Tarkan Zengin: Milli kalkınma için ‘sizi önce sizden kurtarmalı’

Tarkan Zengin: Milli kalkınma için ‘sizi önce sizden kurtarmalı’
Cumhuriyet elitlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban romanında köylüye bakışını şu ifadelerle anlatıyor:
“Sizi gökten melekler inse kurtaramaz. Çünkü sizi evvela sizden, kendinizden kurtarmak lazımdır”. Döneminin elitleri için milletin yaşam tarzını değiştirmek hedefi, milli üretim, kalkınma, ağır sanayi hamlesi gibi hedeflerden daha önemli ve öncelikli bir hedefti.
Türkiye’nin uzun yıllardır tartıştığı milli arabası nihayet görücüye çıktı. 27 Aralık 2019 tarihinde ortaya çıkan prototipler büyük bir hüsnü kabul gördü. Ülkemiz kalkınma tarihinde önemli bir merhale daha aşılmış oldu. Zira ortaya çıkan milli araba çok sayıda farklı özellikleri, özgün tasarımı ve doğuştan elektrikli olması gibi ayırt edici özellikleriyle otomotiv sektöründe ülkemize önemli kazançlar sağlayacaktır.

Türkiye’nin öteden beri kalkınma hamlelerinin neden ve kimler tarafından sekteye uğratıldığı çok bilinmemektedir. Bu nedenle ne vakit milli üretim konusunda hamleler yapsak yurt içinden ve yurt dışından bir koro bunu boğmaya çalışıyor. Ülkemizin son yıllarda savunma sanayiinde ve teknolojinin millileşmesinde önemli adımlar atmasına rağmen bundan rahatsız olan çevrelerin olduğunu görüyoruz. Yapılan işleri küçümseme, alay etme ve değersizleştirme çabasında olanları hayretle izliyoruz. Bir insan nasıl olurda ülkesi adına yapılan güzel işlerden rahatsızlık duyar? Neden ülkemizi bağımlı olmaktan kurtaracak milli üretimden rahatsız olurlar? Aslında bu durum ülkemize ve milletimize güvenmeyenlerin şahıslarında tebarüz eden bir zihniyete işaret etmektedir. Her halde bu zihniyeti en iyi anlatan rahmetli Menderes’in şu ifadeleridir: “Esasen öteden beri milletçe kalkınmamızın düşmanı kesilmediler mi? Şimdiye kadar memleketin muvaffakiyetlerinden birisini dahi kale alıp bahsettiler mi? Türk milletinin zeka ve gayretinin mahsulü olan binbir eserden birisine bile başlarını çevirip baktılar mı? Milletin olan her güzel şeyden birisini dahi benimsemek faziletini gösterdiler mi? Hayır. Aksine olarak her muvaffakiyeti bir felaket, her güzel ve muhteşem eseri bir zarar diye göstermek için seneler ve senelerdir nasıl çırpındıklarını milletçe bilmiyor muyuz?” Dün Menderes’in milli kalkınma hamlesine karşı duranların bugün İHA’lara, SİHA’lara ve milli arabaya karşı aynı gerekçelerle karşı oldukları görülmektedir. Milli Arabamızı, tasarımı üzerinden alay konusu yapan kompleksli ve eziklik duygusu yaşayan insanların tasarımı da bize ait olan MİLGEM, İHA/SiHA’lar, Akıncı TİHA, Fırtına Obüsleri, Milli Tüfek MPT-76, Piri Reis Denizaltı, Hürkuş, ATAK Helikopteri ve GÖKBEY gibi yerli/milli ürünlerimizle övündüklerine de şahit olmadık.

Elitlerin önceliği yaşam tarzı

Erken cumhuriyet dönemi Türkiye yoksulluğu, kapitalist gelişme sonucu değil çok sayıda cephede savaşmanın ve sonrasındaki politik gelişmelerin sonucudur. Tek parti dönemine çok devletçi denmesine rağmen milleti yoksulluktan kurtarma devletin görevleri arasında değil. Devletçilik ilkesi cumhuriyet elitleri tarafından refahı artırmak ve milleti yoksulluktan kurtarmak olarak görülmedi. Devletçilik ilkesi daha çok yaşam tarzı üzerinden milleti dönüştürmek olarak görüldü. Erken Cumhuriyet döneminin elitlerine göre yoksul, köylerde yaşayan köylülerdir. Bu elitlerin temel amaçları ise köylüyü mümkün olduğunca köyünde tutmak, merkeze gelmesini engellemekti. Bu dönemin yoksullukla mücadele yöntemi kalkınma ve refah sağlayacak milli üretim yapmak yerine köylünün/yoksulun köyünden dışarıya çıkmasını engellemekti. Dönemin önemli Cumhuriyet elitlerinden olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban romanında köylüye bakışlarını şu ifadelerle anlatıyor: “Sizi gökten melekler inse kurtaramaz. Çünkü sizi evvela sizden, kendinizden kurtarmak lazımdır”. Bu bakış dönemin tek parti iktidarının köylüye/yoksula bakışını göstermektedir. Yoksulluğun getirdiği ekonomik kaygılar erken cumhuriyet döneminin siyasi kaygılarının gerisinde yer alıyor. Bu nedenle döneminin elitleri için milletin yaşam tarzını değiştirmek hedefi, milli üretim, kalkınma, ağır sanayi hamlesi gibi hedeflerden daha önemli ve öncelikli bir hedefti. Bu nedenle Türkiye tek parti döneminde ve sonrasında tek parti ideolojisini taşıyan partilerin iktidarları döneminde kalkınmadan önce yaşam tarzını değiştirme politikalarına öncelik verdi.

Türkiye’nin sanayileşmesini ve milli üretimini engelleyen zihniyet bilerek ve isteyerek bunu yapmıştır. Türkiye’nin geri bıraktırılması elit bir zümrenin bilinçli bir tercihidir. Milli kalkınma politikalarını tercih eden Menderes, Özal, Erbakan ve Erdoğan gibi liderler bu elit zümre tarafından darbeler de dahil olmak üzere çeşitli yollarla engellenmeye çalışıldı.

Bugün milli arabadan rahatsız olan zümre aslında geçmişten gelen bir zihniyeti temsil ediyor. Bilindiği gibi 129 günde Devrim otomobilinin prototipleri üretildi. Gazetelerin “100 metre gidip bozuldu” manşetiyle verdikleri aynı Devrim otomobiliyle Devlet Başkanı Cemal Gürsel Hipodrom’daki geçit törenine katılmıştı. Cemal Gürsel bir başka Devrim otomobiliyle Anıtkabir’e gitmişti. Bu nedenle bir arabada benzin unutulmasını anlayışla karşılayabilir, kullandığı diğer arabadan duyduğu gururu ifade edebilirdi. Bunun yerine “Garp kafasıyla araba yaptık, şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk” sözü nedeniyle proje durdurulur. O nedenle 27 Mayısçı anlayış devrim otomobillerini üretme emrini vermiş ancak projenin arkasında durmamıştır. Devrim otomobilini yapma başarısını fiyaskoya dönüştüren şey Cemal Gürsel başta olmak üzere dönemin yöneticilerinin araçlardan birinin benzin unutulduğu için yolda kalması nedeniyle yapılan eleştirilere karşı durmamalarıdır. Devrim otomobillerini yapma emri vermek önemlidir. Ancak bunun arkasında durmamak ise o derece önemli bir vebaldir. Cemal Gürsel eleştirileri göğüsleyip Devrim otomobilini üretenlere destek verseydi milli araba konusunda bugün bambaşka bir yerde olabilirdik. Bugün Cumhurbaşkanımız Erdoğan, içeriden ve dışarıdan tüm engellemelere ve eleştirilere rağmen milli araba projesinin arkasında durarak bir başarı hikayesinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

 

At neslinin ıslahı için...

Devrim otomobiline harcanan paranın boşa gittiği neredeyse 1961 yılında çıkarılan tüm gazetelerde yer alıyordu. Ancak bu gazeteler aynı yıl Tarım Bakanlığı bütçesine “at neslinin ıslahı” için 25 milyon TL ödenek konduğundan bahsetmiyordu. Kaldı ki 4 adet Devrim otomobili, yedi adet motor ve diğer kalıplar için harcanan toplam para 900 bin TL’dir. Dünün devrim otomobilini “Bizden bir şey olmaz”, “Biz kim otomobil yapmak kim” diyerek engelleyen zihniyetin, TOGG’un ürettiği milli arabamız için de benzer şeyler söyleyerek engellemeye çalıştığını görüyoruz. Devrim otomobili ile ilgili çalışmalar başladığında dönemin gazeteleri ve önemli köşe yazarları alay ediyorlardı. Bugün ise TOGG’un ürettiği arabayla ilgili bazı gazeteler “kaputu da var”, “farları da var” gibi alaycı ifadeler kullandılar. Bazı köşe yazarları ise hezeyanlarını ifade etti. Ama ortaya özgün ve modern bir tasarımla yüksek teknolojiye sahip doğuştan elektrikli bir milli araba çıktı. Aynı zamanda geleceğin teknolojisine sahip çevreci bir otomobil yapıldı. Devrim otomobiline destek veren gazete ve köşe yazarı sayısı yok denecek kadar azdı. Ancak bugün milli arabaya destek veren milli medya kuruluşlarının sayısı oldukça önemli sayıya ulaşmıştır.

4 Mart 1961 tarihinde yapılan Bakanlar Kurulu toplantısına dönemin Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Fahri Özdilek başkanlık etmektedir. Bakanlar Kurulunun konusu otomobil ve otobüs gibi nakil vasıtalarının memleketimizde yapılmasının mümkün olup olmamasıdır. Konuk ise dönemin İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Necmeddin Erbakan’dır. Merhum Erbakan Hoca Bakanlar Kurulunda şunları söyler:

“Otomobil imalatı... Motorlu vasıta imalatını ve bu meyanda otomobil imalatını ehemmiyetle ele almak lazımdır. Faydalarını şu noktalarda toplamak mümkündür: Bir kere, memleketimizde döviz tasarrufu temin edecektir. Otomobil imalatı, çeşitli sanayi kollarının teşriki mesaisi ile mümkün olduğundan, birçok sanayi kollarına iş imkânları açılacaktır. Otomobil imâl edildiği takdirde, halk efkârında da sınaî gücümüzün itibarı artacaktır ve milli güven yükselecektir. “Otomobili yaptıktan sonra, daha birçok şeyleri de başarabilir” denilerek, beynelmilel itibarımız da artacaktır…Türkiye’de imal edilecek olan otomobilden yakın şarka geniş miktarda ihracat da yapılacaktır”.

Ancak dönemin 27 Mayısçı Bakanları ve Milli Birlik Komitesi üyelerinin Erbakan Hoca’nın sunumuna karşı verilen cevaplar milli sanayi hamlemizi neden yapamadığımızı gösteriyor. Devrim otomobilinin emrini Cemal Gürsel vermiştir ancak 27 Mayıs zihniyetinin tutanaklardaki ifadeleri milli kalkınmaya karşı olduklarını göstermektedir. Zira rahmetli Erbakan Hocanın sunumundan sonra dönemin Maliye Bakanı Kemal Kurdaş şunları söyler:

Devamı: https://m.star.com.tr/acik-gorus/milli-kalkinma-icin-sizi-once-sizden-kurtarmali-haber-1504641/

 

Bu haber toplam 133 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim