• İstanbul 18 °C
  • Ankara 17 °C

Teoman Duralı: ‘Mâlikler’ ve ‘emekciler’

Teoman Duralı: ‘Mâlikler’ ve ‘emekciler’
'Erken' devir Çağdaş İngiliz-Yahudi medeniyetinin asli ideolojisi 'hür sermâyecilik', toplumu iki temel sınıfa ayırmıştır: Büyük çaplı üretimi elinde tutanlar, bunlara 'mâlikler' diyebiliriz ve mâlik olmayan üretenler, yani 'emekciler'.

Bu iki temel kesimin dışında bir ara sınıf bulunur; buysa, küçük tarım üreticisi, esnaf, zanaatkâr ile hizmetlilerden oluşur. Söz konusu dört kümeyi belli bir sınıfa yerleştirmiş olmamıza rağmen, bunlar mütecânis bütünlük oluşturmazlar. En azından ilk iki küme ile sonuncular arasında önemli fark vardır. Küçük çiftci-tarımcı ile zanaatkâr, üretirler. Ancak, kendilerine sermâye birikimine imkân tanıyacak ölçüde artıürünü, maddi nedenlerden ötürü, meydana getiremezler. Bununla birlikte, ortaya koydukları 'emek' ile kullandıkları malzemenin karşılığını görürler. Demekki, büyük sermâyenin buyruğunda çalışan emekci-işciden farklı olarak 'emekleri'ne de onun 'semere'sine de 'yabancılaşmaklar. Küçük çiftci yahut tarım üreticisi ile zanaatkâr, artık 'çıkmaz yol', 'çağdışı' yahut 'köhne' iktisâdi etkinliklerden sayılırlar. Aynı değerlendirme, aslında üreticilik yanı bulunmayan, küçük esnaf için de geçerlidir. Üretici olmamakla birlikte, küçük esnaf, iktisâdi bir etkinlik içerisindedir. Hizmetliler, oysa, iktisâdi etkinlikte bile bulunmazlar. Buna karşılık, toplum hayatının düzen ile tertibini sağlarlar. Şu var ki, bahsi geçen kısmen alışılagelinmiş öbeklendirme sermâyeci esâslı Çağdaş İngiliz-Yahudi medeniyetinin günümüz toplum yapısını, artık tam yansıtmıyor. Bir kere, A.B.D., İngiltere, Kanada, Avusturalya, Yeni Zelanda, Güney Afrika Birliği, Fransa, Almanya- Avusturya, Felemenk, İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İtalya, Ispanya, Meksika, Şili, Arjantin, Brezilya, Lehistan (Polonya), Macaristan, Rusya, Çin, Japonya, Kore, Hindistan, Tayland ile Malezya gibi, yeryüzünün 'kalkınmış' yahut, en azından, mâli sermâyeci düzene dâhil olmuş ülkelerde özel ile kamu kuruluşları tarafından istihdâm olunan geniş bir 'hizmetliler kesimi' daha bulunur: Araştırmacı bilimadamları. Bunların, gerek üretime gerekse toplumun tanzimi ile tertibine doğrudan kısa vadede katkıları olmaz. Sözü edilen kesimin yanısıra, hiçbir yararı görülmeyen çığ misâli devleşen bir 'işsizler ordusu' ile 'eğlence sanayii işcileri' de vardır. Görüldüğü gibi, Çağdaş İngilizYahudî medeniyetinin klasik devrinde, öncelikle elektronik sanayi hamlesinin ardısıra başgösteren 'özgüç' (Fr&İng automation) olayının sonucunda üretimçin istihdâm zorunluluğu gittikce gerilemektedir. Yine de bu durum, sömüren - sömürülen keskin ayırımını ortadan kaldırmıyor. Tersine, söz konusu uçurumu genişletip derinleştirmektedir. Günümüzde yürürlükteki Klasik İngiliz-Yahudî medeniyetinde zanaatkârın, küçük çiftci ile esnafın ve hizmetlinin 'sınıf niteliği bile müphemdir. Esnaf ile hizmetli, bir fasıl 'küçük kentsoylu' sayılmakla birlikte, zanaatkâr ile çiftci- tarımcı hangi öbeğe yerleştirilmeleri icâb ettiği belli değildir. Haddizâtında bu, bir sorun olmaktan çıktı. Zirâ mâlî sermâyeci düzenin, hâkimiyetini tesis ettiği diyârlarda 'el emeği göz nuru', büyük çapta, hayatta kalmış 'eskiler'in sisli puslu anılarında yaşayan bir olaydan ileri geçmez oldu artık. Mamûl mallar, yüzde seksen, doksan oranında kendikendine işleyen âlet edevât yoluyla el değmeden üretilmektedirler. Koca koca imâlathânelerde, fabrikalarda, kuruluşlar ile enerji üretim merkezlerinde, bakıyorsunuz, beş on kişiden mürekkep mühendisler ile teknisyenler topluluğundan başkası yok. Çirkinlik abîdesi dev boyutta gemiler, altı yedi kişi tarafından tümüyle elektronik âletlerle yürütülüyor. Katar (tren) makinistleri ile metro sürücüleri araçlarında süs niyetine oturuyorlar. Yakında aynı durum, pilotlar için de söz konusu olacağa benzer. Pek çok alanda kişinin, işlerini evinden yahut taşıtından bilgisayar ile telefon yoluyla yürüttüğünü görüyoruz. Bu yüzden yeryüzünün bellibaşlı büyük şehirlerinde işyeri satmak yahut onu kiraya vermek bayağı sorun olmağa başlamıştır. Oralarda yazıhâneler doluymuş gibi gözüksün, bundan dolayı da satış yahut kira râyiçleri düşmesin diye bunların ışıkları söndürülmüyor. 'Alınteri dökerek ekmeğini taştan çıkarmak', önemli ölçüde, çağdaş nesillerin tanımadığı 'tarihöncesi' bir tavrın deyimleşmiş hâlidir. 

Devamı: https://www.fikriyat.com/yazarlar/akademi/teoman-durali/2019/09/07/mlikler-ve-emekciler

Bu haber toplam 48 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim