• İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

Veyis Güngör: Heidegger, Foucault, Sartre, Popper ve Russell’in Kör Tarafları

Veyis Güngör: Heidegger, Foucault, Sartre, Popper ve Russell’in Kör Tarafları
Geçtiǧimiz Nisan ayının felsefe ayı olarak ilan edilmesiyle, günlük Trouw gazetesi’nin haftalık ‘Din ve Felsefe’ ekinde, günümüzü de etkileyen Batılı düşünürleri ele alan bir yazı dizisi yayınladı.

Haftalık yayınlanan makalelerde Martin Heidegger, Bertrand Russell, Michel Foucault, Jean-Paul Sartre, Karl Popper gibi düşünürlerin görüşlerine yer verildi. Seri olarak yayınlanan yazılarda: “Büyük düşünürler bizim gözümüzü açıyor. Ama onların göremedikleri, kör tarafları nedir?”sorusuna cevap arandı.

Avrupalı Türkler ya da Avrupa Türk diasporası olarak, üzerinde düşündüǧümüz ‘Avrupa’da Gelecek Perspektifimiz’i oluşturan dört ana sütundan birisi de Avrupa kültür ve bilim tarihidir. Onun için, bu tarihi yazanların düşüncelerinin daha yakından tanınması önem arzediyor. Buradan hareketle, birer paragraf da olsa Batı düşüncesi mimarlarının kör tarafına, göremediklerine yer vermeyi önem arzediyorum.

Martin Heidegger
Filozof Ivana Ivkovic, “ünlü Alman filozofu Martin Heidegger’in felsefede aradıǧı yeniden canlanmanın politikada Nasyonal-Sosyalizmde de olacaǧını ümit etti. Heidegger bir dönem Nazi Partisi’ne üye oldu. Heidegger metafizik devrimden başka bir şey ümit etmedi. Liberal Demokratik Weimar Cumhuriyeti’nde büyük meseleler için, yeni bir başlangıç, yeni bir kader için, çözüm görmedi” diyor. Heidegger’in, Ivana Ivkovic’e göre kör noktası “Nazi’lerin metafizik devrimi bırakıp, ihtişama olan arzuları istismar etmeleridir”Heidegger çalışmalarının Nazizm tarafından sahiplenilmesine raǧmen, yirminci yüzyıl felsefesini etkileyemeye devam ettiǧi görülmektedir. “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra felsefe alanındaki gelişmeler Heidegger’siz anlaşılmıyor. Zira Heidegger’siz bir Arendt, Sartre, Foucault veya Derrida anlaşılmaz” görüşü hakim.

Michel Foucault 
Filozof Hans Achterhuis, “Yetmişli yıllarda, özellikle sol çevrelerde herkezin eşit olduǧunu düşünürdük. Çocuklarımız otorite karşıtı kreşlere gönderildi. Öǧretmenlerin öǧrenciler üzerinde artık yaptırım gücü kalmadı. Güç, artık geride bırakılan bir şeydi. Düşünmüyorduk. Bu bizim kör noktamızdı” diyor. Örneǧin Türkçeye ‘Hapishanelerin Doǧuşu’ olarak çevrilen eserinde güç ve bilginin insan ilişkilerindeki etkisini araştıran Michel Foucault, “bize anne ve babanın çocuklar üzerinde, öǧretmenlerin öǧrenciler üzerinde güç sahibi olduklarını gösterdi” diyen Hans Achterhuis, bunun yanısıra Foucault’ın “kurumların bizi disiplene soktuǧunu”da öǧrettiǧine dikkat çekiyor. Foucault’ın kör noktasının ise, “güç ve disipline karşı koyabilecek ‘birey’den bahsederken, organize olabilecek ‘biz’i unutmasıdır” diyor Hans Achterhuis. Foucault, ayrıca güç ve şiddet, güç ve otorite arasında var olan farkı ayırt etmeden, her şeyi güç olarak adlandırır.

Devamı: http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3046/heidegger-foucault-sartre-popper-ve-russellin-kor-taraflari.html

Bu haber toplam 76 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim