• İstanbul 22 °C
  • Ankara 11 °C

Temmuz 2019 dergilerine genel bir bakış-1

Temmuz 2019 dergilerine genel bir bakış-1
Yükümüzü ne hafifletir ki bizim?

Mahalle Mektebi dergisi 48. sayısına ulaştı. Beklenen bir dergi çıkarmak önemli. Yazanı, okuyanı derginin yeni sayısını büyük bir merakla bekliyorsa o dergi edebiyat dünyamız içerisinde kendine bir yer edindi diyebiliriz. Mahalle Mektebi artık bunu sağlamış dergilerimizden.

Derginin 48. sayısından yapacağım ilk paylaşım Cihan Aktaş’ın Yükümü Hafifleten Resimleryazısından olacak. Şunu da belirtmiş olayım. Dergiyi elime alır almaz ilk bu yazıyı okudum. Kendi şiirimden bile önce. Yükümü Hafifleten Şarkıları okuduğum için böyle bir esenlik bildirisine daha ihtiyacım vardı. Bu kez resimler geldi yükümümüzü hafifletmek için. Renkler, insanlar, ayrılıklar, kavuşmalar, okumalar, yazmalar derken Aktaş yine bizi kendimize davet ediyor. İnsanın yükünü neyin hafifleteceğini ancak zaman gösteriyor.

“Anadolu kilim motifleri, turnalar, duygularını dışa vurmama konusunda eğitilmiş kadınların gözlerinden taşan yoğun hisler… Hayal gücünü serbest bırakan, nesneleri bozan, bir o açıdan bir başka açıdan gören ve her açıdan görmeyi öğreten kübiği anlamaya çalışıyordum. Kübiğin bir köşesinden taşardı aşina motifler ve başka figürler de fark edilmeden önünden geçilenin türlü yüzlerini düşündürmek üzere çağrışımlara boğardı.”

“Resme zamanı katma fikri akla elbette minyatürü getiriyor. Bir başlatıcı, esinleyici olarak Cezanne’ı fark ettim üniversite yıllarında; ancak izlenimciliğin Batı klasik resminde yaptığı köklü değişimi daha sonra sürdürdüğüm okumalarla öğrenecektim.”

“Naci el-Ali, kırk bin karikatüründe yer verdiği çocuk kahramanı Hanzala ile tanınıyor. Hanzala’yı 90’larda Arapçayı Mısır’da öğrenen grafiker arkadaşım Hasibe Turan kanalıyla tanımıştım.

Hanzala asıl 1987 senesinde Londra’da bir suikast sonucu hayatını yitiren Naci el-Ali’nin kendi çocuklaşmış benliğini temsil ediyor. Kahramanının yüzünü belki bu nedenle de görmüyoruz: Bir çocuk yüzü onca çatışan duygu ve düşünceyi nasıl taşıyabilir ki…”

“Erol Akyavaş’a, ‘Bu resimleri nasıl yapıyorsun?’ diye sorduklarında, “Bilmem, içimden geliyor’ dermiş. MiraçnameKimyayı Saadet, Kerbela farkına varmasak da içimizde. Halkın akın akın camilere gittiği Miraç olayının tefekkür edildiği gece sanatta nasıl bir karşılık bulmazdı? Akyavaş sade bir şekilde, ‘içinden geldiğini’ söylese de litolarında yer alan çerçeve tanımayan desenler, minyatür üzerine ne çok düşündüğünü gösteriyor.”

Devamı: https://www.dunyabizim.com/temmuz-2019-dergilerine-genel-bir-bakis-1-makale,212.html

Bu haber toplam 107 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim