• İstanbul 19 °C
  • Ankara 24 °C

Yavuz Bahadıroğlu: Eski İstanbul’un meşhur kıraathâneleri

Yavuz Bahadıroğlu: Eski İstanbul’un meşhur kıraathâneleri
Eski İstanbul’a nam salmış kıraathâneler vardı. “Kütüphaneli kahvehane” diyebileceğimiz bu mekânlarda hem çayın, kahvenin en âlâsı yapılır, hem, kitap okunur, hem de sohbet edilirdi.
Hattâ tiyatro gösterilerine, konferanslara, musiki fasıllarına da sahne görevi yaparlardı. Bir bakıma “İlim-irfan ocağı” gibi çalışırlardı. Bunlardan bazılarını hatırlayalım…
 
Fevziye Kıraathanesi: Şehzadebaşı Caddesi’nin Fevziye Caddesi ile kesiştiği köşede yer almıştı. Kuruluş tarihi tam olarak bilinmiyor. Fakat en parlak dönemini 1885-1900 yılları arasında yaşadı. 
 
Fevziye Kıraathanesi, tiyatro gösterilerine, konferanslara, musiki fasıllarına ve devrin aydınlarına da ev sahipliği yapardı.
 
Darüttalim Kıraathanesi:Ahmet Hamdi Tanpınar, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanında bu kıraathaneyi şöyle anlatıyor: 
 
“Kahvehaneye her cins ve meşrepten insan geliyordu. Zengin mirasyedi, müflis ve tutunmuş tüccar, şöhretsiz şair, gazeteci, ressam, yüksek memur, satranç ve dama ustaları, eski pehlivanlar, bir-iki Darülfünun hocası, bir yığın talebe, aktörler, musikişinaslar, hülasa her meslekten adam...” 
 
İstanbul’un ilk apartmanlarından biri olarak bilinen Letafet Apartmanı’nın alt katında açılan kıraathanenin yerinde bugün İstanbul Üniversitesi Zooloji Bölümü var. Letafet Apartmanı ise 1964’te yıkılmış…
 
Elit Kıraathanesi: 1936 yılında açılan bu kıraathane Beyoğlu/ Asmalımescit Sokağı’nda Merkez Apartmanı’nın altındaydı. Edebiyatçıların ve sanatçıların bir dönem uğrak yeriydi. Birbirleriyle tanışırlar, tartışırlardı. Kıraathanelerle ilgili pek çok yazı yazan yazarlardan Oktay Akbal ve Attilâ İlhan bu kıraathanede tanışmışlardı. Cemil Meriç de kıraathanenin müdavimleri arasındaydı. 1949 yılında kapanan Elit Kıraathanesi’nin yerinde şimdi restoran var.
 
İhsan Kıraathanesi:Bâbıâli Yokuşu’ndaki İhsan Kıraathanesi’nde muhabirler özel olmayan haberlerini değiş tokuş etmek için toplanırlardı. Bunların dışında en çok Valiliğe işi düşenler, politikacılar, yabancı donanmaların komutanları ve ecnebi sefirler uğrardı. Hemen yanında defterdarlık, Türk Ocağı vardı.
 
Hacı Reşit Çayhanesi: 1880’lerden 1910’lara kadar Şehzadebaşı’nda faaliyetini sürdürdü. Sahibi şairlik iddia eden bir kahveci idi. Bu yüzden Cenap Şahabettin, “havasında bir lezzet-i edebiye vardı” diye methediyor, “çay füruş Hacı Reşid’i tanımamak, Muallim Naci’yi bilmemek veya Ahmed Mithad Efendiile görüşmemiş olmak gibi bir nakise, bir mahrumiyetti.” 
Bu haber toplam 138 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim