Tebriz’e varmak gerek

Tebriz’e varmak gerek
Bir şehre vardığında, bir ülkeye adım attığında ne hissedersin? Heyecan, merak, tedirginlik… Bu üç his eşlik eder insana. Ama bu defa benim heyecanımın göbeğinde mutluluk, sevinç var. Elçin Ödemiş yazdı.

Kayseri Tebriz ü Sivas Nahcivan u Maraş Şirâz

Gönül sana Bağdat yakın ‘âlemlerde dîvândasın

(Hazreti Yunus)

 

Bir şehre vardığında, bir ülkeye adım attığında ne hissedersin? Heyecan, merak, tedirginlik… Bu üç his eşlik eder insana. Ama bu defa benim hislerimin arasında heyacanımın göbeğinde mutluluk, sevinç var. Neden mi? Onu sonraya bırakıp asıl nereye yolculuk demek gerek.

İran’a seyahat var.

Hiç ummadığım bir anda hiç ummadığım bir vakitte kapımı çaldı seyahat teblîgatı. Öyle teblîgat denilmesine bakılmasın, Hak seyahat emri çıkartmış, o plan program yapıp kısmet bohçasına koyuvermiş. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin dediği gibi “Mevla’m neylerse güzel eyler”. Yunus gibi yollara düşüp kendimi aramam gerek.

İran’ı gezmemize vesîle olan Ebü Dülef İran Seyahatnâmesi’nin mütercimi akademisyen Serdar Gündoğdu oldu. Seyahat boyunca her birimizin nazına katlandığını en baştan söylemek boynumun borcu. Hele benim gibi mızmız ve huysuz birisine katlanmak kolay değildir. Yazının en başında şunu söyleyeyim ki, İran seyahatinin kattıkları sadece kültürel ve tarihî değil dostluk anlamında da üç değerli insanla tanışmama vesîle oldu. İki abi, bir kardeş edindim demem de bir sakınca olduğunu sanmıyorum. Sayın Hasan Basri Pehlivan, Erol Cihangir teşekkür ediyorum.

Hazırlıklar bir gün içinde olup bitti. Zaten bir yolculuk için ne gerekir, birkaç elbise yeter de artar. Defileye çıkmıyoruz ya, bir ülkeyi kendimiz için keşfetmeye çıkıyoruz. Çantamızı sırtladığımız gibi yola revan oluyoruz ama önce yapmam gereken bir şey var. Yol üstünde Osman Kemalî Hazretlerinin, Saltukluların Mama Hatunu’nun ve Nene Hatun’un yaşadığı, Selçukluların şehit prensi Hasan’ın düştüğü yer olan Erzurum’a uğruyorum. Orada iki soluk alıp Kutalmış ve İbrahim Yınal’ın, amcaoğlunun öcünü almak için çıktıkları seferleri ve zaferlerini düşlüyorum. Burası, Bizans’a yani batıya karşı Müslüman olduktan sonra kafa tutup kazandığımız zaferler zincirinin başlangıç noktası. Neticesinde İstanbul’umuzun -o zamanki adıyla Konstaniyye’de bulunan Arap Câmii’ne Tuğrul Bey’in ok ve yayını astırdığımız Pasinler Zaferi’nin kazanıldığı yer. 

Devamı: https://www.dunyabizim.com/gezi-mekan/tebrize-varmak-gerek-h39111.html

Bu haber toplam 63 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim