Tarihin edebi kaynakları: Destanlar

Tarihin edebi kaynakları: Destanlar
Destanlar, toplumları derinden etkileyen ve iz bırakan bir olay sonrasında oluşmuşlardır. Milli özellikler taşıdığından ait olduğu toplumun tüm özelliklerini yansıtırlar.

Milletleri derinden etkileyen tarihi ve sosyal olayları anlatan çoğunlukla manzum şekilde olan edebî eserlere “destan” denir. Destanlar henüz bilimin toplum hayatına tam anlamıyla hâkim olmadığı ilk çağlarda ortaya çıkmış sözlü edebiyat ürünleridir. Destanlar ve destansı öyküler, ilk çağlardan beri, dünyanın her yerinde, gelenekleri sonraki kuşaklara aktarmak için kolektif olarak oluşturulmuş edebî biçimlerdir.

Efsanelerden sonra bilinen en eski edebiyat türlerinden biri olan destanlar, zaman ve mekân içinde “kahraman-bilge” kişiliklerin efsanevi ve gerçek hayat hikâyeleri etrafında oluşmuş uzun, didaktik hikâyelerden oluşurlar. Bunun yanı sıra mitolojik, folklorik ve tarihi öğeler de barındırırlar. Destan sözcüğü bugün dilimizde iki edebî türü karşılamak üzere kullanılır. Bunlardan birincisi: Toplumu geniş ölçüde ilgilendiren olayları konu edinen 8-11 heceli dizelerden oluşan ve kıta sayısı yediden yedi yüze kadar varan anonim veya bireysel halk şiirleridir. İkincisiyse: Milletlerin yaşadıkları tarihi olayların efsanevi ve mitolojik unsurlarla yoğrularak oluşturduğu milli karakter taşıyan uzun manzum eserlerdir.

Tarihi kaynak niteliğinde de faydalanılabilen destanlar, mitlerden sonra en eski ikinci tür olarak kabul edilmektedir. Destanlar, ait oldukları toplumların ortak değerlerini, kurallarını ve yaşam biçimlerini içererek o milletlerin geçmişini temsil ettiğinden milli özellikler taşımaktadır. Ancak bununla birlikte bu türün her zaman gerçekleri aktarmadığını unutmamak gerekir çünkü bu anlatılarda toplumlar idealleştirdikleri bir gerçeği yansıtma gayretinde olurlar. Kahramanların sonsuz bir güce sahip olmaları ve neredeyse ölümsüz olmalarının sebepleri de bu gayretin içinde saklıdır.

Destanlar, toplumları derinden etkileyen ve iz bırakan bir olay sonrasında oluşmuşlardır. Milli özellikler taşıdığından ait olduğu toplumun tüm özelliklerini yansıtırlar. Halkın ortak malı olan destanlar anonimdir. Sözlü gelenek yoluyla gelecek kuşaklara aktarımı sağlanmıştır. Hem sözlü olması hem de halkın idealleştirme gayretinden dolayı olağanüstü özellikler taşımakta ve genellikle manzum yani şiir şeklinde anlatılmışlardır. Ait olduğu toplumda herkesin anlayabileceği sade bir dile sahiptir. Kahramanlar seçkin kişilerden oluşur ve bu kişiler olağanüstü özelliklerle kuşatılır. Genellikle savaş, yiğitlik, doğa ve aşk gibi temalar işlenmektedir. Destanlar doğal ve yapay olmak üzere iki başlıkta incelenmektedir ve destanların oluşumu için geçirilen üç ana evre söz konusudur.

Destanların oluşum evreleri

  1. Doğuş Safhası
  2. Yayılış Safhası
  3. Tespit ve Yazıya Geçirilme Safhası

Doğuş Safhası: Destana konu olayın ortaya çıkmasıdır.

Yayılış Safhası: Varyantlaşmaların en yoğun olduğu evredir. Anlatı, kuşaktan kuşağa aktarılarak sözlü kültür ortamında olgunlaştırılır.

Tespit ve Yazıya Geçirilme Safhası: Varyantlaşmanın sona ermesinden itibaren araştırmacının bu varyantlarda en ortak tarafları bularak anlatıyı derleyip toparlayarak yazılı kültür ortamına aktardığı evredir.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/mercek-alti/tarihin-edebi-kaynaklari-destanlar-h39219.html

Bu haber toplam 120 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim