• İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C

Ümit Meriç: Kelimeleriyle toplumun ruhunu yakalıyordu

Ümit Meriç: Kelimeleriyle toplumun ruhunu yakalıyordu
Cemil Meriç’in gören gözleri, hakikat yolundaki davasında eli, kolu olan yol arkadaşı ve günümüzün en önemli sosyologlarından yazar Ümit Meriç ile babası Cemil Meriç’i ve aralarındaki baba-kız ilişkisini konuştuk.

20. yüzyıl Türk düşünce hayatının en parlak yıldızı olarak tanımlanan babanız Cemil Meriç’i, siz nasıl tanımlarsınız?

Cemil Meriç, evvela bir ciddiyet abidesidir. Sonra toplumunun geçmişinin ve hâlinin sorumluluğunu omuzlarında taşıyan insandır. Üçüncü özelliği ömrünün her dakikasını ilme vakfetmiş olmasıdır. Dördüncü özelliği dünya tarihinde gözleri görmeden on iki fikir eseri kaleme almış olan ilk ve son insan olmasıdır. Onun hakkında 400 sayfalık bir kitap kaleme aldım. Cemil Meriç’in bir mucize insan olduğuyla ilgili teferruatlı bilgiyi öğrenmeleri için okurlarımızı o kitabı (Babam Cemil Meriç, İnsan Yayınları, 2018) okumaya davet ediyorum.

Kitapta Cemil Meriç’in Balzac hakkında “Sanat mabedine adım atan her heveskârın ibretle okuyup satır satır ezberleyeceği bir ders kitabıdır.” dediği satırları okuyoruz. Has dostumdur diye nitelendirdiği Balzac’ın yeri Cemil Meriç için yeri neden ayrıdır? Bir de sizden dinlemek isteriz.

Cemil Meriç’e göre Balzac 19. yüzyıl Fransa’sının en büyük sosyoloğudur. Sadece 19. yüzyıl Fransa’sının değil, belki de bütün beşeriyetin yetiştirdiği en parlak toplum gözlemcisi, en parlak alan araştırmacısıdır. Cemil Meriç, eserlerinde, kendisini, eşini, baldızını, devrinin siyaset adamlarını vs. vs. tanıdığı için Balzac’ı sevmiştir. Balzac ona insanı ve insanlığı tanıtmış, sevdirmiş, tek kelimeyle hayat yolunu kısaltan bir rehber olmuştur. Böyle bir rehberi kim sevmez!

Kitapta gittiği her yere neşe götüren, etrafı daima kahkahadan kırılan insanlarla dolu olurdu diye bahsettiğiniz babanızla aranızdaki baba-kız ilişkisi nasıldı? Cemil Meriç nasıl bir babaydı?

Bu sadece bir baba-kız ilişkisi değildi. Başka baba-kız ilişkilerinden farkı da bundandı. Babam, benim hocam, arkadaşım, sırdaşım, dertdaşım idi. Ben de onun talebesi, dostu, sırdaşı, dertdaşı idim. Her zaman aramız yağ-bal değildi. Ama beni kırdığı zamanlar hemen pişman olur, özür diler, kırgınlığım geçmezse “Baba ile kızın dargınlığı on beş dakikadan fazla sürmez!” diye neredeyse yalvarırdı. Onun da benim de kinimiz yoktur. Aramızda bazen fikren bazen ruhen çıkan çatışmalar on beş dakika sonra kahkahalarla sürüp giden bir sohbete dönüşürdü.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/soylesi/umit-meric-kelimeleriyle-toplumun-ruhunu-yakaliyordu-h35853.html

Bu haber toplam 201 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim