• İstanbul 30 °C
  • Ankara 29 °C

Yavuz Bahadıroğlu: İnsan insanın kurdu mu, yoksa kardeşi mi?

Yavuz Bahadıroğlu: İnsan insanın kurdu mu, yoksa kardeşi mi?
“İnsan insanın kurdudur” sözünü “atasözü” olarak duyduğumda tepki göstermiştim…

Çünkü atalarımız bu söze hak verdirecek bir hayat yaşamamışlardı. Tam tersine, gerek ailevi, gerekse sosyal hayatları, sevgi ve kardeşlik üzerine otururdu.

Sevgi ve kardeşlik duygusu öylesine köklü, öylesine yaygındı ki, sadece “din kardeşleri”ni kucaklamakla kalmaz, “türdeşleri” (başka dinden, başka dilden, başka kıyafetten insanları) bile sarmalardı.

Onlardan dahi taşar, bitki ve hayvanlara ulaşırdı.

“Devr-i Saâdet” bu hayat tarzının kaynağıydı.

Atalarımız, ilhamlarını “Devr-i Saâdet”ten aldıkları ve “Devr-i Saâdet” insanına benzemeye çalıştıkları için, sevgi, şefkat, fazilet, adâlet eksenli bir hayat yaşarlardı.

Buna tarih şahittir.

Bence mesele, “İslâmî devlet”, “İslâm ekonomisi”, “faizsiz bankacılık”, “şeriat”, “hilâfet” gibi kavramlar arasında kendimizi tüketmek yerine, bence tek bir konuya odaklanmalıyız:

“Cehalet Çağı”nı “Saâdet Asrı”na dönüştüren sır nedir?

Efendimiz, son derece yıkıcı insanları “yapıcı insan”a nasıl dönüştürmüştür?

Hz. Ömer’i düşünün: Peygamber Efendimiz’i öldürmek üzere evinden çıkan Ömer’le, birkaç saat sonra evine dönen Ömer arasındaki farkı çözmeye çalışın.

O birkaç saat içinde oluşan gerçeği yakalayabilmek, insanı bir anda Hz. Ömer’e yaklaştırır.

Esas konu da bu olsa gerektir.

***

Cehaletin özü şiddettir!

Şiddetin anası adâvettir (kin)…

Adâvetin çerçevesi nefret, haset (kıskançlık) ve bencilliktir!

Bunlar kalbi karartır, duyarsızlaştırır…

Sonuç olarak insanın içinde yaradılıştan var olan sevgi ve şefkat duygusu ölür.

Onlar öldüğü zaman ise “insan insanın kurdu” olur!

Âlişan Efendimiz’in geldiği dünya işte böyle bir dünyadır ve zaten böyle olduğu için “cahiliye” denmiştir.

Hayat şiddet üzerine inşa olmuştur…

İnsan kininin emrinde yaşamaktadır…

Cidal (savaş) ve kavga hayatın vazgeçilmezleridir.

Kalbler öylesine kararmış, sevgi, şefkat ve merhamet yüreklerden öylesine bir çıkma çıkmıştır ki, babalar diri diri kız evlâtlarını toprağa gömerken, anneler fütursuzca seyre başlamıştır.

İşte bu toplumsal yapı değişiyor…

Başkalaşıyor…

İyileşiyor.

Nefretin yerini sevgi, şiddetin yerini şefkat, cehaletin yerini ilim-irfan, düşmanlığın yerini dostluk, kıskançlığın yerini anlayış, bencilliğin yerini paylaşım alıyor.

“İnsan insanın kurdu” olmaktan çıkıyor, “insan insanınkardeşi” haline geliyor.

Bu değişimin adı “yürek inkilâbı”dır…

“Yürek inkilâbı”nın kaynağı vahiy, mimari Âlişan Efendimiz aleyhisselâtu vesselamdır.

Getirdiği mesajın temelinde “iman”,“adâlet”,“şefkat” ve “sevgi” vardır.

Ötesini şöyle özetleyebiliriz…

Ahlâk, fazilet, merhamet, izzet, iffet, kemalat, sıdk (doğruluk) feraset, samimiyet…

Devamı: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/yavuz-bahadiroglu/insan-insanin-kurdu-mu-yoksa-kardesi-mi-25346.html

Bu haber toplam 46 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim