Sevinç ve Huzur Kısa Sürdü: TEOG Kalkmıyor

Ahmet Tâlib ÇELEN

Maalesef sevinç ve huzur çok kısa sürdü. Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın TEOG ile alâkalı açıklaması imtihan cephesinde yeni bir şeyin olmadığını ortaya koydu.

Korktuğumuz gerçekleşiyor. Bir imtihan kalkıyor yerine yenisi geliyor. Ve biz aynı filmi kaçıncı defa seyredeceğiz.

“İmtihanın kokusu bile kalırsa TEOG kalkmamış demektir.” demiştik. Bırakın kokusunu kendisi lök gibi geliyor. “Sınavsız sistem” diye diye bir imtihan daha hayâtımıza girmeye, yani dünyamızı karartmaya hazırlanıyor. LGS, OKS, SBS ve TEOG, nasıl sâdece isim değiştirerek birbirinin yerine oturduysa bir isim değişikliği daha yapılacak ve yeni bir “imtihanlı sistem” eskilerin yerini dolduracak.

Bakınız sayın başbakanımızın açıklamasına:

"Liseye girişte yeni sistemin detaylarını aktaran Yıldırım, her yılın yıl sonu başarı ortalamasının alınacağını, ayrıca 8. sınıfta bir sınav olacağını söyledi. Yıldırım, sınavın test olmayacağını, açık uçlu sorular sorulacağını açıkladı." (http://www.star.com.tr/yasam/teog-yerine-yeni-sistem-nasil-olacak-meb-son-dakika-liseye-geciste-merkezi-sinav-olacak-mi-haber-1258951/)

"... ayrıca 8. sınıfta bir sınav olacağını söyledi." Hani imtihan kalkacak, imtihansız bir sisteme geçilecekti... TEOG'da da yıl sonu başarı ortalamasının yerleştirmelere tesiri vardı zaten. E, ne değişti o zaman? İmtihan varsa TEOG kalkmamıştır, kılık değiştirmiştir. Daha evvelki yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere en geç iki sene sonra alâkalı velî ve talebelerin bu yeni “test olmayan, açık uçlu soruların sorulduğu” imtihanla yatıp kalkacaklarını göreceğiz. Çünkü bizim problemimiz imtihanın şekli şemâli değil bizâtihî imtihandır. Bunu anlamadığımız müddetçe problem devâm edecektir.

Bir imtihanı kaldırıp diğerini getirerek sistem değişmez. Milletin ve maârifin ihtiyâcı birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi tamâmen imtihansız bir sistemdir. Çocuğun bütün ders, beceri ve ahlâkî performansının puanlanması netîcesi ve öğretmenler kurulunun yönlendirmesi istikâmetinde bir yerleştirme niçin yapılamasın? Almanya gibi ülkeler bunu yapabiliyor da biz niye yapamayalım? Müthiş bir kendi insanına îtimatsızlık var. Halbuki bir iki sene sonra çok güzel, oturmuş bir sistem olacağından endîşem yok.

TEKLİFİMİZİ TEKRARLAYALIM:

Dört yıllık ortaokul ders notlarının, el becerileri, fuarlara katılım, sportif ve kültürel yarışmalarda elde edilen muvaffakiyetler ve ahlâkî durumun…vb. puan olarak ortalaması alınır. Buna göre öğretmenler kurulu her talebe için bir yönlendirme belgesi verir. Bütün dersleri 100 olan talebeler fen lisesine, ortanın üstü talebeler sosyal bilimler ve Anadolu liselerine, ortanın altı meslek lisesi ve çıraklık okullarına yönlendirilir. Talebe bu yönlendirme belgesine göre 10-15 lise tercih eder. Liseler belirlenen bir müddet içinde puan sırasına göre aldığı talebeleri îlân eder. Boş kalan kontenjanlara göre ikinci bir tercih yapılır. Bu ikinci tercihinde de bir okula giremeyenler adrese dayalı sistemle bir liseye kaydolur. Fakat her şey burada bitmez.

ASIL YERLEŞTİRME LİSE 1. SINIF SONUNDA YAPILMALIDIR

BÜTÜN LİSELERİN 1. SINIFI HAZIRLIK SINIFI OLUR. Hepsinde ortak dersler okutulur. 1. sınıfın sonunda her lise, her talebeyi öğretmenler kurulunda değerlendirir. “Bu talebe bu okulda devam edebilir mi?” Ders muvaffakiyeti, çalışkanlık, ciddiyet, hocalarına saygı, arkadaşları ile geçimi…vb. kriterlere göre değerlendirilir. Devâmı münâsip görülen talebeler devâm eder, diğerleri seviyesine uygun okullara yönlendirilir. Çocuk lise 1. sınıf sonunda yönlendirildiği okullardan tercih yapar, tercih ettiği okulu kazanamayanlar adrese dayalı sistemle bir liseye kaydolur ve orada tahsilini tamamlar. Lise 1. sınıfı hepsi okuduğu için yıl kaybı da yaşanmaz. Bu sistemin en mühim faydalarından biri de şudur: Şişirme notlarla lise kazanmış çocuklar burada ortaya çıkar, gerçek seviyelerine uygun okullara dağıtılır. Hepsi bu… Bu sistem, cumhurbaşkanımızın eksikliğinden hep şikâyet ettiği değerlere de dikkat çekecek, velî ve talebenin gözünde hocanın ağırlığını artıracaktır. Talebeler sâdece ders muvaffakiyetine değil ahlâkî değerlere de kıymet vermeye başlayacaklardır.

“Ama torpil-kayırma olur, objektif bir seçim yapılamaz.” diyeceklere sözüm: Bir, insanımıza îtimat edeğiz. İki, hiçbir lise müdürü ve hoca topluluğu yüzünü kara çıkaracak talebeyle yola devâm etmek istemez. Üç, kendini ispatlayan talebeye herkes sâhip çıkar.

Elbette hiçbir sistem bu kadar sâde değildir ve boşlukları doldurulmalıdır. Ama yeni bir imtihanla doldurulacak boşluk yoktur. Bütün boşlukların sebebi o belâ değil mi zaten?

Haberin ifâdeleri muğlak. Dileyelim, haberde bir yanlışlık olsun ve aslında TEOG ve imtihana dayalı zihniyet kalkmış olsun. Sevinç ve huzur devâm etsin.

Başbakanımız sesimizi duyar mı acaba?

Sayın başbakanım, içinde zerre miktar imtihan bulunan sistem tekliflerini kabul etmeyiniz. Bu hamle son fırsattır. Bu defa da imtihan sokuşturulursa imtihansız bir sisteme kavuşmamız meçhul bir bahara kalacak, belki de artık ebediyyen imtihanlara mahkûm yaşayacağız. İçinde imtihan olan bir sistem TEOG’un kaldırılmasının haklı gerekçesini de yere serecektir. 

Bu yazı toplam 167 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim