• İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C

Tek Kitapta Farklı Tarzlarda Öyküler ‘Taşın Dediği’

Tek Kitapta Farklı Tarzlarda Öyküler ‘Taşın Dediği’
Genç öykücü Recep Kayalı’nın ilk öykü kitabı ‘ Taşın Dediği’, mitlerden ve modern kurgu tekniklerinden de yararlanılan, merak unsurunun canlı tutulduğu nitelikli öykülerden oluşuyor.
Recep Kayalı, genç bir öykücü. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu, babası matbaa işçisi. Bazı öykülerinde bu özelliklerin izlerini kolayca görüyoruz. Bugünkü yazımızın asıl konusu olan ve Bilge Kültür Sanat Yayıncılık etiketiyle arz-ı endam eden ‘Taşın Dediği’ Kayalı’nın ilk öykü kitabı. Kitabı çıkmadan önce de öyküleri önemli dergilerde yayınlanan, fanzin çıkaran, edebiyatla hemhal olan bir isimle karşı karşıyayız.  
 ‘ Taşın Dediği’ndeki öyküler ‘ Kurt Dişinden Kurulan Hikayeler’ ve ‘ Solucan Koşusu’ başlıkları altında iki bölümde toplanmış. Neden ‘hikâye’ adlandırmasına gidildiğini anlatıcıdan, anlatım şeklinden kaynaklandığını tahmin etmişsinizdir. İlk bölümde dokuz, ikinci bölümde sekiz, toplamda 17 öykü yer alıyor kitapta. İki bölüme ayrılan öyküler, farklı tarzlarda kaleme alınmış. İlk bölümde, efsanelerden, mitlerden bolca yararlanılan, başta âbüyülü gerçekçilik olmak üzere modern kurgu tekniklerinin başarıyla kullanıldığı hikâyeler dikkat çekerken, ikinci bölümde mizahi ögelerin ve ironinin daha ağır bastığı, kenti, modern yaşamı ele alan öyküler karşılıyor bizi. 
İlk bölümdeki hikayelerde mitlerin devrede oluşu günümüz bazı öykücülerinde olduğu gibi başlı başına fütüristik ,ayakları yere basmayan bir tarzda değil, günlük yaşamın başarıyla harmanlanmasıyla oluşturulduğunu ekleyelim bu arada. Bu tutum; günümüz öykü kitaplarında görülen aynı üslup ve tarzdaki tek tip öykü atmosferinden farklı olmasıyla farklılık yaratıyor, ki bu gerçekten takdire şayan bir yol. Rahatlıkla iki kitaba ayrılabilecek öykülerin, tek kitapta okuyucuya sunulması okuyucu için adeta tek taşta iki kuş vurmaya benzer şekilde ayrı bir renklilik, kazanç oluyor.
 ‘Kurt Dişinden Kurulan Hikayeler’ başlığı altında toplanan hikayelerin ilki olan ‘ Ulu-ma’da, doğunun ücra kasabalarından birine  atanan bir öğretmenin yaşadıkları ve duyguları konu ediliyor. Uğraşılacak pek bir şey sunmayan, karla yolları kapanınca dış çevreyle irtibatı kesilen, asık suratlı ve soğuk insanlardan müteşekkil kasaba ve kasabada geçen günler; ‘ Zaman söylentisi ile bütün köylüyü korkutmaya yetecek bir kurt sürüsü ağırlığında yürüyor içimde.’ (…)‘ Kar ölülerinin üst üste yığılarak bizleri bu küçücük kasabaya hapsetmeye yakın sert ve asık suratlar müzesi içine kurulmuş bir kasaba. İnsanlar kar gibi sessiz. Öfkeleri hep canlı ama. Böcekler gibi kımıl kımıl bir nefret var hepsinin gözlerinde. İmkan olsa her birinin gözbebekleri, hamam böcekleri gibi mutfağınızdan, banyonuzdan, salonunuzun köşelerinden çıkıp üzerinize yürür.’ gibi etkileyici tasvirlerle anlatılır. 
Hemen hemen tüm öykülerde yerini alan bu tasvirlerden neden bolca alıntı yaptığıma gelince. Önemli bir öykü dergisinin Temmuz-Ağustos 2019 tarihli son sayısında ‘ Taşın Dediği’ ile ilgili kısa tanıtım yazısı yayınlandı. Buradan bir cümle aktarmak istiyorum müsaadenizle; ‘Akışın yavaş olduğu öykülerdeki uzun betimlemeler okuyucunun heyecanını azaltarak öykü başlıklarındaki yalınlığın iddiasını gölgeliyor.’ Tam tersine heyecanın kesilmediği, merakımızı diri tutan öykülerde vücut bulan betimlemelerdeki şiirsel dil ve manifestovari nitelemeler okuyucuyu adeta can evinden vuruyor, öyküyle daha bir bütünleşilmesini sağlıyor. Kitabı alıp okuyanlar bu durumu bizatihi yaşayacaklardır.
İlk bölümün İkinci hikayesi ‘Çift Badeli Aşık’; halk aşıklarını ve Anadolu insanının kültüre ve kültür adamlarına ne derece büyük önem verdiğini şiirlerle destekleyerek anlatan bir hikaye. Babası ve dedesi de tanınmış bir aşık olan kahramanın,  önce gözden düşmesi, sonra tekrar ummadığı bir iltifata mazhar olması, her şey yolunda giderken finaldeki şaşırtıcı olayla ummadığı bir yara alması anlatılır.
Kitaba da ismini veren ‘ Taşın Dediği’ adlı hikaye diğer pek çok hikaye gibi tesirli bir giriş cümlesiyle başlıyor; ‘ Tüm gece inledi babam. Taşa dönüyordu çünkü.’ Hikayede gerçekten de taşa dönüşen bir baba anlatılmaktadır. Taşa dönüşme mitinden yararlanılan ‘Taşın Dediği’nde,  asker olan babanın annesine duyduğu aşkı, ‘ vatanı koruması gereken adam kendini aşktan koruyamıyor tabii’ gibi tesirli tasvirlerle anlattığı detaylarla zenginlik kazanıyor. 
‘Karım başkasına aşık oldu’ cümlesiyle başlayan ‘ Fesleğenler ve Karantina’ tüm çağların ebedi konusu sadakat, aile, sevgi gibi konuları psikoloji bilimi desteğinde ele alıyor. 
Recep Kayalı’nın bir başka özelliği hikayelerinde boşluk bırakmaması. Bazı öykücülerin yaptığı gibi finali muallakta  bırakmıyor,  vakaların gelişimini  aşama aşama öykülerin sonuna ekliyor. 
İkinci bölümdeki öyküler, bölümün başlığı gibi aheste bir şekilde ilerleyen, sohbet havasında, olaydan çok duygu ve düşüncelerin ön planda olduğu metinler.  Evladını kaybeden babalar, hemcinslerine ilgi duyan erkekler, işsiz bir gencin iş bulup çalışma çatışmaları, spor gibi hayata dair konular bu öykülerde  toplanıyor, yazarın hayatıyla bağlantılar, mizah da önemli bir yer tutuyor. 
 ‘Taşın Dediği’, her okumada farklı keşiflere yelken açan, farklı tarzları bünyesinde barındıran, Recep Seyhan’ın, ‘ küçük adamların büyük hikayelerini anlatıyor’ ve Mehmet Fırat Pürselim’in  ‘ Gabriel Garcia Marguez günümüzde Ümraniye’de yaşayan genç bir yazar olsaydı muhtemelen Taşın Dediği’ni yazardı’ dediği nitelikli bir ilk kitap olmuş. Recep Kayalı’nın yeni öykülerini heyecanla beklemek kalıyor bizlere…
                                                                                   Yusuf Alpaslan Özdemir
Bu haber toplam 182 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Güleriz Ağlanacak Halimize04 Temmuz 2019 Perşembe 15:22
  • Beyaz Gemi04 Temmuz 2019 Perşembe 11:26
  • Sevincini Bulmak02 Temmuz 2019 Salı 14:01
  • Beni Ödülle Cezalandırma28 Haziran 2019 Cuma 13:53
  • Kur’ân-ı Kerîm’i Taklit Teşebbüsleri26 Haziran 2019 Çarşamba 10:00
  • Camdaki Kız19 Haziran 2019 Çarşamba 10:20
  • Weilci Bir Kavrayış: Sözcüklerin Hakikati11 Haziran 2019 Salı 16:58
  • ‘Balyoz’a Sinek Isırığı10 Haziran 2019 Pazartesi 14:54
  • Dokuzdolambaç10 Haziran 2019 Pazartesi 13:32
  • TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları08 Haziran 2019 Cumartesi 14:12
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim