Şehrin ortasında bir huzur adası, Sümbül Efendi Dergâhı

Şehrin ortasında bir huzur adası, Sümbül Efendi Dergâhı
Yahya Kemal merhum’un;

Dört asırdır inerek camie nur üstüne nur
Yerde bulmuş yaşayanlar da, ölenler de huzur

mısralarıyla andığı Sümbül Efendi Dergahı, yine büyük şairimizin tabiri ile “Bizans’ın kederi” üzerinde yükselen eski bir İstanbul semti olan Koca Mustafa Paşa’nın  merkezinde,  günümüzde,  tüm kalabalık, yoğun yapılaşma ve  trafik keşmekeşine rağmen bir huzur adası olma vasfını sürdürüyor.

II. Beyazıt ile Amasya’da şehzadeliği sırasında tanışmış olan Cemalettin Halveti Hazretleri. Horasan ekolüne bağlı bir yol olan Halvetiye ışığını İstanbul’da, bu kutlu mekanda tutuşturmuş. Bizans döneminden harap bir manastır bulunan bu yer, semte adını veren Koca Mustafa Paşa tarafından yaptırılan bir cami ile yeniden hayat bulmuş. Padişah ve paşanın ısrarlı davetleri ile İstanbul’u teşrif eden Cemalettin Halveti’ye dergahını kurması için tahsis edilmiş. Bu yüzden Koca Mustafa Paşa dergahı, İstanbul’un ilk Halveti dergahı olması hasebiyle diğer Halvetiye kolları tarafından da Asitane olarak kabul edilir. 

Cemalettin Halvetinin hac yolunda âlem-i cemale göç etmesinden sonra Halifesi Sümbül Efendi vasiyeti üzerine hazretin kızıyla evlenerek posta oturmuştur. 47 yaşında oturduğu postta 33 yıl süreyle hizmet eden Sümbül Efendi’nin asıl ismi Yusuf Sinan olup Merzifon’da doğmuştur. İlk tahsilini orada tamamladıktan sonra medrese tahsili için İstanbul’a gelmiş. İlk zamanlar tasavvuf aleyhtarı bir molla iken medreseden arkadaşı olan bir derviş vesilesi ile Cemalettin Halveti’nin huzuruna çıkmış ve kendisinden etkilenerek intisab etmiştir. Seyri sülukunu hızlı bir şekilde, 3 yıl gibi bir zamanda tamamlayan Yusuf Sinan Efendi, meşhur menkıbeye göre şeyhinin müridlerinden bir demet çiçek istemesi üzerine, uzun zaman kırlarda dolaştıktan sonra elinde boynu bükük bir sümbülle çıkagelmiş. Şeyhinin neden böyle yaptığını sorması üzerine, hangi çiçeğe elini uzattıysa onu Hak zikrinde görüp koparmaya kıyamadığını, en sonunda bu kopmuş sümbülü bulup getirdiğini söylemiş. Bundan sonra Sümbül mahlasını alarak Sümbül Efendi adıyla maruf olmuştur. Hazretin sağlığında sümbül çiçeğini çok sevdiği ve etrafında her daim bu çiçeği bulundurduğu da rivayet edilir. Bu yüzden Halveyiyenin bir kolu olarak ictihat ettiği sümbüliye tarikatının çiçeği ve sembolü sümbüldür.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/sehrin-ortasinda-bir-huzur-adasi-sumbul-efendi-derghi-makale,722.html

Bu haber toplam 161 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim