Yazarlar, toplumları aydınlatan kılavuzlardır

Yazarlar, toplumları aydınlatan kılavuzlardır
Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof Dr Musa Kazım Arıcan ile eğitim ve kültür meselelerimizi Yazarların problemlerini ve Türkiye Yazarlar Birliği’ni konuştuk...
Yazarlar, toplumları aydınlatan kılavuzlardır. Toplumları farklı konularda uyaran, uyandıran ve bilgilendiren öncülerdir. Bu nedenle yazarlığın saygınlığına özen göstermemiz gerekmektedir. Hem kamu hem sivil toplum kuruluşlarımızın özellikle de yerel yönetimlerin yazarlara sahip çıkması, destek olması ve itibar vermesi önem arz etmektedir diye düşünüyorum. 
 
Röportaj: FATMA GÜLŞEN KOÇAK

Türkiye Yazarlar Birliği sivil toplum kuruluşları arasında nasıl bir yerde duruyor? Hareket alanı ne kadar geniş?

Türkiye Yazarlar Birliği özgün bir sivil toplum kuruluşudur. Birinci özgünlük yönü; kültür, tarih, inanç, ahlak, sanat, fikir, edebiyat vb. geniş bir alanda çalışmalar yapmasıdır. İkinci özgünlüğü ise; faaliyet alanlarında tamamen özgür, tarafsız, makul ve herkese eşit mesafede olmasıdır.

Yazarlar Birliği tüm kültür, sanat, tarih ve düşünce alanlarında her tür makul ve tutarlı fikirlere açıktır. Bu bağlamda hareket eden ister resmi ister sivil tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapabilmektedir.

Türkiye Yazarlar Birliği, makul, özgür, özgün, hakkaniyetli, tutarlı, objektif ve kuşatıcı bir vizyona sahip, toplum yararına faaliyet yapan bir sivil toplum kuruluşudur.

Yazarların temel problemleri nelerdir?

Öncelikle belirtmeliyiz ki yazarlık zor bir meslektir. İyi bir yazar olabilmek her şeyden önce iyi okuyucu olmaya bağlıdır. Özellikle de içinde bulunulan toplumun temel sorunlarını ve ihtiyaçlarını iyi bilmeye imkân verecek okumalar yapmak gerekiyor. Tabii ki böyle bir potansiyele sahip olmak iyi fırsatlara ve imkanlara sahip olmayı gerekli kılmaktadır.

Kanaatim odur ki yazarların dile getirilebilecek birçok sorunları söz konusudur. Belki belli başlı bazılarını dile getirmek mümkündür. Öncelikli olarak yazarların ürettikleri eserlerin yayımlanması hususunda bazı sorunlar yaşanmaktadır. Esasen yazarlığın takdir, teşvik ve motive edilmesi gerekmektedir. Ortaya konulan eserlerin ekonomik olarak desteklendiği bir mekanizma oluşturulabilir. Ancak bir kısım çok popüler yazar ürettiği eserlerinin karşılığını alabilmektedir. Diğer taraftan telif hakları ve fikri mülkiyet hususunda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Yazarın eserinin korsan baskıları ya da çoğaltmalar yoluyla paylaşımı ile emeği çalınmaktadır. Bir başka husus da yazarların mesleki olarak kurumsal açıdan haklarını güvence altına alan bir mekanizmanın olmama sorunudur.

Tüm bunlar yanında ülkemiz yazarları tamamen yerel kalabilmektedir. Aslında ülkemizde çok değerli ve velud yazarlar olmakla birlikte tamamen burayla sınırlı kalmaktadır. Renk, ırk, dil, inanç ayrımı olmaksızın tüm insanlığı kucaklayan fikir ve düşünceler ortaya koyan yazarlarımızı bütün dünyanın tanıması ve fikirlerinden yararlanması gerekmektedir. Bu nedenle yazarlarımızın eserleri en azında dünyanın en yaygın birkaç diline çevirtilmesi ve desteklenmesi faydalı olacaktır.   

Son olarak yazarlara toplum olarak gereken değeri vermemiz de gerekmektedir. Yazarlar, toplumları aydınlatan kılavuzlardır. Toplumları farklı konularda uyaran, uyandıran ve bilgilendiren öncülerdir. Bu nedenle yazarlığın saygınlığına özen göstermemiz gerekmektedir. Hem kamu hem sivil toplum kuruluşlarımızın özellikle de yerel yönetimlerin yazarlara sahip çıkması, destek olması ve itibar vermesi önem arz etmektedir diye düşünüyorum.

Hükümetin kültür politikalarını geliştirmesi noktasında önerileriniz nedir?

Aslında ülkemizde köklü bir kuruluş olarak Kültür Bakanlığının ve ilgili teşkilatlarının olması çok önemli bir avantajdır. Ancak ilgili Bakanlığın Kültür ve Turizm Bakanlığı şeklinde olması dolayısıyla zaman ağırlığın Turizme kaydığı görülmektedir.  Oysa ülkemiz bir kültür hazinesidir. Her bir köşesi kültür varlıkları, kültürel değerler ve kültür/sanat birikimleriyle doludur. Ancak kültüre ilişkin duyarlılığımızın yeterli ve istenilen düzeyde olmadığı kanaatindeyim. Kültürel ihtiyaçlar diye bir ihtiyaç sıralamamız var mıdır? Bilmiyorum. Kültürel ihtiyaç farkındalığı, duyarlılığı ve zihniyeti oluşturmamız da kaçınılmaz gibi! 

Her şeyden önce çok iyi planlanan bir Kültür Şurası yapılması gerekmektedir. Bu şuralar mümkünse iki yılda bir ve mümkünse tematik olmalıdır. İlk şura genel bir durum analizi şeklinde olabilir. Ardından her şurada, bir kültür konusu masaya yatırılarak temel problemler, dezavantajlar, tehditler belirlenerek fırsatlar, avantajlar ve çözüm yolları ortaya konulabilir.  Bu bağlamda iyi bir kültür politikası için yol haritası ortaya konulmuş olacaktır. 

Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı marifetiyle sivil toplum kuruluşlarının kültür/sanat projeleri yapmaları ve desteklenmeleri sağlanabilir. 

Ayrıca fen, sağlık ve diğer meslek liseleri gibi kültür ve sanat liseleri ve bunların devamı yüksek öğretim birimleri kurulabilir. Kültür ve sanat esasen yumuşak güçtür. Uluslar arası arenada ancak kültür diplomasi ile etkin olmak mümkündür. İşte kurulacak bu tür okullarla kültür ve sanat uzmanları, bürokratları ve diplomatları yetiştirilebilir.

Kültür ve Eğitim meselesinin ülkemiz açısından öneminden bahseder misiniz?

Medeniyet dediğimiz de tüm milletler için söz konusu edilen husus kültür ve eğitimdir. Milletlerin sahip oldukları değerleri, fikirleri, inançları hâsılı tüm maddi ve manevi mirasları sonraki nesillere ancak kültür ve eğitim ile aktardıklarına şahidiz.

Aslında kültür, sanat ve eğitim faaliyetleri birer araçtır. Nihai amaç ortak kültür hazinelerini içselleştirmek, zaman ve mekân düzleminde kalıcı kılmak ve salimen geleceğe aktarmaktır. Kültür ve eğitim enstrümanı ile medeniyet inşasını gerçekleştirmektir.

Türkiye Yazarlar Birliğinin ulusal ve uluslarası çaptaki projeleri nelerdir?

TYB kurulduğu günden itibaren otuz sekiz (38) yıl süresince, kültür, tarih, edebiyat, sanat, inanç, ahlak ve fikir gibi birçok alanda ulusal ve uluslar arası faaliyetler gerçekleştirmektedir.

Bunların en belli başlılarını Ahlak şuralarımız, uluslar arası şiir şölenlerimiz, milletlerarası şehir tarihi yazarlığı olarak sıralamak mümkündür.

Bununla birlikte Genel Merkez’de gelenekselleşen Mesnevi okumalarımızı devam ediyor. Mehmet Akif Ersoy’u ve Nurettin Topçu’yu anma programları yapıldı. 100. Yılında Çanakkale projesi gerçekleştirildi. I. Genç Yazarlar Kurultayı gibi birçok farklı projelere de imza atıldı.

TYB Akademi isimli hakemli dergimiz devam ediyor. Yıllıklarımız ve aylık bültenlerimiz çıkıyor.

Ayrıca otuz beş (35) yıldır düzenli olarak gerçekleştirilen ‘Yılın yazar, fikir adamı ve sanatçıları’nı seçmek ve ödüllendirmek en önemli geleneklerimizden biridir.

Türkiye Yazarlar Birliği bugüne kadar ülke gündemine dair söz söylemede fazla öne çıkmadı. Bundan sonra bir politika değişikliği söz konusu olacak mı?

Takdir edersiniz ki TYB kültür, fikir ve sanat faaliyetleri yapan toplum yararına çaba ortaya koyan bir sivil toplum kuruluşudur. Bu çizgisini de özgür ve özgün bir şekilde sürdürmektedir.

Bu bağlamda TYB sadece ülke gündemini değil dünya gündemini de takip etmekte ve bu çerçevede dile getirilmesi gerekenleri ifade etmektedir.

Nitekim TYB çoğu zaman kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmakta kimi zaman da bu kurum ve kuruluşlara öncülük ve önderlik etmiş, köklü bir kurumdur.

Bilinmektedir ki TYB geçici politik ya da suni gündemlerin peşine takılarak özgün ve özgür duruşunu bozmamaktadır.  Politize olmuş bir kurum ve kuruluş olma tehlikesine de düşmemek gerekiyor. Ancak kültür, fikir, sanat bağlamında ülke ve dünya gündemine ilişkin her tür söz söyleme cesaret ve kararlılığını ortaya koymaktadır ve bundan sonra da koymaya devam edecektir.

Bundan sonra yine ülke ve dünya gündemine dair daha sahici ve kalıcı katkılar sunma, yeni vizyonlar, politikalar ve bakış açıları oluşturma gayreti içinde olacaktır. İhmal edilen, unutulan veya eksik kalan alanlarda gündemler oluşturma çabasını sürdürecektir.    

Türkiye Yazarlar Birliği Şubeleri ne kadar aktif. Şubeler Genel Merkezin yükünü omuzlama noktasında ne kadar mahir?

TYB şubeleri kendi şehirlerinde aktif ve etkili çabalar ortaya koymaktadırlar. Tabii ki tüm şubelerimiz aynı aktiflik ve etkililik içinde değiller. Kendi şehirlerinin hem gündemini tutan hem de bu gündemlerin ilerisine geçenler var. Bazı şubelerimiz Genel Merkezin yükünü omuzlama hususunda takdir edilecek konumdadır. Bu bağlamda şubelerimizi de yakından takip ediyoruz.

Ne var ki bazı şubelerimizin arzu edilen çabaları ortaya koyamadığı da görülmektedir. Bunda ilgili şubelerin kendi aralarında iyi örgütlenememeleri, şehrin ilgili kurum ve kuruluşlarıyla iletişime ve işbirliğine geçememeleri ve daha da önemlisi ‘toplum yararına faaliyet yürütme’ felsefemiz yönünde canhıraş çaba, gayret, fedakârlık ve özveri gösterememe gibi nedenler etkili olmaktadır.

Türk yazarların uluslarası sahada tanınırlığının okunurluluğunun artması için neler yapmak gerekir?

Artık küresel bir çağdayız. Yaptığınız faaliyetler dünya gündemine taşınamıyorsa sınırlı kalmaktadır. Bu anlamda yaptığımız etkinlikleri uluslar arası konsepte dizayn etmeliyiz. Uluslararası tecrübe paylaşımları ve ilişkiler oluşturulma yolları ortaya konulmalıdır.

Daha önce ifade ettiğim üzere yazarlarımızın eserlerinin artık dünyanın belli başlı dillerine çevirtilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte uluslar arası fuar ve festivallere katılmak; yazarlarımızın katılımını sağlamak buna katkı sağlayacaktır.

Kültür ve sanat dünyasında yerli ve milli bir duruşa sahip yazar ve sanatçılar yeterince tanınmıyor okunmuyor. Bunun sebepleri nedir. Bu sorun nasıl aşılır?

Tüm toplumlar medeniyet köklerine sahip çıkarak var olmaya ve varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle kültür, sanat ve eğitimciler birer medeniyet taşıcıları ve medeniyet elçileridir. Bilhassa yerli ve milli duruşa sahip olanlar. Hatta denebilir ki onlar bir anlamda örtük kültür bürokratlarıdır.

Bu nedenle her şeyden önce kültür, fikir ve sanatın medeniyetlerin yerelliğini, milliliğini korumada, diğer bir ifadeyle köklerle irtibatını sürdürmedeki önemini dikkate almalıyız. Aksi takdirde kültürel bir emperyalizmin kurbanı olabiliriz. Kültür, fikir ve sanat faaliyetleri üzerinden milletler benliğini kaybedebilmekte ve egemen kültürler tarafından asimile edilerek teslim alınmaktadır.

Bu bağlamda yerli ve milli köklerine önem veren ve sahip çıkan kültür, fikir ve sanat faaliyetlerinin artırılması gerekmektedir. Özellikle görsel ve sahne sanatlarında bu tür etkinlikler arttırılmalıdır. Ardından bu duruşa sahip olan tüm çabalar ve insanların desteklendiği politikalar oluşturulmalıdır.

Şayet ülke olarak bu konuda bir politika oluşturmaz iseniz söz konusu problemler devam edecektir ve bir süre sonra da yeni gelen nesilleriniz küresel ve emperyal kültürlerin sömürüsüne kurban edilmiş olacaktır.      

Sivil toplum alanında akademisyenler yeteri derecede aktif değil. Akademisyenlerin sivil toplumda daha fazla yer alması hangi kazanımları doğurur?

Esasen akademik hayat araştırma, eğitim ve sosyal sorumluluk üzerine inşa edilebilecek bir süreç olmalıdır. Dolayısıyla akademisyenliği sadece bilimsel yayın, akademik ders ve konferans/sempozyum olarak düşünmemek gerekiyor. Mutlaka akademik hayatı araştırma, eğitim ve sosyal sorumluluk örgüsüne oturtulması gerekiyor. Biri diğerine de tercih edilmemeli. Dengeli bir şekilde her alana gereği gibi eğilmek gerekmektedir. Bu, sadece bir tercih meselesi olmamalı, akademisyen olmanın kaçınılmaz gerekliliği olmalıdır.

Bu çerçevede akademisyenlerin sivil toplumlarda aktif olarak yer alması hem akademik hayatı teorik olmaktan ya da kimi zaman masa başı bilimsel düşünce üretmekten kurtaracak hem de sivil toplum kuruluşlarımızda yer alan akademisyenlerimizce bu kurum ve kuruluşlarımız daha bilimsel ve realist faaliyetler gerçekleştireceklerdir. Dolayısıyla karşılıklı yarar durumu ortaya çıkacaktır. Özellikle STK’larımız, bu sayede AR-GE’ye ve kurumsallaşmaya önem verecekler ve daha kalıcı, etkili ve rafine faaliyetler ortaya koyacaklardır.     

Bu haber toplam 707 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim