Sultanbeyli Belediyesi Barbaros Hayrettin Paşa ile ilgili Anma Toplantısı Düzenliyor.

Sultanbeyli Belediyesi Barbaros Hayrettin Paşa ile ilgili Anma Toplantısı Düzenliyor.
Sultanbeyli Belediyesi tarihi değerlerini hatırlamaya ve hatırlatmaya devam ediyor.
barbaros

Sultanbeyli Belediyesi tarihi değerlerini hatırlamaya ve hatırlatmaya devam ediyor. Kendini ve kentini geliştiren belediye prensibiyle hareket eden Sultanbeyli Beldiyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Sultanbeyli Kültür Merkezi’ndeki etkinlikle; Osmanlı, hatta dünya denizcilik tarihinin en önemli şahsiyetlerinin başında gelen Barbaros Hayrettin Paşa ile ilgili anma toplantısı düzenliyor.

Program: DENİZLERİN SULTANI BARBAROS HAYREDDİN PAŞA
Tarih: 28 Nisan 2011 Perşembe
Saat:18.30
Yer: Sultanbeyli Kültür Merkezi


Akdeniz’in Efendisi Barbaros’un Akdeniz’deki faaileyetleri, Cezayir, Libya ve Tunus hakimiyeti, burada kendi devletini kurması ve daha sonra Osmanlı Hakimiyetine girmesi Prof. Dr. İdris Bostan tarafından anlatılacak. Ayrıca programda Özgür Oral’da Barbaros’un Batılı devletler nezdindeki görüşlerini paylaşacak.

Programda Barbaros’un denizlerinden ve gemilerinden ve mücadele alanından görseller sunulacak. Ayrıca programa katılımcılara Barbaros Hayreddin  Paşa ile ilgili kitap hediye edilecek.

Osmanlı denizcilik tarihi konusunda önemli eserler veren Prof. Dr. İdris Bostan’a göre, hakkında onlarca kitap yazılmasına rağmen Barbaros’u yeterince tanımıyoruz: “Barbaros, ya Avrupalılar gibi (Rum asıllı, barbar, korkunç vb.) korsan denilerek gerçek dışı sıfatlarla ya da efsanelere bürünmüş olarak tanıtılıyor.” Prof. Bostan, şu anda Gazavat-ı Hayreddin üzerinde çalışıyor. Bostan, Barbaros’un korsanlığı hakkındaki söylentilere önemli bir not düşüyor, Osmanlı korsanlığının bugün zannedildiği gibi haydutluk olmadığını, Osmanlı hukuku yani İslam hukukunun çizdiği sınırlar çerçevesinde denizde de gaza ve cihad yapıldığını anlatıyor. Barbaros 15. yüzyılın son çeyreğinden itibaren Akdeniz’deki mücadelelerde, özellikle Kuzey Afrika’nın İspanya’ya karşı korunmasında büyük rol oynar. Kazandığı zaferler sayesinde imparatorluk donanmasının başına geçmek üzere Yavuz ve Kanuni tarafından iki defa İstanbul’a davet edilir ve nihayet 1534’te Mirmirân-ı Bihâr yani Derya Beylerbeyi olur. Sonrasında Osmanlı’nın altın çağlarını yaşamasında Barbaros’un büyük katkısı söz konusudur. Bostan’a göre, Osmanlı denizciliğinin inkişafında bir dönüm noktası Barbaros. Onunla birlikte deniz savaşlarında takip edilen strateji ve taktiklerle gemi teknolojisindeki tercihler yüz yıl etkisini sürdürmüş. O’nun başarıları sadece denizlerde üstünlük sağlamakla sınırlı değil. Barbaros aynı zamanda, Osmanlı’nın İspanya, Fransa, Venedik, Ceneviz gibi devletler arasında da itibarının yükselmesini sağlar. Nitekim başarılarından dolayı kendisine vezir rütbesi verilir ve Divan’a dâhil edilir.

Barbaros’un büyük bir amiral olmasının yanı sıra dindar biri olduğunu anlatan Bostan, Gazavât’ta Barbaros’un etrafındakilerin onun kerametlerinden bahsettiklerini anlatıyor. Preveze’de fırtınanın en şiddetli anında, iki kâğıda Kur’ân-ı Kerim’den iki ayet yazdırıp, kendi gemisinin iki tarafından denize bıraktırması sonunda, rüzgârın dinip müttefik haçlı donanmasındaki kalyonları hareketsiz kılması, Gazavât’ta da yer alıyor. Benzer olayların İslam tarihinin çeşitli dönemlerinde yaşandığını anlatan Bostan, buradaki durumun, Bedir savaşında Allah’ın, Müslümanlara melekler aracılığıyla yardım ettiğini söyleyen ayetlerdeki ifadeyle benzerliğine dikkat çekiyor.


Barbaros Hayreddin Paşa

 

Midillili sipahi Yakup Bey’in dört oğlundan biri olarak 1466’da dünyaya geldi. Ağabeyi Oruç Reis gibi genç yaşta denizlere açılmış, kendi gemisiyle Ege Denizi ve Selanik sahillerinde faaliyet göstermişti.

Kendisini; Cezayir’de yaptırdığı caminin kitabesinde görüldüğü gibi “es-Sultânü’l-mücâhid fî sebîli’llâhi Rabbi’l-âlemîn Mevlâna Hayreddin ibn emîrü’ş-şehîr mücâhid Ebî Yusuf Yakub et-Türkî” (Allah yolunda mücahid Sultan Hayreddin ki Türk soyundan meşhur emir Yakub’un oğlu) şeklinde tanıtmaktadır.

Cerbe adasını üs edindikten (1510) sonra Tunus’a yerleşti. Akdeniz’de gösterdikleri başarılar neticesinde yeni bir deniz gücü oluşmaya başladı. Barbaros Kardeşler, Afrika sahillerini ele geçirmeye kalkan İspanya’ya karşı bölge halklarının yardım istemesi üzerine Cezayir’e yerleşerek hükümranlıklarını ilan etti (1516). Oruç Reis’in bir savaşta hayatını kaybetmesinden sonra Cezayir hâkimi olan Hızır Reis, elindeki yetersiz kuvvetlerle İspanya’ya karşı duramayacağını anlayarak Osmanlı Devleti’ne katılmak için Yavuz Sultan Selim’e başvurdu.

Yavuz Sultan Selim, Hızır Reis’e emirlik beratı ile birlikte savaş malzemeleri taşıyan birkaç gemi ve asker gönderdi (1519).  Barbaros, İspanya’nın Beni Ahmer Devletine son vermesiyle (1492) birlikte din değiştirmek veya ölmek tehdidiyle karşılaşan binlerce Endülüslü Müslümanı gemilerle Kuzey Afrika kıyılarına taşıdı.

Cezayir Sultanı olarak İstanbul'a geldiğinde Kanuni tarafından büyük bir merasimle karşılandı. 1534’te Cezâyir-i Bahr-i Sefid/Akdeniz Adaları Beylerbeyliği görevine getirilen Hayreddin Paşa’nın, Deniz Beylerbeyi olarak Osmanlı hizmetine girmesi, Avrupa devletleri üzerinde büyük bir yankı uyandırdı. Bu gelişme Osmanlı denizciliğinde de bir dönüm noktası oluşturdu. Barbaros, usta bir denizci olduğu kadar iyi bir devlet adamıydı.

Barbaros Hayreddin Paşa'nın Akdeniz'deki hâkimiyet mücadelesinde en önemli başarısı Preveze Deniz Savaşı'dır (1538). Andrea Doria kumandasındaki Müttefik Hristiyan donanması ile Preveze’de karşılaşan Barbaros, kendi kadırgalarıyla dönemin kalyonlarına karşı büyük bir zafer kazandı (1538). Osmanlılar, Preveze ile Akdeniz hâkimiyetini kesin olarak ele geçirmiş oldu.

İspanya’ya karşı Fransa’nın ısrarla yardım istemesi üzerine, Kanuni’nin emriyle hareket eden Barbaros, önce Marsilya’ya ve Tolon’a oradan Nice önlerine gelerek İspanya kontrolündeki şehrin Fransa’ya teslimini sağladı ve Barbaros, sekiz ay boyunca şehrin yönetimini elinde tuttu. Bu Barbaros’un denizlerdeki son seferiydi.

Ünlü deniz gazisi, amirali ve devlet adamı Barbaros, 16 Temmuz 1546’da seksen yaşı civarında vefat ederek Beşiktaş’taki türbesine defnedildi. “Mâte reîsü’l-bahr/Denizlerin Reisi Öldü” ifadesi onun vefatına tarih düşürüldü.

25 Nisan 2011 Sanatalemi

Bu haber toplam 978 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim