• İstanbul 16 °C
  • Ankara 16 °C

Türkiye’de Sosyal Bilimlerin Hal-i Pür Melali ve Bir İmkân Olarak Felsefe Şûraları

Türkiye’de Sosyal Bilimlerin Hal-i Pür Melali ve Bir İmkân Olarak Felsefe Şûraları

Türkiye’de uzun yıllardır felsefe ve sosyal bilimlerin masaya yatırılıp derinlikli bir biçimde tartışılmadığı gerçeğini, felsefeden mahrum, salt teknik ve disipliner uzmanlık içerimli sosyal bilim yapma pratiğinin yaygınlık kazanması üzerinden okumak mümkündür.

Bugün Türkiye’deki sosyal bilimcilerin büyük çoğunluğunun felsefi köklerinden bağımsız bir sosyal bilim yapma pratiği içinde oldukları gerçeği bariz bir biçimde fark edilmektedir.

Türkiye’de çeyrek asrı aşkın bir süredir sosyoloji, tarih, antropoloji gibi sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında yazılmış olan lisansüstü tezler incelendiğinde söz konusu felsefi köklerinden yalıtılmış bir sosyal bilim yapma pratiği iddiasının aslında temelsiz bir iddia olmadığı gerçeği ortaya çıkacaktır. Sosyal bilimlerin felsefi kökenlerinden yalıtılmasının en açık ifadesi ilgili bilim dallarındaki metodolojik tartışmalarda kendisini göstermektedir. Öyle ki, ontolojiyi ıskalayan bir epistemoloji ve epistemolojiyi ıskalayan bir metodoloji sosyal bilimcilerde ciddi bir zihinsel bunalım yaratmaktadır. Sosyal bilimlerin “felsefesizleştirilmesi” problemi sosyal bilimlerde önemli bir çıkmaza neden olmaktadır. Bu durumun çeşitli nedenleri olmakla birlikte söz konusu nedenleri tartışmak bu yazının amacını ve hacmini aşmaktadır. Nedenler bir tarafa konacak olursa gelinen sonuç itibariyle mevcut durum ve geleceğe ilişkin bir takım tahliller yapmak daha fazla önem arz etmektedir.

fgbhnm.jpg

Felsefe Şûrası, 2018 yılının kasım ayının ilk haftasında, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Türkiye Yazarlar Birliği ve Türk Felsefe Derneği gibi üç önemli kurumun ortak çabaları neticesinde üç yıl aradan sonra ikinci defa toplandı. İlki 2015 yılının kasım ayında gerçekleştirilen felsefe şûrasının ana temasını “Düşünce Geleneğimiz ve Günümüz Bilim Disiplinleri” oluşturmaktaydı. Ayrıca ilk felsefe şûrası Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Türk Felsefe Derneği ve Atatürk Kültür Merkezi ortaklığında gerçekleştirilmişti. Bu yıl ikincisi düzenlenen Felsefe Şûrası’nı tertip eden ilgili kurumların yanı sıra konuyla ilgili diğer kurum ve kuruluşlarında aktif bir biçimde katılımının olmasını umardık. Mesela, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi gibi kültürel ve düşünsel alanda faaliyet gerçekleştirmeleri için doğrudan devlet tarafından desteklenen kurumları. Ya da konuyla ilgili akademik faaliyet gösteren Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) gibi kuruluşların yanı sıra sosyal bilimler alanında çalışmalarını yürüten diğer dernek veya vakıfların iştirak etmelerini arzu ederdik. Bu yıl ikincisi düzenlenen Felsefe Şûrası’nın ana temasını ise “Düşünce Geleneğimiz ve Günümüz Sosyal Bilimleri” oluşturmaktaydı. Yukarıda sözünü ettiğimiz sosyal bilimlerin felsefesizleştirilmesi probleminin tartışıldığı bir ortam olarak Felsefe Şûrası hem oldukça fazla öneme haizdir hem de ayrıcalıklı bir konumda bulunmaktadır. Felsefe Şûrası önemlidir; çünkü sosyal bilimlerin felsefesizleştirilmesi problemini aşmak üzere düşünce geleneği ve sosyal bilimler arasındaki sürekliliği vurgulamaktadır. Felsefe Şûrası ayrıcalıklı bir konumda bulunmaktadır; çünkü Türkiye’de çeyrek asrı aşkın bir süredir felsefe ve sosyal bilimler arasındaki ilişkiselliğe dair ciddi bir sorgulama gerçekleştirilememektedir.

vhjkkkll.jpg​​​

Prof. Dr. Musa Kazım ARICAN, Prof. Dr. Mehmet VURAL ve Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enes KALA’nın editörlüğünde birinci Felsefe Şûrası’nda sunulan bildiriler 2016 yılında Hece Yayınları’nda “Düşünce ve Gelenek” isimli bir kitaba dönüştürüldü. Düşünce ve Gelenek kitabının bir düşünce geleneğimiz var mı sorusuna yanıt verilebilmesi için önemli bir girişim olduğunu söylememiz gerekmektedir. Umuyoruz ki ikinci Felsefe Şûrasında tartışılan ve üzerine konuşulan bildirilerde düşünce ve gelenek iddiasının bir praksisi olarak kitaplaşacaktır. 

Ayrıca Türkiye’de felsefe ve sosyal bilimlere dair yürütülen güncel tartışmaların genç kuşaklar tarafından önemle takip edildiğini söylemek mümkün. 2015 yılında henüz lisans öğrencisi olarak bizlerinde takipçisi olduğumuz Felsefe Şûrası’nın 2018 yılında lisansüstü eğitimine devam etmekte olan biz genç kuşaklar tarafından büyük bir ilgi ve alaka ile takip edildiğini söylememiz gerekmektedir. Düşünce ve geleneğin tartışıldığı bu tarz şûraların genç kuşaklarca takip edilmesi bir bakıma Türkiye’de felsefe ve sosyal bilimlerin geleceğine dair de önemli bir umuda işaret etmektedir.

yguj.jpg

2-3 Kasım 2018 tarihinde Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Külliyesi ve Etlik Yerleşkesinde gerçekleştirilen Felsefe Şûrası gerek alanında duayen isimlerden oluşan katılımcı hocaların (hatta hocaların hocalarının) akademik iddiaları gerekse de büyük çoğunluğunu genç akademisyen adaylarının oluşturduğu dinleyici kitlesiyle Türkiye’de sosyal bilimlerin dünü, bugünü ve yarınına ilişkin önemli tahliller, eleştiriler ve öneriler ortaya koyması bakımından oldukça önem arz etmektedir.

Muhammed Sinan KARABIYIK

4 Kasım 2018

 

Bu haber toplam 159 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim