• İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C

Susmak yetmiyor

Eyyüp AZLAL

Suskun bir düşünce ile şehrin meydanı sayılabilecek bir yere gelmiştim. Mısır’daki kardeşlerimizin şahadeti ve kanlı darbeye direnişi sembolize eden “Rabia” ismi bu meydana verilmişti. Rabia meydanından ilham alan düşüncelerim hüzünlenmişti. Perdesi kalkar mı bu hüzünlenişimin bilemem. Ama tarihin tozlu raflarına kaldırılacak taze yaralarımızı hatırlamak da çok acı.

Bu meydandan hüzünlenerek geçiyorum. Bağdat, Kerbela, Şam, Filistin, Libya ve sonra Yemen…. Hatıramız başka bir hatırayla hüzünleniyor. Realiteye dönüyorum. Rabia meydanını bizden çok Suriyeliler doldurmuş. Arap Baharının kurbanları ne de çokmuş. Yanalım yakılalım demiş şair. Ne yanmak ne de yakılmak… Bu aşk sarmalı eski çağlarda kaldı. Ateş, sadece bedenimizde kalmıyor. Evimizi, barkımızı, bölgemizi de etkisi altına alıyor. Ne Halil Cibran ne de Nizar Kabbani yaralara tuz basabiliyor artık. Seyyid Kutup ise çoktan unutuldu. Elde var hüzün diyerek düşüncemi noktalamak istiyorum.

Gitmekte olan bir günün ardından ve gelmekte olan bir akşamın arafesinde uçuşan kelebekler gibi kederlerimi bir kenara bırakmak istiyorum. Evet uçan kuşlar değil dertlerim, uçuşan kelebeklerdir. Zindandan kurtulabilsek zindan bekçisinden de kurtuluruz. Alman filozof Goethe doğru mu söylemiş bilmiyorum. Dünya, hassas kalpler için bir cehennem gibidir. Dünyanın problemi, insanın problemidir. Dünyanın problemini çözmek için değil ama problemin nerede oluştuğunu anlamak bizi mahvediyor.

Güneş, yavaş yavaş solmakta idi. Tıpkı solan gençliğimiz gibi. Saatlerin önemi yoktu artık. Kör karanlık gelip çatmıştı. Kumaştan çalan terzi gibi ömür kumaşımızdan bir günü daha götürmüştük. Sandım ki hüzünlerim de bitecek bu solan güneş gibi. Ama dedim ya hüzünler vezgeçmiyor benden. Kapıyı açık unutmuş dalgın ev sahibi olmuş nedense hüzün hırsızlarını kovamıyordum.

Birden bire cebimde paramın kalmadığını hatırlamıştım. Çünkü akşam eve ekmekle tuz alacaktım. Şair değilim Orhan Veli gibi. Mısraları hatırlamak adına evi de unutamazdım. Biriktirdiğim şiirler para etmiyordu maalesef.

Rabia meydanının aşağısında bankalar caddesi vardı. Meydanı teğet geçerek bankalar caddesindeki bir bankanın para çekme makinesi önüne gidecektim. Hemen oraya yöneldim. Yolun öbür tarafına geçmek için demir bariyerlerin bittiği noktaya gitmek elzemdi. Ben de öyle yapacaktım ki birden uzun süredir görmediğim bir dostumun selamıyla karşılaştım. Mukabele edip gidecektim ki bu dostumun selamla birlikte bir şeyler daha da anlatmak istediğini anladım. Bariyerleri geçip kaldırıma da gelmemiştim. Ondan izin isteyip durduğum yerin trafik açısından tehlikeli olduğunu, kaldırımın şu köşesinde konuşalım demiştim. Dostumun kafasıyla tasdik onayıyla birlikte kaldırıma varmıştım. Bir köşeye çekildik. Dinleme makamına geçmiştim. Dostum ise konuşmaya başladıydı.

Daha önceleri şen ve şakrak olarak gördüğüm bu dostumun çok acı ve trajik bir derdi olduğunu öğrenmek beni hüzün makamında yormuştu. Bu gün hep hüzünlenmiştim. Dostumun ağır bir hastası vardı. Onunla ilgileniyor. Hastasıyla ilgilenmekten işine gidememiş. İş yerini kapatmış. İş makinelerini de satarak hastasının tedavi giderlerine harcamıştı. Sabır ve hüzün yine beni şiddetli bir fırtınaya maruz bırakmıştı. Kafamda gürleyen yıldırımlar beni sendelemişti. Daha hayatının baharını yaşayan bu genç dostuma sabır ve Allah’ın imtihanını telkin etmekten başka bir çarem yoktu. Allah’ın verdiği derdi ancak Allah’ın dermanını talep ederek giderebilirdik. Karanlıkta kalmışsak Allah’ın nurunu istemeliyiz.

Dertli ve kederli dostumu dinlemek uçuşan kederlerimi geri getirmişti. Onu dinlemek zorundaydım. O da bir dert dinleyecek birini arıyormuş.

Arabamı şehrin tenha bir yerine park etmiştim. Kimseler görmeden sessizce eve varayım diye. Ah ne diyeyim, dertler unutturuyor. Para da çekmemiştim. Çaresiz ve sessiz sessiz yürüdüm soğuk rüzgârlara merhaba diyerek.

Bu yazı toplam 241 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim