• İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

Vehbi Başer: Anarşizm’den Öğrenilecek Ders

Vehbi Başer: Anarşizm’den Öğrenilecek Ders
Zulüm, kendi mükemmeliyetini zalim ile mazlumun ortak eylemi haline geldiğinde tamamlar.

Bu zirvede, zalimler zulümlerinden vaz geçmeye kalkacak olsalar dahi mazlumlar buna isyan eder ve bu isyanda başarı kazandıkları takdirde, kendileri, ikincil doğaları haline gelmiş zulmü “eşyanın doğasına riayet” yerine koyarak muhataplarına tatbik ederler.

Genellikle zalimler, zulümlerinden elbette kendiliklerinden vaz geçEmezler; buna kabaca “zalimin zulmüne mahkumiyeti” diyoruz. Çoğu durumda zulme maruz kalanlar, zalimler çok güçlü oldukları için zulmün sona ermediğine inanır ve yine de onları yenip yenemeyeceklerini araştırırlar.

İlk yol, zalimi zulmün yanlış bir yol olduğuna ikna ederek onu zulmünden vaz geçirmektir (Thrasymachos hipotezi: Hukuk, güçlünün [aslında zalim] iradesinden ibarettir). Zalimler güçlü oldukları için zulümlerini sona erdirmeye genellikle yanaşmazlar. İkinci yol, zalimin gücüne erişemeyen mazlumların, zulmün egemenlik alanını aşarak “zulüm sahası”ndan kurtulmalarıdır (Musa ve arz-ı mev’ûd kıssası). Şayet zulme maruz kalanlar onlar kadar güç devşirebileceklerine kâil olurlarsa üçüncü yol, sahip olduğu türden ama daha fazla güç devşirerek zalimleri yenilgiye uğratmaktır (Semitik ruhun siyasal bir ifadesi olan devrimci mücadeleler, Marksizm ve ondan türeyen materyalist devrimcilikler).

Bütün bu süreçler boyunca unutulan çok önemli bir nokta vardır: Zulüm, çoğu durumda gücün zalimin elinde bulunmasından değil, o tür bir gücün birilerinin elinde bulunmasından kaynaklanır. Zulme maruz kalanlar, gücün elde edilme yollarını ve kullanılma biçimlerini zalim öğretmenlerinin yolunu keşfederek, bir anlamda onların kastedilmiş rehberliği altında öğrenirler (Begoviç itirazı: ”Düşmanlarımız bizim öğretmenimiz değildir!”) Farkedemedikleri asıl şey, elde ettikleri bu gücün zalimler ile kendileri arasındaki mesafeyi kapattığı, bu mesafe kapandıkça kendilerinin de zalimler haline gelmekte olduklarıdır.

Hınçla dolu bir mazlum geçmişin öfkesi kadar insanı zulmün meşruiyetine ikna edecek daha etkin bir yol yoktur. Böylece mazlumlar önce zalimlerden intikam alırken zalim bir tatmin yaşadıklarının ve daha sonra da zalimleri saf dışı bırakıp elde ettikleri gücü yeni bir iktidar tesisi yolunda kullanırken aynı Şeytan tarafından ayartılıp iğfal edilmiş yeni zalimler haline geldiklerinin farkına varamaz olurlar. Onları kim, ellerinde toplanan bu kirli güçten arınmaya ikna edebilir ki! Zulüm, insanî varoluşun bütün organlarına, dokularına, hücrelerine kadar nüfuz etmiş kirli bir güç oyunudur. Sadece güçlülerin ondan arınması yetmez; kirli gücün hayatımızın bütün katmanlarında kanserleşmiş yapılarının kökünü kazımak gerekir ki, sadece bir kısım değil her türlü gücün kirli olduğunu ve ancak güçten bütünüyle arındırılmış bir dünyada zulüm ve kötülüğün ortadan kaldırılabileceğini önerenlerin ideolojisine “gücün yok edilmesi gerektiği inancı” anlamında “an-archism” denir.

Devamı: http://www.fikircografyasi.com/makale/anarsizmden-ogrenilecek-ders

Bu haber toplam 54 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim