Tarık Buğra ile 75 Yıl

Tarık Buğra ile 75 Yıl
Türkiye Yazarlar Birliği’nin kuruluşunun 15. Yılında ilk defa düzenlenen yaşayan bir yazara saygı toplantısı güzel bir başlangıç olmuştu. Bunun için yaşayan büyük yazarımız Tarık Buğra seçilmişti.

Bu toplantının Türkiye Kültür ve Sanat Bülteni’ninde yer alan haberini bir hatırlatma olarak sunuyoruz. Haber metnini Necati Sungur yazmış.

*

TYB'nin 15. kuruluş yılı ile yaşayan en büyük edebiyatçılarımızdan Tarık Buğra'nın 75. yaşı bir arada kutlandı.

TYB, 15.kuruluş yılı faaliyetlerinin ilki olarak, Tarık Buğra’nın 75.yılını kutlama toplantısı düzenledi. 30.1.1993 tarihinde Ankara Millî Kütüphane Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen toplantıya, toplantının adına düzenlendiği Tarık Buğra'nın yanı sıra, Devlet Bakanı Ekrem Ceyhun, bazı milletvekilleri, akademisyenler, araştırmacılar, sanatkârlar, öğrenciler katıldı.

Yerin karla kaplı olduğu soğuk bir kış günü, gönlü sıcak insanların bir araya geldiği bir toplantıydı bu. Soğuğa rağmen salonun dolması, Tarık Buğra'nın sevildiğinin bir deliliydi.

lutfi-sehsuvaroglu-001.jpg

Sunuculuğunu Dr.Lütfü Şehsuvaroğlu'nun yaptığı toplantının açılış konuşmasında TYB Başkanı D. Mehmet Doğan TYB'nin kısa bir tarihçesinden sonra, bugüne kadar yapılan çalışmaları özetledi. TYB'nin ülkemizin kültür ve sanat hayatına kazandırdıkları üzerinde duran Doğan, bütün bir kültür ve sanat haritamızı çizerek bu unsurların değerini çok açık ve güzel şekilde ortaya koydu.

d.-mehmet-dogan-acis-konusmasi.jpg

D.Mehmet Doğan, konuşmasında "Değerlerimiz hep geçmiştedir anlayışı, bizi müzeye götürür. Müzeler, milletlerin değerlerinin bir sergisidir. Oysa hayat dışarıda devam ediyor ve günümüzde yaşayan değerlerimiz vardır. Ve günümüzü bu değerlerle anlamak durumundayız.. Tarık Buğra, yaşayan bir değerimizdir. Gelecek nesiller, bu değerleri tanımak zorunda. O, kültürel derinliğimizin temsilcisi. Onun, eserlerinde sanatçı sezgisiyle vardığı sonuçlar, bugün çoğu ilim adamlarının varacağı sonuçlardır...İlk defa Kurtuluş Savaşının İnsanî boyutunu o ele almıştır " dedi.

ekrem-ceyhun.jpg

Daha sonra Devlet Bakanı Ekrem Ceyhun bir konuşma yaptı. Ceyhun, "Biz devlet adamlarının çabası, daha çok kamu kesimi içindir; oysa sanat adamlarının yaptığı, milletlerin geçmişten bugüne taşman kültür ve sanat hayatının meşalesini taşımaktır...Buğra’nın roman kahramanları, çağdaş Türkiye'nin temsilcileridir...

TYB’nin 15.yıl kutlamalarını, Tarık Buğra'nın 75.doğum yılını hatırlayarak düzenlemesi bir kadirbilirliktir" dedi.

Yurt dışından gelecek olan Başbakan’ı karşılamak üzere ayrılması gereken Devlet Bakanı Ceyhun, TYB'nin edebiyatımıza üstün katkılarından dolayı Tarık Buğra'ya sunmak üzere hazırladığı şilti yazarımıza verdi.

necati-celik,-d.-mehmet-dogan,-tarik-bugra,--001.jpg

Necati Çelik, D. Mehmet Doğan, Tarık Buğra

Daha sonra kürsüye gelen Hak-İş Konfederasyonu Başkanı Necati Çelik, "Bir milletin kültür ve eğitimi istenilen seviyeye geldiği zaman huzur ve barış sağlanır. TYB’nin çalışmaları her türlü takdire değerdir" dedi.

Kendisine adanan toplantıda kürsüye davet edilen Tarık Buğra şunları söyledi:

tarik-bugra-kursude-001.jpg

"Değerini bilmediğimiz, hoyratça harcadığımız kelimeler vardır: Mutlu’yum, mutlu oldum gibi.

Telefonu kapattığımda ’Vay be 75 yaşındaymışım' dedim. Telefon TYB’dendi. Bana 75 yaşımda olduğumu hatırlattılar... Aynaya pek bakmam. Tıraş olurken, jiletin olduğu yeri görürüm... Burnumu gördüğümde, ona 'büyüme ulan' derim."

Tarık Buğra, konuşmasını sürdüremedi. Çok duygulanmıştı ve gözlerinden yaşlar yürümüştü. Teşekkür etti. Herkes ayakta onu alkışlıyordu.

O anki duygu selini, yaşanan atmosferi kelimelerle ifade etmek mümkün değil, belki gözlerinden yaşlar gelen yalnız Tarık Buğra değildi.

"Tarık Buğra'nın Dostları" bölümünde Gültekin Sâmanoğlu ve Mehmet Çınarlı Tarık Buğra ile olan dostluklarına dair güzel anılar anlattılar.

cemal-kurnaz,-ramazan-kaplan,-besir-ayvazoglu-001.jpg

Daha sonra oturumlara geçildi. 1.Oturum'un konusu "Çağdaş Edebiyatımız ve Tarık Buğra" idi. Başkanlığını Doç. Dr. Cemal Kurnaz'ın yaptığı oturumun konuşmacıları Beşir Ayvazoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Ramazan Kaplan’dı. Cemal Kurnaz, oturumun açış konuşmasında, "Tarık Buğra’nın en büyük karakteristiği, bizi sevmesi, sevgiyi kendine ilke edinmesidir. Türkiye’de kan gövdeyi götürürken biz onun hikâyelerine sığındık..."dedi.

İlk konuşmacı Beşir Ayvazoğlu, "Tarık Buğra’ya, Sanatına ve Eserlerine Dair" başlıklı tebliğinde, sanatçının sanat hayatını, edebî şahsiyetini ve eserlerini bazı iktibaslarla anlattı.

"Tarık Buğra'nın daha yazarlık hayatının başında 'üslûp endişesiyle nesil arkadaşlarından ayrıldığı' Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da dikkatinden kaçmaz. Toplumculuk iddiasından yola çıkmadığı gibi dilini ve üslûbunu da peşinen bir "dâva" nın emrine vermeyen Tarık Buğra, hikâyelerimde insan ruhunun ve insanî münasebetlerin derinliklerinde gezinirken ’nesirden çok, şiir diline bağlı’ bir üslup geliştirmiştir." diyen Ayvazoğlu konuşmasının devamında Buğra’ nın eserinden alıntıyla şunları söyledi: "Sanatın topluma en yararlı tutumu sanat için oluncadır. Sanatçı bu tutumunda da toplumun insanın dertleriyle problemleriyle ilgilenecek onun elinde de bir neşter olacak. Ama peşin hükümlerle ve bilhassa bir doktrine bir politik duruma angaje olarak değil... bağımsızlığını, sanatın ve sanatçı yeteneklerinin hükümranlığını koruyarak "Düşman Kazanmak Sanatı" diye nitelendirdiği bu tavizsiz tutumunun Tarık Buğra’yı yalnızlaştırdığını söyleyen Ayvazoğlu , "Çünkü hiçbir ideolojik gruba angaje olmamış, dolayısıyla hiçbir grup da onu hiçbir zaman tam olarak kendisinden saymamıştır. Aslında her sanatçının mâlik olması gereken bir yalnızlıktır bu." dedi.

"Tarihe, topluma ve insanlara bir doktrinin, bir partinin vb. refakatinde bakmama çabası, Tarık Buğra'nın önüne resmî tarihi sorgulamak gibi zorlu bir işi de çıkarmıştır... "Küçük Ağa" bu düşüncenin mahsulüdür" sözleriyle konuşmasını sürdüren Ayvazoğlu, şu cümlelerle güzel tebliğine son verdi: "Sanat anlayışının, dilinin ve üslubunun farklılığı dolayısıyla kendi neslinden ister istemez koparak modaların dışında bir yazarlık macerası yaşayan Tarık Buğra, tutarlı, daha da önemlisi bu toprağa ve değerlerine bağlı; dönüp dönüp yeniden okunması gereken ve her okunuşta yeni bir derinliği keşfedilen birkaç yazardan biridir."

İkinci konuşmacı Ramazan Kaplan, "Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Adlı Romanının Fikrî Temelleri" başlıklı konuşmasında, Millî Mücadele’yi resmî görüş dışında farklı bakış açısıyla ele alan romanın irdelemesini yaptı. Kaplan "Millî Mücadele’de din faktörünü yok saymak bilgisizliğin değilse, seviyesizliğin bir örneğidir" dedi.

Öğle arasında Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürlüğü'nün Yemek Salonunda verilen yemek, güzel sohbetlere, dostluklara, neşeli dakikalara sahne oldu. Genel Müdürlük yetkilileri ve yemekhane personeline içten teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Başkanlığını Doç. Dr. Mehmet Küçükkurt’un yaptığı, Prof. Bozkurt Kuruç ve yönetmen Yücel Çakmaklı'nın konuşmacı olarak katıldıkları 2. Oturumun konusu "Türk Tiyatro ve Sinemasında Tarık Buğra"ydı.

yucel-cakmakli-tarik-bugra-programinda-001.jpg

Yücel Çakmaklı

Bozkurt Kuruç, Tarık Buğra'nın tiyatro eserleri ve tiyatro yazarlığı yanını ele aldı. Yücel Çakmaklı ise Tarık Buğra'nın sinema ve TV ile ilgisi ve katkılarını ortaya koydu. Tarık Buğra'nın eserlerinden uyarlama yoluyla birlikte yaptıkları sinema ve TV çalışmalarından bahsetti.

3.Oturum, "Tarih, Tarihî Roman ve Tarık Buğra" üzerineydi. Oturum başkanı Prof.Dr.Bahaeddin Yediyıldız, konuşmacılar Dr.Kemal Kahraman ve Dr.Ali Birinci idi.

Kemal Kahraman’ın rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı toplantıda, onun hazırladığı "Tarık Buğra ve Kemal Tahir'in Tarihe Bakışı" başlıklı tebliğini TYB Genel Sekreteri Bayram Bilge Tokel sundu. Tebliğde Tarık Buğra eksen alınarak, yeri geldikçe Kemal Tahir ile karşılaştırma yapılıyor. Osmancık-Devlet Ana eserleri üzerinde etraflıca duruluyor. Tebliğde "Millî Mücadeleye Bakışları" başlığı altında, her iki romancının paralellik ve zıtlıkları tartışılıyor. Her iki yazarın da zaferden sonra, ortaya dalkavukların, fırsatçıların çıkmasından ve gerçek kahramanların unutulmasından yakındıkları ifade ediliyordu.

Kahraman'ın tebliğinde Tarık Buğra ile Kemal Tahir'in tarihe ve değerlere bakışlarındaki bazı farklılıklar çarpıcı şekilde ortaya konmuş. Kemal Kahraman’ın tebliği şu cümle ile son buluyor: "Günümüze Kemal Tahir'in düşünceleri kaldı, Tarık Buğra’nın romanları."

İkinci konuşmacı Ali Birinci, sözlerine TYB’yi kasdederek "Ehl-i hünerin kadrini bilmek de hünerdir" diyerek başladı. "Yakın tarihi yazmanın zorluğunun bir ucu tarihçilerin kifayetsizliğine, yani manevî ve zihnî bakımdan gerekli maharet ve hususiyetlere sahip olmamalarına dayandığı gibi, diğer bir ucu bizzat bu işin mahiyetinden doğmaktadır. Çünkü tartışması ve oluşması bitmemiş bir zamanın tarihini yazmak, belki biraz mübalağa payı taşıyan bir teşbihle, henüz cereyan etmekte olan bir kazanın ehl-i vukuf raporunu yazmaya benzetilebilir" dedi. Sözü Küçük Ağa’ya getirerek "Tarık Buğra'nın bu romanı, henüz lâyıkı veçhile dikkati çekmemiş de olsa bir ümit ışığı gibi parlamakta, henüz ıssız olan tarih ummanında bir deniz feneri gibi yakın çağ tarihçilerine yol göstereceği günleri beklemektedir" diyen Birinci, A.Fuad Başgil'in " Türkiye'de ölmemek için çırpman bir maziyle, doğmak için çırpınan bir istikbal var.  İş, bu ikisini barıştırmaktır" sözüne temas etti. Birinci, "Gelecekte yakın tarih yazılacaksa, -ki bunun ilk örneği Küçük Ağa’dır- Küçük Ağa’nın örnek alınması gerektiğini düşünüyorum. Küçük Ağa, bütün evlerin kitaplığında yer almalıdır." dedi.

Oturum Başkanı Bahaeddin Yediyıldız, kapanış konuşmasında tarihin ne olduğunu ve tarihçinin görevlerini ortaya koydu.

Toplantının son konuşmasını yapmak üzere tekrar Tarık Buğra kürsüye davet edildi. Bu kez daha kısa süren konuşmasında, "Mutlu oldum" sözlerini hiç de hoyratça kullanmadığını ifade ediyor ve yine alkışlarla kürsüden iniyordu.

ekrem-ceyhun,-tarik-bugra.jpg

Tarık Buğra, Ekrem Ceyhun

gultekin-samanoglu-001.jpg

Gültekin Samanoğlu

ramazan-kaplan,-cemal-kurnaz,-d.-mehmet-dogan,-tarik-bugra,-ali-birinci,-yucel-cakmakli,-bahattin-yediyildiz,-besir-ayvazoglu,-bozkurt-kuruc-(devlet-tiyatrolari-g.-md.)-001.jpg

Ramazan Kaplan, Cemal Kurnaz, D. Mehmet Doğan, Tarık Buğra, Ali Birinci, Yücel Çakmaklı, Bahattin Yediyıldız, Beşir Ayvazoğlu, Bozkurt Kuruç (Devlet Tiyatroları G. Md.)

 

 

Necati Sungur

Bu haber toplam 572 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim