TYB Vakfı Başkanı D.Mehmet Doğan'ın TYB Ödül Töreni Konuşması

TYB Vakfı Başkanı D.Mehmet Doğan'ın TYB Ödül Töreni Konuşması
Yılı yazar, fikir adamı ve sanatçıları berat dağıtım töreninde yaptığı konuşma   Önümüzdeki yıl otuzuna basacak bir Türkiye taramasının; edebiyatımız, sanatımız, yayın hayatımızla ilgili kalıcı bir değerlendirmenin sonucunda seçilen kıymetli şahsiyet
Türkiye mücazatta ipin ucunu kaçırdı. Kültürümüze, sanatımıza hizmeti geçen, eser ortaya koyan neredeyse hiçbir isim yöneticilerin, sistemin mücazatından kurtulamadı. İstiklâl Marşı şairi dahi!

Cumhuriyet meşhur marşta belirtildiği üzere, kanla irfanla kuruldu. Bugün irfan kelimesi unutuldu, zaten bugünkü dilde karşılığı da yok! Kan, cumhuriyettin mücazat yönünü ifade etmeye devam ediyor.

Yeni Türkiye mücazat esası üzerine kurulurken, zaman zaman mükafat mevzuu da unutulmadı. Mesela 1930’lu yıllarda “Gazi Mükafatı” ihdas edildi. Fakat mükafatlandırılabilecek kimse bulunamadı!

Harf inkılabı, dile müdahale düşünce ve edebiyat alanını istikrarsızlaştırdı. 1930’lu yıllarda gerçekten zikre değer eserler ortaya konulamadı. Düşünenler düşündüklerine nasıl ifade edeceklerini bilemediler.

1940’larda CHP mükafatları verilmeye başlandı. Tek parti, ödüllendirme yoluyla edebiyat ve sanat alanını tanzim etmek istedi. 1949’da Sakarya Türküsü’nü yazan Necip Fazıl, şiiri yayınlarken bu ödüle aday olmadığını açıklamak ihtiyacını hissetti.

Demokrasi döneminde de tek partinin, CHP’nin ödülleri devam etti. Seçilmiş yönetimlere karşı, milletine değerlerine karşı ödüllendirmeler 1950’den sonra da sürdürüldü.

Bu şemsiyenin altına 1960’larda, 70’lerde koyu ideolojik ödüller de girdi.

Değere değil, tarafa, tarafgirliğe; ideolojik çarpıtmalara ödül verildi. Böylece birçok ödüllü sahte şöhret üretildi. Bu sahte şöhretlerin hiçi biri günümüze gelemedi.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin 1980’ın başlarında bu ödüllendirme sistemine karşı çıkışı bir isyandı. Değerler adına, gerçekler adına bir isyan.

Yunus Emre gibi, şehre varmış ve feryad ü figan koparmıştık.

Kastım budur şara varam
Feryad ü figan koparam

TYB’nin yatığı bir ödüllendirme değil, değerlendirmedir.

Ödül kelimesine de, sahte şöhret düzenini besleyen ödüllendirmelere de karşı idik. Bu yüzden yılın yazarlarını, fikir adamlarını ve sanatçılarını seçiyorduk.

İşte bu yıl bu değerlendirmelerin 29. senesindeyiz.

29 yılda, yüzlerce kişi, değer ortaya koyan değer TYB’nin listesinde yer aldı. Bu isimler, yakın dönemde edebiyatımızın, düşüncemizin, sanatımızın gerçek yapıcılarıdır.

TYB on yıllar boyunca görülmeyeni, kör olunanı, sağır kalınanı, yok sayılanı gördü ve gösterdi.

Millette gerçek değerleri tanıtmaya çalıştı.

Bu ödüllendirme sisteminde para yok. Jüri kulisi yok. Al gülüm ver gülüm yok. Müracaat yok, başvuru yok…

Mesleki bir kuruluşun geniş zeminli değerlendirmesi var.

Aziz misafirler, yılın yazarları, fikir adamları ve sanatçıları.

Elbette yaşadığımız günün, zamanın konularının dışında değiliz.

Bugünlerde Türkiye Anayasası ile mücadele ediyor. Gerçek bir anayasa arayışının, aidiyetle meşruiyet dengesini kurabilecek bir mutabakat metninin oluşturulması için ilk ciddi adımlar atılıyor.

60 artı 80 askeri anayasalarını, mücazat anayasalarını muhafaza ve müdafaa etmekte kararlı olan oligarşik kesimler cansiperane bir mücadelenin içindeler.

Kime karşı?

Elbette halka karşı!

Türkiye’nin, halkın gerçek bir meşruiyet tanımına dayanan bir anayasa ile ödüllendirilmesini asla istemiyorlar.

“Mücazat sürsün, bu halk mükafattan anlamaz!” diyorlar.

Onlara göre halk ancak mücazatla idare edilir!

Halkın üzerinden baskıyı, kamçıyı eksik etmeyeceksin!

Kültür hayatımızın gerçek değerleri olan sizler kültürel alanın ciddi bir yoksullaşma ve zafiyetle karşı karşıya olduğunun elbette farkındasınız.
Binlerce eser yayınlanıyor, okuyucusunu bulamadan, asıl ulaşması gerekenlere ulaşmadan unutuluşun karanlığına savruluyor.

Mevcut kültür bakanı Türkiye’nin kültürünün cahili, değerlerinden bi behre.

Mevcut bakan kültürümüzün mücazat kutbu.

Fatih Sultan Mehmed Vakfı Ayasofya’yı hangi dinlere tahsis edeceğini bilemiyor!

Eğer İstanbul fethedilmişse, bu fethin varisi isek, İstanbuldaki varlığımızdan şüphe etmiyorsak, Ayasofya’nın ne olması gerektiği hususunda da bir şüphemiz olmaz, olamaz.

Bakanın Ayasofya ile ilgili ayaküstü açıklamaları, cehaletin ve şuur yoksunluğunun en açık örneği.

Bakan Noel babayı karlar ülkesinden güneşler ülkesine getirmek için beyhude mesai harcıyor.

Noel babayı şortlu veya kürklü tasavvur etmek bizim işimiz veya derdimiz değil. farklı bir medeniyetin ve kültürün değeri, figürü üzerinde tasarruf hakkı iddiası saçmalıktan başka bir şey olamaz.

Batının ölü kültürünün bakanı kültürümüzün hiçbir gerçek meselesinin çözümü için kılını kıpırdatmıyor.

Bu bakan, hükümetin kültür siyasetinin, hatta görüşünün olmadığının tecessüm etmiş bir numunesi.

Değerli misafirler, bu sene TYB’nin resmine giren, yani ödül alan isimlerle ilgili bilgilere dikkat edilirse, 1930 ila 1974 yılları arasında doğanların aynı listede yer aldığı görülecektir.

Evet, seksenlik gençler ve otuz beşlik delikanlılar!

Ulu çınarlar ve ululuğa namzet çınarlar!

Bu listede yer alanların çoğunluğu 1970 sonrasında doğmuş.

Yarının Türkiyesine olan ümidimizi teyid etmek için çok güçlü bir sebebimiz var!

Bu haber toplam 719 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim