Suavi K. Yazgıç, Hasan Nail Canat'ı yazdı

Suavi K. Yazgıç, Hasan Nail Canat'ı yazdı
İKİ KALAS BİR HEVES: HASAN NAİL CANAT Konuya iki anekdotla başlamak icap ediyor. Birincisinin kahramanı Kemal Tahir. Ayşe Şasa, gençliğinde ‘Yaşadığımız Odalar’ isminde bir tiyatro oyunu kaleme alır.

hasan_nail_canatİKİ KALAS BİR HEVES: HASAN NAİL CANAT

Konuya iki anekdotla başlamak icap ediyor. Birincisinin kahramanı Kemal Tahir.

Ayşe Şasa, gençliğinde ‘Yaşadığımız Odalar’ isminde bir tiyatro oyunu kaleme alır. Cevat Çapan bu oyunu ‘Umutlu Bir İlk Adım’ başlıklı yazıyla över. Selahattin Hilav ve Atilla Tokatlı genç Ayşe Şasa’yı Kemal Tahir ile tanıştırırlar. Orada Kemal Tahir, Şasa’ya hayatının dersini verir: “Maskaralık yaptığın sürece seni alkışlarlar, ciddi bir şey yaptığında kimse suratına bakmaz. Yolunu ona göre seç!”.

İkinci anekdotumuz ise bambaşka bir mekândan… Kayseri İmam Hatip Lisesi öğrencisi iken okul müsamerelerinde arkadaşları ile küçük çaplı oyunlar sahneye koyarak sanat hayatına ilk adımını atan Hasan Nail Canat’ın babası Kayseri Hava İkmal Ana Tamir Fabrikası’nda çalışırken tiyatroyla ilgisi yüzünden şu sözlerle paylar: “Tiyatrocu mu olacaksın, soytarı mı olacaksın”.

Kemal Tahir ile Hasan Nail Canat’ın babasını buluşturan nokta, esasen bu toprakları batılılaştırmak için terbiye etmek amacıyla tiyatroyu da bir sopa gibi kullanan zihniyete tepkidir. Bu tepki esasen merhum Canat gibi sanatçıların karşılıksız gayretiyle ‘tarih’ olmuştur. 'Moskof Sehpası' isimli ilk oyununu Kayseri Müftüsü'nün daveti üzerine Kayseri Din Görevlileri Derneği'nin organize ettiği gösteride seyreden baba ihtarını geri almakla kalmaz, bir de gurur duyduğu oğlu için hayır dua eder: “Oğlum, oyununu heyecanla seyrettim. Yanılmışım. Artık seni özgür bırakıyorum. Sanatını Allah yolunda kullandığın müddetçe yolun açık olsun”. İşte rahmetli Hasan Nail Canat’ın hikâyesi de tam o hayır duayı aldığı noktada başlar zaten. Zira yol ayrımında Kemal Tahir’in ve babasının işaret ettiği yönün ortak paydasına yönelmiştir o…Diğer istikamette D. Mehmed Doğan’ın bir kitabına verdiği isimle ‘Mağlubiyet İdeolojisi’ vardı. Esasen mağlubiyet ideolojisi, yerli oryantalist üretim çiftliğinden başka bir şey değil. İlköğretimden üniversitelere tekrarlana tekrarlana ezberlenen, bilim kisvesi altında çoğaltılan mağlubiyet ideolojisi ile hareket ettiğimiz için Tercüme Odası’nda yetişen aydınlarımız bir türlü kendi evlerine çıkamıyorlar.

Karşılaştığı yol ayrımında Hasan Nail Canat’a seçimini yapmasında en büyük yardımcısı ise Anadolu’ya heyecan ve aksiyon veren Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ocağıdır.

İMAM HATİPTE SAHNE TOZU

25 Ekim 1943 yılında Kayseri'de doğan Hasan Nail Canat’ın, Kayseri İmam Hatip Lisesi öğrencisi iken sahne tozu yutmasının hikâyesini az önce anlatmıştık. 'Yalnızlar Rıhtımı' isimli bir de şiir kitabı yayınlandığı o yıllarda, Rusya'nın Bolşevik ihtilalinde Türk kökenli insanlara yapmış olduğu zulümden etkilenerek 'Moskof Sehpası' isimli ilk eseri Anadolu turnesinde 1200 kere sahnelenme fırsatı bulur. Hasan Nail Canat, baba duası aldıktan sonra ‘Günahkar Baba’, ‘Dilsiz Şeytan’, ‘Bir Avuç Ateş’, ‘Afganistan Dramı’, ‘Bir Demet Gençlik’ isimli eserleri hem yazarak hem yöneterek hem de oynayarak sanatını icra etti. Ayrıca ‘Şeytan Üssü Haber Merkezi’, ‘İnsanlar ve Soytarılar’ ve ‘Başkasının Ölümü’ isimli başkalarının yazmış olduğu tiyatro eserlerinde de başrolde oynadı.

12 EYLÜL SEKTESİ

12 Eylül darbesi tiyatromuz için kayıp olsa da, darbeciler bile tiyatro ile bağlarını kopardıkları Canat’ın bir şeyler yapmasına engel olmaz. Sahneye çıkamadığı dönemde Canat, 'Bir Küçük Osmancık Vardı', 'Nur Dağındaki Çocuk', 'Yaralı Serçe', 'Günahkar Baba', 'Yasemen', 'Kırımlı Murat Destanı', 'Bir Avuç Ateş', 'Gül Yarası' ve 'Kiralık Zindan' isimli romanları yazar. 'Moskof Sehpası' isimli ilk eserini 'Kırımlı Murat Destanı' adında kitap haline getiren Canat, romanının Milli Gazete’de tefrika edilmesi hakkında söyledikleriyle sanat mesaisinin dinamosunu nasıl şarj ettiğini de açıklamış olur: “Olacak, beni göremeyenler beni okuyacak ve ne olursa olsun bu insanlara mesajımı vereceğim”.

YORULMAK NEDİR BİLMEDİ

Hasan Nail Canat, vefat ettiğinde 10 yıla yakındır Altunizade Kültür Merkezi'nde Üsküdar Belediyesi Tiyatrosu'nda oyunlarını sahneliyordu. Geleneksel tiyatronun örneklerini sunan Hasan Nail Canat, 'Keloğlan', 'Sokak Kızı Elif', 'Mindrella', 'Süper Bekçi' gibi çocuk oyunları ile 'Bir Avuç Ateş', 'Demedim mi?', 'Metropol ve Kadın' adlı oyunlarını da yetişkinler için sahneledi. Çocuklara ve yetişkinlere tiyatro eğitimi de veren Canat, sinema ve televizyonda da sanatını icra etti. 'Ateşin Teslim Olduğu Gün', 'Bize Nasıl Kıydınız?', 'Reis Bey', 'Beşinci Boyut', 'Minyeli Abdullah', 'Sahibini Arayan Madalya', 'Sürgün', 'Köstekli Saat', 'Kaşağı', 'Çizme', 'Hasret', 'Siyah Pelerinli Adam' ve 'Gülün Bittiği Yer' adlı sinema filmleri ile 'Camgöz', 'Beyaz Savaş', 'Su Perisi Kayıklar', 'Sır Kapısı', 'Müslüman'ın 365 Günü', 'Müslüman'ın 24 Saati', 'Deli Yürek', 'Ekmek Teknesi', 'Çobanın İbadeti', 'Kenan'da Bir Kuyu' ve 'Kalp Gözü' adlı TV dizilerinde rol aldı. Onun defterinde 'Sanat sanat içindir' veya 'Sanat halk içindir' değil 'Sanat Hakk içindir' yazıyordu. Onun talebelerinde Birol Cürgül, Milli Gazeteye verdiği demeçte ustasını şu sözlerle anlatmıştı: "Hasan Nail Canat, en başından beri neyi, niçin ve nasıl yapacağını bilen bir sanatçıydı. Hayatı boyunca hiç bocalamadı, eğilmedi, bükülmedi. Sıkıntı çekti, zorlandı, fakat pişman olacağı hiçbir şey yapmadı. Herkes için örnek bir gönül insanı oldu. Hesap gününü hiç aklından çıkarmadı. Erken yaşlarda şiirle başlayan sanat hayatına, kırk yılı aşkın bir süre emek verdiği tiyatro çalışmalarının yanı sıra; roman yazarlığı, radyo programcılığı, sinema ve televizyon oyunculuğu ile devam etti."

VEFATI

Yıl 2004. Aylardan Ramazan. 61 yaşındaki Canat, Necip Fazıl Kısakürek'in aynı adlı şiirinden esinlenerek yazdığı 'Aynalar Yolumu Kesti' adlı oyunu Üsküdar Belediyesi İftar Vapuru'nda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın önünde sergiledi. Canat, kendisine aldığı plaket hakkında sorulan soruyu “ben sözümü sahnede söyledim” cevabını verdi. Oyunun ardından Üsküdar Belediyesi Ramazan Hatıra Defteri'ne ''Bu gece çok güzel ve gizemli'' diye yazan Canat, Gaziosmanpaşa'daki evinde sahur vakti geçirdiği kalp krizi sonucu Hakkın rahmetine kavuştu. Canat'ın cenazesi, ertesi ün ikindi vakti Küçükköy Erkek İmam Hatip Lisesi Uygulamalı Camii'nde kılınan namazın ardından Eyüp Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Rabbim gani gani rahmet eylesin…

Bu haber toplam 813 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim