• İstanbul 13 °C
  • Ankara 14 °C

Salih Tuna Yazdı: Bölüneceksek Bu Kadının Eliyle Bölünelim!

Salih Tuna Yazdı: Bölüneceksek Bu Kadının Eliyle Bölünelim!
Şekli şemailiyle son zamanlarda televizyon programlarında müşerref oldum. Daha evvel adını duymuş muydum, hatırlamıyorum. Adı, Danış Beştaş. Bir kadın; tastamam bir hanımefendi. "Danış" öyle pek yaygın bir ad değil.

Bir "i" bütün bir manayı değiştiriyor.

"İ" deyince aklıma şimdi Cahit abinin (Zarifoğlu) "Akşam sofrasında yedi kişilik bir aile oyunu" şiiri geldi:

"Ağabeyim / Ben / Çizilmiş bir yaşama atanmışım gibi / 'Peki ama' i ve i / 'Kim çizebilir senden başka senin yaşamını'(...) / 'Babacığım ben / Ayaklarım baltayla kesilmiş gibi' / 'Peki ama' baba / 'Ayakların... Apaçık uydurma ayaklar seninki" / 'Yepyeni güçlenen ayaklar onunki' i ve i..."

Daha sonraki televizyon programlarında Danış'ın önüne Meral'i de yazdılar ya da ben yeni fark ettim.

Dişi geyik manasına gelen Meral adını bilmeyen yoktur. Türküsü de var hani: "Aman avcı vurma beni / Ben bu dağın maralıyım..."

Meral Danış Beştaş, BDP Genel Başkan Yardımcısı.

Google marifetiyle 20 yıllık avukat olduğunu öğrendim. KCK davası kapsamında yargılanan Kürt siyasetçilerinin de avukatı.

Adı sanı işte böyle.

Cismi, Türkiye fotoğrafı gibi; Samsunlu da diyebilirsiniz Tokat'lı da; Mersinli de diyebilirsiniz Diyarbakırlı da!

Hatta Trabzonludur deyin, kimse itiraz etmez.

Önder Sav'a nispeten Gürsel Tekin ne kadar sempatikse, Sebahat Tuncel'e nazaran Meral Hanım da o kadar sempatik.

Sebahat Hanım da özünde iyi bir insandır mutlaka.

Gelgelelim Meral Hanım'ın komiser tokatlamak yerine, biteviye maruzat anlatacakmış gibi bir havası var.

BDP'nin Sayın Genel Başkanının her an maraza çıkaracağı, Osman Baydemir'in devamsızlıktan sınıfta kalacağı, Sırrı Sakık'ın camı çerçeveyi indireceği bir ilköğretim sınıfı düşünün.

Meral Hanım bu sınıfa teftişe gelmiş ceberut bir müfettişin önüne çıkarılan öğrenci temsilcisi gibi duruyor.

O kadar güler yüzlü, o kadar sakin, o kadar kararlı.

Ve, en netameli konuları suhuletle anlatacak kadar da hünerli.

Öyle tatlı dilli ki, bölünme korkusuyla büyümüş; harici düşmanların "Böl parçala yut" taktiğini hıfzetmiş; Türkiye'nin vatanıyla milletiyle bölünmez bütünlüğüne iman etmiş olsanız da, "Bölünmek kaçınılmazsa bari bu kadının eliyle bölünelim!" dersiniz.

Elbette bölünmeyelim Şinasi.

Zaten hanımefendinin de bölünelim dediğine rastlamadım.

Meral Hanım gerçekten de BDP'nin güler yüzü.

Ne ki, gözlerindeki derin acı hiç kaybolmuyor!

Ben bu acıyı tanıyorum.

Askerdeki yavrularının haberini bekleyen anaların gözlerinde olur böyle acılar.

Bir de, Bejan Matur arkadaşımızın "Dağın Ardına Bakmak" kitabında mebzul miktarda böyle bakan "fotoğraf" var.

Meral Hanımın adı sanı, şekli şemaili üç aşağı beş yukarı böyle...

Ya "zikri?"

Geçen gün katıldığı bir televizyon programında sivil itaatsizliği camilere kadar taşıdıklarından bahisle iki ayet ve bir hadis okudu.

Kimi kemalistler gibi "Kuran'daki bir hadise göre" demedi ama, diyecek diye de korkmadım değil.

O denli acemi.

Mesela, "AKP dini siyasete alet ediyor!" diyor; matah bir şeymiş gibi.

Vahlar olsun ki; kemalizm, Sağcı Kemalistlerin vasıtasıyla "Post-Kemalist" evreye geçti, Meral Hanım hâlâ "Ortodoks Kemalist" retoriği yineliyor!

Tamam, "Anadilimizde vaaz verilemeyecekse, yani Allah'ın evinde de tutsak edilecekse anadilimiz, Cuma'nın şartlarından biri de özgürlükse, ve mihrâb demek cihad edilen yer demekse ..." diye başlayıp meşru müdafaa dilini ibdâ etmesini beklemiyoruz

Bilgi birikimi, siyasi görüşü müsait olmayabilir buna.

Ama...

"Kürtler anadilinde ibadet özgürlüğü istiyor!" şeklindeki zırvayı dillendirmek zorunda da değil.

Yaşar Nuri Öztürklerin, Cemal Kutayların 28 Şubat sürecinde dillerinden düşürmediği mavalı terennüm etmenin ne alemi var?!

"Ortodoks Kemalistler" daha nereye kadar taklit edilecek, merak ediyorum!

Mesela, "Ezan-ı Muhammedi" 18 yıl Türkçe susmuştu; bir 18 yıl da Kürtçe mi sussun?

Demem o ki, Meral Hanım "anadilde ibadet" gibi laflar etmeden evvel kendi anadilinin büyük alim ve bilgelerini okusun.

Biz onlardan öğrendiklerimizle "Ortodoks Kemalizm"e karşı yıllar yılı direndik.

Velhasıl-ı kelam, özgürlük ve kardeşlik yolunda "apaçık uydurma ayaklarla" yürünemez.

Bu yolda "yepyeni güçlenen ayaklar" lazım cancağızım.

8 Nisan 2011 Yeni Şafak

Bu haber toplam 477 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim