TYB´DEN BASIN AÇIKLAMASI

TYB´DEN BASIN AÇIKLAMASI
Altındağ Belediyesi 30 YILLIK GELENEĞİ YIKTI, İSTİKLÂL MARŞI 30 YILDAN BERİ İLK DEFA YAZILDIĞI YERDE OKUNMADI! Türkiye Yazarlar Birliği’nin 1978’yılından beri sürdürdüğü bir faaliyet bu yıl ilk defa Altındağ Belediyesi tarafından engellendi.

Altındağ Belediyesi 30 YILLIK GELENEĞİ YIKTI, İSTİKLÂL MARŞI 30 YILDAN BERİ İLK DEFA YAZILDIĞI YERDE OKUNMADI!

Türkiye Yazarlar Birliği’nin 1978’yılından beri sürdürdüğü bir faaliyet bu yıl ilk defa Altındağ Belediyesi tarafından engellendi. Türkiye Yazarlar Birliği, 12 Mart İstiklâl Marşı günü dolayısıyla 29 yıldır İstiklâl Marşı’nı yazıldığı yerde okuyor. Son yıllarda otuza yakın gönüllü kuruluşun katılımıyla gerçekleştirilen gelenekleşmiş bu faaliyet ne yazık ki bu sene yapılamadı. Altındağ Belediyesi park açılışını bahane ederek bu faaliyeti engelledi.

Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı başkanı D. Mehmet Doğan, “gönüllü kuruluşlar, Mehmet Âkif’i ve İstiklâl Marşı’nı gündemde tutmak için yıllardır mücadele verdiler. İstiklâl Marşı’nın yazıldığı, bütün milletimize emanet olan binanın korunması için çalıştılar. Yapı bugüne geldi, fakat etrafı önce üniversite idaresinin çirkin binalarıyla sarıldı, sonra da Altındağ Belediyesi’nin “Mehmet Âkif ve İstiklâl Mücadelesi” parkı adı verilen kötü uygulaması ile kuşatıldı. İstiklal Marşı’nın yazıldığı evi korumak, yaşatmak, geleceğe tarihi yaşatan bir mekân olarak bırakmak, bütün milletin arzusudur. Fakat bunu yapacak olan resmi kurumlardır. Maalesef ne üniversite, ne de belediye bu hassasiyeti göstermemişlerdir.”

İstiklâl Marşı parkı siyasi ranta kurban edildi!

“Altındağ Belediyesi, İstiklâl marşı ve Mehmet Âkif’le ilgili bir alan düzenlemesi yaparken, maalesef kısır siyasi emelleri doğrultusunda hareket etti ve  ortaya mimari ve çevre düzenlemesi yönünden sakat bir yapılanma çıktı. İstiklal Marşı bugüne kadar bu parkta olduğu kadar kötü bir malzeme üzerine ve estetikten yoksun şekilde yazılmadı. Bu İstiklâl Marşına saygısızlıktır, Mehmet Âkife saygısızlıktır.”

“Yapılanlar, Mehmet Âkif’in ve İstiklâl Marşı’nın anlam ve önemini bize yansıtmıyor. Böyle bir parkın, ülkenin bütün mimarlarının kafa yorduğu bir “millî yarışma” ile yapılması gerekirdi. Bu konudaki fikirlerimizi belediye yetkililerine defalarca sunduğumuz için, kamuoyu ile paylaşmakta beis görmüyoruz. İstiklâl Marşı’nın yazıldığı binanın etrafına yapılan bu park, Ankara’nın her hangi bir semtine yapılan parklarla aynı olamaz. O bizi tarihin huzuruna götürmelidir, yani Taceddin Dergâhı’na, İstiklal Marşı’nın yazılış atmosferine ulaştırmalıdır.”

“Ne yazık ki, bütün emek ve gayretlere ve harcanan paraya rağmen bu park bugün böyle bir nitelik taşımamaktadır. Onu uzun boylu eleştirerek emeği geçen yöneticilerimizi daha fazla üzmek istemiyoruz. Fakat, şimdi karşımızda duran, İstiklal Marşı’nın yazıldığı tuhaf plastik nesnenin üzerine yazılan büyük eseri taşıyacak durumda olmadığını belirtmekten geçmemiz mümkün değildir. Sayın başkan, bu tuhaf anıtı yıkacağını, yerine İstiklâl Marşı’nın şanına layık zemine yazdıracağını daha 27 Aralık’tan önce müjdelemişti. Bu müjdenin tahakkukunu ne kadar bekleyeceğimizi bilemiyoruz. “

“Mehmed Âkif ve İstiklâl Marşı hatırasına yapılan bir çevre düzenlemesinde merkezi konumda bulunması gereken unsur, Taceddin Dergâhı’dır. İstiklâl Marşı’nın yazıldığı küçük yapıyı etkisizleştiren her türlü uygulama yanlıştır. Nitekim. Bu düzenleme sırasında bir kot farkı meydana getirilmiş ve bina, çukurda bırakılmıştır, şimdi ona merdivenlerle iniyoruz. Parkın seviyesi binanın bahçe duvarları seviyesindedir. Bunun düzeltilmesi gereken ciddi bir mimarî hata olduğunu da kabul etmek zorundayız.”

“Bir başlangıç yapılmıştır. Bu başlangıcın, akıl, fikir ve güzellik üçlüsünün iyi kullanılması ile doğru sonuçlara ulaşacağını umuyoruz.”

Mehmet Âkif heykeli  bir kitsch (kiç)

“Değinmek istediğimiz bir başka husus da, buradan yüz metre öteye dikilmiş olan Mehmed Âkif heykelidir. Âkif’le heykeli bir arada düşünmek, ayrı bir meseledir. Çünkü bu mütevazı adam hiçbir zaman böyle anılmayı aklından geçirmemiştir. Bu heykel, Türkiye’nin bir çok meydanlarında gördüğümüz, zaman zaman Atatürk, zaman zaman Yunus Emre, zaman zaman Osman Gazi… kılığına giren heykellerden birisidir. Bir elinde Safahat tutmaktadır. Bilindiği gibi diğer heykeller de Nutuk, Divan veya başka bir kitabı tutmaktadır. Bu muhayyile kısırlığına şaşmamak elde değildir. Sanat âleminde bu tür yapılara kitsch (düşük zevke hitap eden kalitesiz eser) denilir. Eğer bir Mehmet Âkif heykeli yapılacaksa, bunun “elimizde bir heykel var, onu bir yerlere yerleştirelim” düşüncesiyle değil, “böyle bir anıt nasıl olmadır” yaklaşımı ile ortaya konulması gerekir. Bunun da, bütün Türkiye’nin birikimini yansıtan bir yarışma ile gerçekleştirilmesinden başka yolu yoktur. Burada hep Nasreddin Hocamızı hatırlıyoruz. Bugün bu işler yapanlar Hocamız gibi, “yaptım ama ben de beğenmedim” diyebilmelidir. Değerli yöneticilerimizin bu büyüklüğü gösterecekleri umudundayız...”

 

Bu haber toplam 612 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim