Âkif!
İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif hakları konusu, 74. vefat yıldönümü yaklaşan Mehmed Âkif’le ilgili haberleri basının ilgisine açtı.“Mehmet Âkif’in saklı şiiri çıktı” haberi bunlardan birisi idi.

İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif hakları konusu, 74. vefat yıldönümü yaklaşan Mehmed Âkif’le ilgili haberleri basının ilgisine açtı.
“Mehmet Âkif’in saklı şiiri çıktı” haberi bunlardan birisi idi.
Anadolu Ajansı mahreçli bu haber günümüz magazin gazeteciliğinin gizlilik-saklılık kavramları çerçevesinde merak uyandırma eğilimini yansıtıyordu.
Mehmet Âkif’in şiirini kim saklamıştı? Mehmet Âkif mi, yoksa şiiri gönderdiği Ispartalı Hakkı mı? Ya da tamamen başka birisi mi?
“Saklı şiir”, kimde veya nerede çıkmıştı?
Haberin muhtevasına bakılınca, Türkçe ifade zaaflarının ve bilgi yanlışlarının bundan ibaret olmadığı görülebiliyordu.
Mehmet Âkif’in daha önce yayınlanmamış bir şiiri bulunmuş olmalıydı. Âkif Merhum’un 1908’den sonra şair olarak tanınmaya başlandığını, Safahat isimli şiir külliyatına ancak bu tarihten sonra yayınlanan şiirlerini aldığını biliyoruz. Bu tarihten önceye ait şiirler Safahat’ı yayına hazırlayan gayretli yayıncılar tarafından kitabın sonuna, “Safahat dışında kalmış şiirleri” başlığı ile konuluyordu. Bu şiir de onlardan biri olabilirdi.
Elbette bu kısma bir ilave mahiyetindeki bu şiirin bulunması da önemli idi. Fakat bunun veriliş tarzı bu önemi gölgeleyecek kadar biçimsizdi!
Haberin vurguları, konunun epey uzağında bir muhabir tarafından kaleme alındığını her satırında ortaya koyuyordu.
Mehmet Âkif’in dostlarından Ispartalı Hakkı’ya gönderdiği şiir, “1900’lü yılların ilk şiir örneklerinden biri olma özelliği”ni taşıyormuş!
Bu cümle ile ifade edilmek istenen nedir?
Mehmet Âkif’in şiirinin 1900 yılının ilk günlerinde, yahut da ilk saatlerinde yazılmış olduğu mu?
Haberin muhabirinin asıl alanını Mehmet Âkif’i, yani İstiklâl Marşı şairini, “İstiklâl Marşı’nın söz yazarı” olarak nitelendirildiği cümle ortaya koyuyor.
Günümüzün popüler müzik eserlerinde “güfte” yoktur. Onlar “şarkı sözü”dür! Onları yazanlar da, söz yazarı!
Mehmet Âkif’ten “İstiklâl Marşı’nın söz yazarı” diye bahseden bir haberi Anadolu Ajansı redakte etmeden servise koyuyor, Türkçe hassasiyeti, Mehmet Âkif muhabbeti olan gazeteler de gözleri kapalı bu haberi sütunlarında yayınlıyor!..
Haberdeki bilgi yanlışları, muhabirin Âkif’e ve İstiklâl Marşı’na biganeliğini apaçık ortaya koyuyor.
Şu sözlerin 1453 İstanbul dergisinde yayınlanan makalenin sahibi Yusuf Çağlar’ın ağzından çıktığına inanmamız beklenmemeli:
“İstiklâl Marşı, 12 Mart 1920’de kabul edilmiş.” Bu durumda, Büyük Millet Meclisi’nin İstiklâl Marşı’nı 23 nisan 1920’deki açılışından önce kabul etmiş olması gerekiyor!
“Çağlar, Akif ile ilgili bilinmeyen daha pek çok konunun bulunduğunu vurgulayarak, örneğin Ersoy’un Darülfunun muavinliği yaptığının bilinmediğini söyledi. O günlere ait dergide yer alan bir fotoğraf, Mehmet Akif’in öğretmenlik yıllarına ait en çarpıcı belge olarak yıllar sonra yeniden yayınlandı.”
Bu iki cümlenin neresinin düzeltilmemesi gerektiğini tesbit etmek hayli zor! “Darülfünun muavinliği” ne demek? Olsa olsa “muallimliği”dir, yani üniversite profesörlüğü. Mehmet Âkif’in bu yönünün bilinmemesi mümkün değil. Mehmet Âkif’in öğretmenlik yıllarına ait olduğu söylenen fotoğrafın da üniversite hocalığı dönemine ait olduğunu tahmin etmek de zor değil!
Basınımız hürriyet ilan etti, cumhuriyet ilan etti ama bir türlü ciddiyet ilan edemedi!
Atalarımız ne demiş? Önce dikkat, sonra itikat!

19.12.2010 Yeni Akit

Bu haber toplam 428 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim