Yağmur Atsız'dan Türkiye-Filistin-Sûriye Üçlemesi

Yağmur Atsız'dan Türkiye-Filistin-Sûriye Üçlemesi
Barış dostlarla yapılmaz, düşmanlarla yapılır! İsrâil Hükûmeti’nin Filistinlilere tehdidler savurmak yerine bu gerçeği göz önüne alması ne kadar iyi olurdu.

husûmeti giderip barışmazlarsa kendi varlık sebeblerini ortadan kaldıracaklarını farketmiş görünüyorlar ki Filistin Dâvâsı

bakımından fevkalâde sevindirici bir gelişme!

Târih her hâl ve kârda gelip kendini dayatıyor ve buna direnenleri buruşturup atıyor kullanılmış bir kâğıt mendil gibi!

El Fetih ve el Hamâs, barışmaları gerekdiği gerçeğini muhtemelen sırf kendi hür idrâkleri vâsıtasıyla kavramadılar. Onlara bu dersi “Arab Sokağı” verdi sanıyorum. Şâyet özellikle Tunus ve Mısır’da cereyân

eden ve diğer bâzı Arap ülkelerine de sıçrayan gelişmeler olmasaydı onlar muhtemelen hâlâ “düşman kardeşler”i oynamaya devâm edeceklerdi. Diğer yandan el Hamâs, Sûriye’deki gelişmeler muvâcehesinde, el Fetih’le barışarak belki daha da büyük risk alan taraf, zîrâ İran ve dolayısıyla Sûriye’deki Baas Rejimi tarafından destekleniyor. Sûriye’de Beşşar Esad ve Baas ister yıkılıp gitsin ister bir şekilde iktidarda kalmayı başarsın, diğer konular meyânında, el Hamâs için de hiç birşey artık eskisi gibi olmayacak. Şunu demek istiyorum: Şam’da rejim yıkılırsa zâten “Batı” yanlısı bir yenisiyle yer değiştirmiş olacak. Ama yıkılmazsa bile bunu öyle önemli tâvizler vererek elde edecek ki artık İran’la ve dolayısıyla el Hamâs’la ilişkileri de hayli değişime uğrayacak. Ben bu şartlar altında

Türk Hâriciyesi’nin, Ahmet Dâvutoğlu yönetiminde son derece basîretli bir politika izlediği kanaatindeyim. Türkiye bir yandan Mısır’la berâber ve Mısır’ı yücelterek Filistinliler arası birliği sağlarken bir yandan da Sûriye’de işlerin tam bir kaosa dönüşmemesi için yoğun çabalar gösteriyor. Buna ne kadar muvaffak olur kestirmek zor. Ama başarısızlık durumunda olacakları kestirmek o kadar zor değil. Eğer Sûriye’de bir silahlı çatışma baş gösterirse İran’ın buna müdâhale etmesi mukadder gibi. Buna Türkiye’nin seyirci kalması ise imkânsız. Bu sefer muhterem generallerimizin Irak’daki gibi “Kardeşim, biz cunta kurup memleketi kurtarmakla meşgûlüz. Askerlikden bize ne?” deme lüksleri olacağını da sanmam. Netîceten Sûriye’nin kuzey yarısı başımıza kalabilir. Oysa ben bunun yerine Sûriye’nin egemen bir devlet olarak bir bütün hâlinde Türkiye’yle entegrasyonunun herkes için daha yararlı olacağını  düşünüyorum.

06.05.2011 Star

Bu haber toplam 500 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim