• İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

Yavuz Bahadıroğlu: “Sosyal medya” denen âfet-i devran!

Yavuz Bahadıroğlu:  “Sosyal medya” denen âfet-i devran!
Bizim nesil, sadece okul eğitiminden değil, yanı sıra bir de “sohbet eğitimi”nden geliyor...

Anlayacağınız, biz, Osmanlı “sohbet geleneği”nin devam ettiği bir dönemin çocuklarıyız.

Gerçi milletin “imanda kardeş” olmasını engellemek için, “yürek eğitimi” veren tekke, zaviye, dergâh gibi müesseseler çoktan kapatılmıştı, ama “millî şuur”kapatılan her müesseseyi başka biçimde ihya etmenin bir yolunu bulmuştu.

Bizim gençlik yıllarımızda tekke, zaviye, dergâh yoktu, ama yaklaşık aynı işlevi gören Meserret, Çınaraltı, Marmara Kıraathanesi, Küllük gibi, “sohbet”mekânları vardı. Bazen de bürolarda, kitapçı dükkânlarında, hatta evlerde toplanır, yüreklerimizi olgunlaştırmaya çalışırdık.

Yirmili yaşlarda sohbetten sohbete koşuyor, bilge kişilerin sohbetlerinde demlenmeye çalışıyordum.

Sinan Omur, Eşref Edip, Mahir İz, Necip Fazıl, Cemil Meriç, , Muzaffer Özak, Münir Süleyman Çapanoğlu, Zübeyir Gündüzalp, Bekir Berk, Ayhan Songar, Muharrem Ergin, Mehmed Kaplan, Ahmed Kabaklı ve daha niceleri, bizim gibi gençlerin ruh dünyasına “fikir” tohumu atmak için rahatlarını, huzurlarını, zamanlarını feda eden insanlardı:..

Hepsini rahmet ve minnetle anıyorum.

Belirli yerlerde bir araya gelinir, çeşitli konular üstüne konuşulurdu. Onların birbirleriyle yaptıkları “edeb” çerçeveli tartışmalardan beslenir, öncelikle dinlemeyi, sabretmeyi, düşünmeyi, fikir üretmeyi, bir fikri savunurken karşı tarafı yüceltmeyi, nihayet fikrimizi ifade etmeyi öğrenirdik.

“Edeb” her şeyin önünde gelirdi. Farklı görüşü savunanlar asla muhataplarını küçümsemez, nezaketten ayrılmaz, tepeden bakmaz, galiz ifadeler kullanmazdı.

En samimi dostlar bile bir birlerine “siz” diye hitap eder, kimse kabalaşmaz, aralarına sertlik ve lâubalilik girmezdi.

Çünkü galip gelmek, haklı çıkmak için değil, gerçeği bulmak için tartışırlardı. Her fikrin aynı zamanda bir “içtihad” olduğunu, hakkı/ hakikati arama amacıyla söylenmesi ve samimi olması şartıyla, isabetsiz fikirlerde (içtihadlarda) dahi sevap vaat edildiğini unutmazlardı.

Devamı: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/yavuz-bahadiroglu/sosyal-medya-denen-afet-i-devran-28480.html

Bu haber toplam 64 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim