Şeyh Edebali Türbesi'ndeki Asker

Kerime YILDIZ

Bahar gelip de tabiat dirilirken Söğüt’e gidilmez mi? Yine bir sebep bularak yola koyuldum. Dün sabah ilk trene binip Bilecik İstasyonu’nda indim. Her taraf asker dolu. Evci çıkanların dönüş zamanı, yol boyunca çarşı iznine çıkanlar… Bir askerin elindeki paketlere gayr-i ihtiyârî bakınca “Sarma börek. Evci çıkamayanlar için” dedi. Kendimi zor tuttum. Şu anneye bakın ki oğlunu doyururken annesine gidemeyenleri de unutmamış.

Bilecik Polisevi’nde çay içerken kınalı kuzularıyla kahvaltı eden anne babalar dikkatimi çekti. Şeyh Edebali’ye gitmek için minibüs durağına gittiğimde az evvel gördüğüm baba-oğul durağa geldi. Minibüse binince türbeyi sordular. “Ben oraya gidiyorum. Sizi götüreyim.” dedim. Çarşıda inip bir taksiye bindik. Baba yemin töreni için Tokat’tan gelmiş. Askerin adını sormadım. Nasılsa Mehmed değil mi?

Türbeye inen yokuşta kulaklarımda hâlâ ilk gelişimizdeki ayak sesleri. Doksanlı yıllardı. Yol kötü olduğu için otobüs inememişti. Suratımızın hâlini gören Meriç Ökten hocamızın, “Düşün bakayım önüme!” demesi de kulaklarımda. Karanlıkta önümüzü göremiyorduk.  Evlerin ışıkları tek tük yanmaya başlamıştı. O seher vaktini hiç unutmadım. O heyecanım hiç bitmedi.

Mehmedçik, taksi parasını ödemek için ısrar etti. Kabul etmedim elbette. Vedâlaştık.

Türbeye çıktığımda her tarafta yine askerler… Yâsin okuyan bir ses işittim. Yanına doğru gittim. O da Mehmed. Çöktüm kaldım. Bitirince ellerini açtı; duâsını etti. Duâsına “Âmin” dedim. Belki şehidlik istedi, belki dönüp sevdiğine kavuşmak. Hafifçe selâmlaştık.

Merdivenlerden inerken bir adamın, “Hey benim güzel ecdâdım!” cümlesi kulaklarıma çaldı.

Orhan Câmii’nin önündeki çeşmeden abdest alan askerlerle sohbet ettim biraz. Sonra çay ısmarladım ve dahî onları Allah’a ısmarladım.

İçim buruk bir hâlde yokuşu çıkarken, birisi “Abla! Ablâ!” diyerek arkamdan yetişti. Baktım, birlikte geldiğim asker. “Babam yokuşu çıkamaz. Taksi çağırdık. Şimdi de siz bizimle gelin!” dedi. Mis gibi bir bahar sabahında yürümeyi çok istiyordum. Olmadı. Kıramadım Mehmed’i. Otogarda ayrıldık.

Sağ sâlim Tokat’a dönmesi için duâ ettim.

Bu yazı toplam 124 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim