• İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C

Yeni neslin kitapla imtihanı

Eyyüp AZLAL

Çok değerli bir dostum vardı. Dostluğumuz epeyce pekişmiş, ben onu manevi bir baba o da beni manevi bir evladı görüyordu. Hayatının öyküsü yalın ve olağan geçen bu kıymetli büyüğüm ömrü boyunca biriktirdiği mal ve mülkün yanında hatırı sayılır kitap da biriktirmişti.

Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli görevlerde bulunan manevi babamın kitapları arasında bizim daha doğrusu benim için gezilmemiş bir dünya gizliydi. Uygarlıklar, medeniyetler, insanlık tarihi, bilge krallar’ın anlatıldığı kitapları vardı. Anlayacağınız adını duyduğum ve sahip olamadığım epeyce kitap kendisinde mevcut idi. İstanbul’da ve hatta yurt dışında bir çok sahafı adım adım gezen ben, sahip olamadığım bu kitapların izini sürmüş ve maalesef ulaşamamıştım. Mecnun için Leyla, Hüsrev için Şirin neyse benim için de bu kitaplar öyleydi.

Bir gün manevi babamın telefonuyla uyandım. Yaşı kemale eren bu zat, malının mülkünün taksimatını yapmış. Büyük kızına falanca yerdeki ev, büyük oğluna filanca yerdeki dükkan, küçük oğluna da oturduğu evi taksim ettiğini söylemişti. Bana da bahsi geçen kitapları bağışlayacağını söylemişti.

Bana manevi bir duası da yeterli gördüğüm manevi babamın bu maddi ihsanı beni epeyce duygulandırmıştı. Sağlığında en az çocukları kadar ihtiyacına koşan ben, zaten ayakları üzerinde duran ve kitaba hürmeti olan mütevazi bir hayatın bekçisiydim. Bu nedenle bu kadar önemli bir işi (kitaplar) yürütemeyecekleri açıkça belli olan çocukları ile yapılan istişare kısa sürmüş ve kitapların bana verileceği maddesi mirasname metnine eklenmişti.

Kitaplarla ilgi resmi bir miras süreci olmadığından dolayı bana intikali kısa sürmüştü bu kitapların. Mesela evlerin çocuklara devri çok uzun sürmüştü. Mesela Tapu Müdürülüğü, Nüfus Müdürlüğü, Belediye falan... Manevi babamın çocukları kitapları iplerle öyle ehemmiyetli bir şekilde bağlamıştı ki sanırsınız cezaevinden mahkemeye duruşma için giden mahkum insanlardır kitaplar...

Kitapları manevi babamın arabasından yavaş yavaş indirdim. Ve onları eve taşıdım. Evdeki kitaplığımda yeni raflar lazım olduğunu çoktan beri biliyordum. Bu nedenle ehemmiyet derecesine göre raftan indirdiğim, çoktan peşlerine düştüğüm ve dedektif gibi ülke ülke şehir şehir arayıp ta bulamadığım belli başlı kitapları raflardaki yerlerine yerleştirmiştim.

Bu yeni kitaplar bana yağmurda ıslanan değil karda ıslanan bir adamın hatırasını vermişti. Karda yavaş yavaş saçlarımız ıslandığı gibi ben de bilgileriyle ıslanmıştım bu kitapların. Evet kitaplarım orada ve bunlar bana miras kalmıştı. Nereden bilecektiler manevi kardeşlerim bu kadar sevineceğimi. Onlar servetmend olmuşlardı ben de kitaplarıma kavuşma mutluluğu içindeydim.

El-kıssa...Bizim yaş gurubumuzdaki insanların evlerinde iyi veya kötü bir kütüphanemiz var. Bu insanlar kütüphanelerinde eser kazandırma gayretine girdi. Fakat biz bir yandan kütüphanemize kitap kazandırırken çocuklarımızın da kitaba ulaşmasını engelledik. Onları dersanelere ve etüd salonlarına teslim ettik. Altın nesil hayaline giriştik. Okullarımızla, çocuklarımızın öğretmenleryle ilgilenmedik. Onlara gereken iltifatı da göstermedik. Raflarda duran kitapları elimize alıp çocuklarımızla birlikte haşır neşir işine girişmedik. Belki babalarımızdan da bunu görmedik. Anne babanın elinde telefon düşmeyen insanlar olarak çocuklarımızı bu manevi iklimden uzak tuttuk. Test ve tost arasında sıkışan bu gençliğin 20 sayfalık bir hikayeden fazla edebi bir macerası olmadı. Çocuklarımıza sunduğumuz üç beş tane adamı edebiyatçı olarak sunduk.

Şimdi kitaplar ve yeni nesil için geleceğimiz nokta ile gideceğimiz noktayı seçme zamanı gelmedi mi? Sevdamızı yitirmeden çocuklarımıza kitap okuma sevdasını yeniden kazandıralım.

Bu yazı toplam 15 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim