• İstanbul 26 °C
  • Ankara 24 °C

ŞEHRE DAİR HASBİHAL

M. Ali ABAKAY

Bulunduğunuz şehri tanıyor musunuz?

Şehirde doğmak önemli değil, aslında. Yaşadığınız şehrin güzelliklerini bilmeniz ve doyasıya yaşamanız önemlidir.

Doğduğunuz şehirde, büyüdüğünüz şehirde tarihî, edebî, kültürel zenginliğin farkında olmanız, öncelikle kendinizi tanımanızdır.

Bulunduğunuz şehirde tarihî zenginliklerin farkında mısınız?

Tarihten gelen mirasın farkında olmak, dünden bugüne gelen mimarî eserleri, yazılmış kitapları bilmeniz, yaşadığınız şehirde hayatınızı devam ettirirken yaşamınıza farklılıklar kazandırır.

Bulunduğunuz şehirde doğal güzellikler, turizm alanlarını bilmeniz, bazen can sıkıntısını üzerinizden atmanız için, doktor tavsiyesinden daha önemlidir.

Temiz havanın, tabiatın güzelliklerinin farkında olmanız, şehrin bazen boğucu, insanı sıkıntıya sokan ortamından sizi uzaklaştırır.

Siz, binlerce yıllık geçmişi olan bir şehirdeyseniz ve bu bilgi birikiminden, kültürel mirastan, tarihî zenginlikten haberdar değilseniz, nelerin farkında olmadığını biliyor musunuz?

Geçtiğiniz mahalle sokaklarında bulunan evlerde, konaklarda, saraylarda bir dönem insanların yaşadığını, hayatın devamlılığını sağlayan yaşantılarının ne olduğunun farkında mısınız?

Bir yapının üzerindeki kitabe-yazıt, sizi yüzlerce sene öncesine götürür, farkındaysanız.

Yaşadığınız şehirde ölümü hatırlatan mezarlıkları gezdiniz mi? Bir dönem yaşamış, eser vermiş, insanlığa çalışmalarıyla hizmet sunmuş olanlarla baş başa bulundunuz mu? Kabirlerinin yanı başında sevdiklerinizi hatırladınız mı? Sohbet anlarınızı, konuşmalarınızı, beraber dolaştığınız zamanı düşündünüz mü?

Esnafı dolaşarak, insanların yaşam döngüsündeki hareketliliği yerinde seyre daldınız mı?

Bir sanatkârın elinden çıkan esere akıttığı göz nurunu, alın terini yerinde gördünüz mü?

Şehrin merkezinde bulunan kalesinin burçlarına çıkıp, etrafı seyre başladınız mı?

Uçan çift güvercinin kanat çırpmalarının sesini duyduğunuzda neler hissettiniz?

Sıcak temmuz ayının bir öğle deminde size sunulan şerbetin tadını yudumlayarak aldığınız oldu mu?

Okunan ezanla birlikte tarihî camiinin avlusuna doluşan yaşlıların yüzünde belirginleşen muhabbeti sorguladınız mı, şadırvanın yanı başında?

Yürürken etrafta olandan bitenden haberdar mısınız?

Yaşlı bir adamın elinden tutan gencin, yavaş yürüyüşüne tanıklık ettiniz mi? Çocukluğu bu şehirde geçmiş ihtiyarın gençlik yıllarını hatırlayışı olan yavaş adım atmalarını, etrafına bakarken yaşadıklarını tekrar hatırlaması olan çevreye bakışlarının farkında oldunuz mu?

Bir çayevinde küçücük masada simitle çay keyfini yaşarken, sizin çevrenizde başkalarının nelerle meşgul olduğunu bildiniz mi?

Hayatın geçtiği, bize göre zamanın eskidiği gündelik yaşamda şehirde yaşamak, yüzbinlerce farklı hayatı yaşayan insanların okunmamış ömür kitaplarında neler yazılıdır?

Sözü fazla uzatmanın manası var mıdır?

Hangi şehirde doğmuşsanız, yaşamaktaysanız dediğimiz şekilde yaşama farklı baktığınızda daha önce görmediğiniz birçok şeyin var olduğunun farkına varırsınız.

Haftada bir gün şehrin caddelerinde dolaşın, sokaklarına sapın. Mahalle içinde daha önce bilmediğiniz yaşamların saklı olduğunu göreceksiniz. Tarihî evlerde nice hayatın başladığının ve noktalandığının tanıklığında bulunacaksınız.

Bazen bir şairin ya da yazarın doğduğu evin yanından geçeceksiniz, ismi verilmiş sokağın içinde bulacaksınız, kendinizi.

Bir bakmışsınız iki bin, üç bin sene önce yapılmış bir binanın, ibadethanenin yanındasınız.

Tarihle iç içe yaşamak için, haftada bir gününüzü yaşamakta olduğunuz şehre ayırmanız, şehri dolaşmanız, kalabalıkla kaynaşmanız, sizi gerekliymiş gibi görünen, ömrünüzün törpüsü haline gelmiş televizyon izlemekten, sanal ortamdan ayırıp farklı âlemlere götürecektir, muhakkak.

Bu yazıyı okuduğunuzda hazırlığınızı yapıp, hafta sonu bulunmakta olduğunuz şehre yolculuğa çıkarken, şehri anlatan bir kitabın kapağını aralayarak, ilk adımı atmanız gerekir.

“Doğduğun, büyüdüğün, yaşadığın şehre hoş geldin!..” desek, itirazınız olmasın.

Belki sizinle bir caddede, bir sokakta ya da tarihî bir evin avlusunda karşılaşırız, hafta sonu.

Belki birbirimizi tanımadan konuşuruz.

Belki bir birimize sorular sorarız, kim bilir?

Bir sırdaş daha kazanırız, şehre dair.

Yazdığımız kitaplar olacak, şiirler olacak şehre dair.

Muhakkak burada yollarımız kesişir.

Tanışmayı umut ederiz, şehir içinde dolaşırken.

Ne zaman mı?

Eminim, bir hafta sonu. Belki her hafta sonu birlikteliğimiz olacak, şehre dair.

Şehre dair hasbihallerimiz eksik olmaz.

Bir camii avlusunda, bir hanın ihtişamlı çayevinde, bir sokaktaki simit satan büfede, ayak üstü soluklandığımız köşe başında ya da müzede.

  

Bu yazı toplam 1119 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim