• İstanbul 16 °C
  • Ankara 16 °C

Selim İleri'den: Ustam Peride Celal'le yıllar (1)

Selim İleri'den: Ustam Peride Celal'le yıllar (1)
Ustam Peride Celal "Romanı ne zaman sevdiniz?" diye sormuştu bana. Bebek'teki evindeydik. İlk kez tanışıyorduk. Peride Hanım Her Gece Bodrum'u okumuş, tanışmak istemiş. Demek 1976, 77 filan. Güzel bir yazsonu akşamıydı.

Başöğretmenimiz Refi Bey ve eşi Müeyyet Hanım aile dostlarımızdı. Kızları Lâmia'yla yaşıttık. Sık sık onlara giderdik. Kü­çük oturma odasında, tam balkon kapısının yanında bir etajer dururdu. Etajerde sıra sıra kitaplar yan yana. Çoğu Semih Lûtfi Kitabevi'nin "ucuz romanlar" serisinden.

Peride Celal imzalı Sönen Alev'i -Münif Fehim'in yaptığı- kapak resminden dolayı çok severdim. Müeyyet Hanım'lara her gitti­ğimizde Sönen Alev'in kapağına yeniden bakıyordum.

Bu anlattıklarım 1955 sonrasında. Sözlükler, Sönen Alev'in 1938'de yayımlandığını saptıyor. Demek ben o sırada bir yirmi yıl öncesine dönüp bakıyormuşum. Ya Müeyyet Hanım, ya Refi Bey, yirmi yıl önce edindikleri Sönen Alev'den ayrılamamışlar.

Şimdi düşünüyorum da, Sönen Alev yirmi yaşlarında bir gençkızın yazdığı romanmış.

Sönen Alev'i sonunda okumuştum. Onun, sonra Yaz Yağmuru'nun, özellikle Atmaca'yla Aşkın Doğuşu'nun, bütün bu otuzların sonunda, kırklarda yazılmış romanların âdeta fizikötesi uzantıları olduğuna inanıyorum.

Günün birinde Peride Celal'le tanışacağımı elbette hayal ede­mezdim. Sadece eserlerini okuyordum. Peride adı bana çok çekici geliyordu.

Bu ad, o kadar çok sevdiğim Çalıkuşu'nun Feride'sinden daha alafranga, daha 'monden' geliyordu. Şu monden sözcüğünü de Aşkın Doğuşu'ndan öğrenmiştim.

Peride Farsça bir sıfat, 'uçup gitmiş' anlamına geliyor. Me­cazî anlamı ise 'solgun'.

Peride Hanım'la bir gün tanışacağım aklımdan geçmiyordu ama, usul usul, romanlar yazmaya çalışıyordum. Elbette hep öykünmelerle; Reşat Nuri'ye öykünüyordum, Halide Edib'e, Yakup Kadri'ye, Re­fik Halid'e. Peride Celal'in romanlarına da. Meselâ Atmaca'nın başlangıcında "Meliha'nın çayı" çok hoşuma gidiyordu. Alıntılıyorum:

"Meliha'nın çayı her zaman olduğu gibi kalabalıktı. Handan, yanındaki adama lâkayt, oturduğu koltukta kalabalığı seyrediyor, kızının nezlesini düşünüyor ve çocuğunun aksırmaktan, öksürmekten biraz kızarmış, şişmiş küçük tatlı yüzü gözünün önüne geldikçe garip bir rahatsızlıkla yerinde kıpırdıyordu. Halbuki geleli pek az olmuştu. Birdenbire kalkıp giderse hem etrafa, hem yanında dur­madan gevezelik ederek kendisini eğlendirmeye, gözüne girmeye çalı­şan doktor Nejat'a ayıp olacağını, kızkardeşinin buna kızacağını biliyordu."

Peride Celal o dönem romanlarını benimsemez. Hiçbirinin edebî değer taşımadığını ileri sürer. O dönemde geçimini sağlamak için yazmış olduğu magazin hikâyelerini üzüntüyle anar.

Bir gençkızın yetişme koşullarını kaleme getirdiği, yetkin bir üslûpla yazılmış Dar Yol'u ben çok severim. Peride Hanım Dar Yol'u da yıllar yılı gözden ırak tuttu. Dar Yol'u 1988'de Peride Ce­lal şu satırlarla imzaladı:

"Dostum Selim İleri'ye

"1949, İsviçre'den İstanbul'a geldiğim yıllar... İş peşine düştüğüm ve yeniden gazete kapılarını aşındırdığım... Kırk yıl sonra size imzalamak hüzün veriyor biraz. Eski zamanlardan kimi satırlar belgesel olarak işinize yararsa gene de sevineceğim..."

Kadıköyü'nden, Kızıltoprak'tan, Fenerbahçe'den, Moda'dan söz açan tasvirler bu romanda, günümüz için gerçekten belgesel anlam taşıyor.

Çetin bir mücadeledir onunkisi: Kendi söyleyişiyle "ekmek pa­rasını çıkarmak uğruna" boyuna yazmaktadır. Zorunlulukla, 'piyasa'nın taleplerine uzak duramaz. Sürekli yazdığı için kalemi bilenmek­tedir ama, gönlünce yazmamakta, yazamamaktadır.

Röportajlardan, tanıtımlardan, televizyon çekimlerinden hep uzak durdu Peride Celal. Romancının, eserini yayımlattıktan sonra, okurdan uzak durması gerektiğini düşündü. 1996'da yalvar yakar gerçekleştirdiğim söyleşimizde, geçmiş için şunları söylemişti:

"Geçmişe baktığım zaman... hele ilkgençlik... bir kere geçmişte o kadar sıkıntı çektim ki ben, yokluk, yalnızlık, maddî sıkın­tılar... Karamsar bir çocuktum. Sanki herkesin üzerinde bir yük­tüm. Üvey babam elbette değerli, çok iyi bir insandı. Annem olsun, üvey babam olsun, çok uğraştılar. Ama babasızlığın verdiği müthiş bir yalnızlık vardı. (...) Ben hiçbir zaman kendimle barış­madım. Hâlâ barışmadım. Hayatla barışmadım."

Dar Yol geleceğin usta Peride Celal'ini haber veren romandır. Necatigil Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü'nde şöyle yorumlamış:

"Romancılığının, ilk on beş yılında aşk ve serüven romanlarıyla tanındı. (...) Daha sonra gözlem ve çözümleme yatırımlarıyla, öncekilerden çok ayrı ve Türk romanının gelişim çizgisi üzerinde ağırlığı olan romanlara geçti."

Necatigil yeni dönemi Üç Kadın'la başlatır. Üç Kadın Peride Celal'den unutamadığım bir romandır. İlk basımı Çağlayan Yayınevi'nin cep kitapları dizisinden. Yayınevi Ertel Eğilmez'le Refik Erduran'ın. Dizideki kitaplar, elli altmış adet basılıyor, bütün gazete-tütün bayiilerinde satılıyor. Böylesi bir yayıncılık giri­şimi o güne kadar görülmemiş.

Üç Kadın'ı 1960'larda Beyazıt'ta, Sahaflar Çarşısı'nda bul­muştum. Bu romanda romancı Fatma'yı, çevresindeki şairleri, öteki yazarları, ressamları tanıyacaktım, Fatma'nın çok güzel ve mutsuz ablasını da. 1950'lerin İstanbul dünyası fonda. Peride Celal'in kesitindeyse bohem yaşayışlı sanat çevreleri. Yazar, Demokrat Par­ti'nin toplumsal hayatımızdaki etkisini de geri planda yansıtır. O ilk 'Amerikanlaşma' girişimleri...

Henüz Cihangir'de oturuyorduk. Üç Kadın'ı müthiş bir hayran­lıkla okumuştum. Peride Celal çoktan gözde romancılarım arasınday­dı. Tam o sırada Cumhuriyet gazetesinde Gecenin Ucundaki Işık'ın tefrikası başladı.

Demokrat Parti'nin var ettiği, 1950-60 arası güç kazanan bir zümre Gecenin Ucundaki Işık'ın kadrosunu oluşturur. Bu zümre, hay­li Batılı bir dekor önünde yaşayan, zengin, kentsoylu ve gösteriş­çidir. Büyük şehrin zenginler yaşamasını, yine Peride Hanım'ın nitelendirmesiyle "kaymak takımı"nın yaşamasını yansıtan hemen he­men ilk roman.

Gecenin Ucundaki Işık'ın tefrikasını her gün kesiyor, büyük boy bir zarfta saklıyordum...

23.06.2012 Zaman

Bu haber toplam 710 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim