Suriyelilere Özel Bir İmtiyaz Yok!

Fatma Gülşen KOÇAK

Anadolu’nun parlayan yıldızlarından Gaziantep düşman işgalinden kurtuluşunun 100. Yılına görkemli faaliyetlerle girmeye hazırlanıyor.

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleştirilecek 100. Yıl programları için hummalı bir çalışma var. Konuyla ilgili Vali Davut Gül titiz bir çalışma yürütüyor. Gaziantep’e gelip sadece mutfağından bahsetmek olmaz. Halkın arasına girip sorunlarını dinledim. Bir dizi ziyaretler gerçekleştirip şehrin geleceğine dair farklı kesimlerin beklentilerinin neler olduğunu öğrenmeye çalıştım. Notlar aldım ve bütün bunları Vali Gül’e sordum. Sayın Vali halk tarafından çok seviliyor. Çalışkanlığı meseleler karşısında cesur ve kararlı davranması vatandaşın sevgisini kazanmasında büyük etken. Suriyeli nüfusun çok olmasından kaynaklı bazı krize yol açabilecek konular Sayın Valinin tecrübesiyle çözüme kavuşturulmuş.

 Bize tam bir misafirperverlik örneği sergileyerek sorularımızı içtenlikle cevaplayan Gaziantep Valisi Sayın Davut Gül’e gazetemiz adına şükranlarımı sunuyor sizi röportajımızla baş başa bırakıyorum.

 

Şehirde Suriyeli nüfusu çok. Mültecilerle ilgili oluşturulan negatif algılar var. Bu konuda ne dersiniz?

Burada yaşayan ister Suriyeli olsun ister başka milletten olsun yabancıların kurallara uymasını sağlamak önemliydi. Bunu sağladık.  ‘Suriyeliler kurallara uymuyor’ algısı doğru değil. Çalışma, iş kurma, barınma şartlarında şu an devletin kendi vatandaşına yapmayıp da Suriyelilere yaptığı özel bir uygulama veya verilen özel bir imtiyaz yok.

Devlet niye Türklere değil de  Suriyelilere yardım ediyor diyenler var. Bu algı halkta olumsuz bir etki bırakıyor. Bu meselenin hakikati nedir?

Algıya baktığımızda ‘Biz garibanız, bize devlet bakmıyor Suriyelileri besliyor’ söyleminin etkili olduğunu görüyoruz. Bu doğru değil. Uluslararası fonların bizler aracılığıyla Suriyelilere verdiği kaynaklara devlet ilave yapmıyor. Bizim üzerimizde hiçbir mali yükleri yok.

Suriyeliler keyif çatıyor. Bizim askerimiz savaşıyor algısı da var. Bir de Güvenli bölgeler oluşturulduğunda Suriyeliler bölgeye gidecek mi?

Bu doğru değil. Biz orada savaşıyoruz, biz orada Suriyeliler ile birlikte savaşıyoruz. Biz orada Suriyeliler ile birlikte Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü, geleceğini tehdit eden PKK’ya, IŞİD’e, bütün terör örgütlerine karşı savaşıyoruz. Bunu yaparken de güvenli bölgeler açılıyor, güvenli bölgelerden de beklentimiz oraların gerçekten güvenlik anlamında, barınma, beslenme anlamında normalleşmesi ve buradaki insanların oraya gitmesi. Şu an 360 bin civarında gönüllü geri dönüş yapan var. Alan açıldıkça önemli bir kısmının da gitmek istediğini görüyoruz. Barış Pınarı Harekatı bittiğinde orada daha çok güvenli alan olacak. Harekatın iki boyutu var; birincisi oradaki terör varlıkları ortadan kalkacak, ikincisi de yerleşim yerleri inşa edilecek. Hem Türkiye normalleşecek hem de alan normalleşecek. Kanton, devletçik gibi yapılanmalar ortadan kaldırılacak.

Barış Pınarı Harekâtına halkımızın olağanüstü desteğini nasıl yorumluyorsunuz?

Barış Pınarı Harekâtı siyaset, sivil toplum kuruluşları, vatandaşlar kısaca toplumun tüm kesimi bir olduğunda,  güçlü bir irade olduğunda ve bu iradeyi dosta düşmana karşı temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü bir hükümet olduğunda dünyanın her tarafından saygı gördüğümüzü bize gösterdi.  Allah birliğimizi bütünlüğümüzü bozmasın. Bütün milletvekillerimizin, başkanlarımızın, her bir muhtarımızın, her bir sivil toplum kuruluşumuzun 82 milyon her bir ferdimizin katkısı var. Bizler aynı gemideyiz ve bu geminin su almaması lazım.

Batı medyasında  Barış Pınarı Harekatıyla birlikte Türkiye aleyhinde yayınlar artmaya başladı. Gaziantep Üniversitesi’nin Suriye sınırları içerisinde fakülte kurması Türkiye’nin Suriye’yi işgalinin bir kanıtıdır diyerek kirli bir propaganda yürüttüler. Bu iddialar hakkında ne derisiniz?

Şunun iyi anlaşılması gerekiyor. Kimsenin toprağında, yerinde gözümüz yok. Oraya biz müdahale etmediğimiz sürece teröristlerden arındırılamaz. Keşke orada bir otorite olsa, terör ortadan kalksa komşuluk ilişkileri devam etse. Suriyeliler çalışacağı, yaşayacağı güvenli yerler istiyor. Türkiye’de üç Suriyeli okuyorsa okumak isteyen 50 tane var. Buradaki imkanları oraya taşıyıp cazip hale getirmek istiyoruz. Yoksa işgal beklentimiz, amacımız yok. Suriyeli dostlarımızın dönüşünü teşvik etmek istiyoruz.

Anadolunun parlayan yıldızı Gaziantep’in Türkiye ekonomisindeki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İhracatımız 7 milyar doların üzerinde. İhracatı ithalattan fazla olan, en çok yüzdelik artışı gösteren il biziz. Gaziantep’in en önemli özelliği ham maddeyi alıp işleyerek başkalarına satmasıdır. Dünyanın her tarafına mal satan bir şehir konumuna gelmiş durumdayız.

Gaziantep kültürel anlamda da zengin bir şehir. Bize biraz bu konudan bahseder misiniz?

Gaziantep büyük bir  kültürel mirasa sahip. Şehirde bulunan 5 antik kent sadece Gaziantep’in ve Türkiye’nin değil Mısır’daki Piramitler gibi, İstanbul’daki Ayasofya gibi, Çin Setti gibi tüm Dünya’nın ortak malıdır. Bu Tarih ve kültür dünyaya yayılacak.

5 Antik kent dediniz isimleri nelerdir?

Belkıs/Zeugma Antik Kenti

Dülük (Doliche) Antik Kenti

Karkamış Antik Kent

Tilmen Höyük

Zincirli Ören Yeri

Sanki başkanlık sistemine geçilince sıkıntılar başladı gibi algılandı halk tarafından bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başkanlık sisteminin en önemli sıkıntısı tasarruf dönemlerine denk gelmesi oldu. Yatırımlardaki yavaşlık başkanlık sisteminin yavaşlığı gibi algılandı. Tasarruf döneminden daha çabuk çıkmamızı başkanlık sistemi sağlayacak.

Halkın arasında dolaşınca size karşı önemli bir sevgi saygı olduğunu gördük. Gaziantep halkı sizin çok çalışkan olduğunuzu sorunlara karşı çözüm odaklı yaklaştığınızı söylüyor. Vatandaş biz valimizden çok memnunuz diyor. Kısa sürede bu sevgiyi nasıl kazandınız?

Cumhurbaşkanımızın bir yönetim tarzı var, il valilerine de bir talimatı var. Ben ya da bir başkası, burada veya bir başka yerde, Sayın Cumhurbaşkanımız olduğu müddetçe o yönetim tarzına uygun hareket etme durumundadır. Nedir bu, kapısı vatandaşa açık olacak, vatandaşa tepeden bakmayacak, fakir fukaraya imkanları ölçüsünde yardımcı olacak, milletin derdiyle dertlenecek. Bunu da il valileri her ilde en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. Biz de Gaziantep'te en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bu açıdan bizim için de bir anlamda yol haritası, bir tercih değil bir talimattır.

Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı etkinlikleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilecek? Ne gibi faaliyetler yapmayı planlıyorsunuz?

Fatma Hanım bu şehre bedava gazi ünvanı verilmedi. 6317 şehit vererek Gazi’lik unvanını hakkıyla alan bu şehrin 100. yıla yakışır bir şeklide girmesi gerekiyor. Bununla ilgili geçtiğimiz günlerde Gaziantep’i Geliştirme Vakfı Mütevelli Heyeti,  belediye başkanları, rektör vekilleri ve ilgili kurum yöneticilerinin katılımları ile bir toplantı gerçekleştirdik. Tüm Anteplilerin katılımı ile gerçekleştirmek istediğimiz bu etkinlikler ile hem manevi anlamda ecdadımıza görevimizi yerine getirmiş hem de bu şehri bir adım daha ileriye taşımış olacağız. Dünyada “Gazi” unvanına sahip tek il olan Gaziantep’imizin Kurtuluş Savaşı’nda verdiği destansı mücadeleyle TBMM tarafından Gazi’lik unvanıyla şereflendirilmesinin 100. Yılına yakışır bir şekilde girmeliyiz. Bunun için her zaman olduğu gibi takdir edilen, örnek gösterilen “Gaziantep Modeli” ile çalışmalarımızı başlattık.

Şehirde konuştuğumuz gençlere sizi sorduğumuzda güven veren birisi olduğunuzu ve size çok güvendiklerini söylediler. Son olarak gençlere nasıl bir mesaj ulaştırmak istersiniz?

Çok teşekkür ederim. Gençlerimize güveniyoruz. Gençlerimizi seviyoruz. Onlar bizim geleceğimiz. Gençler gündemi hem siyasal hem de ekonomik anlamda takip etmelidir. Aynı zamanda sosyal yaşamın içerisinde olmaları gerekir.  İnsani ilişkiler, ticari ilişkiler, sivil toplum kuruluşları faaliyetleri de gençlere ikinci bir diploma olarak yansıyacaktır. Sosyal olmalarını tavsiye ederim. 

Fatma Gülşen Koçak-YeniAkit

Bu yazı toplam 114 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim