Yusuf Has Hacib Büyük Ödülü Sahibi Brontoy Bedurov ile Söyleşi

Yusuf Has Hacib Büyük Ödülü Sahibi Brontoy Bedurov ile Söyleşi
1.

Bu durum da o zamanların en ünlü Türkologlar ve tarihçileri tarafından bile bilinmiyordu. Göktürk kağanatı kurulana kadar biz yarım asır bu şekilde durabildik güçlü düşmanlara karşılık vererek. Bizim bu elimiz de düşünce Uygur-Telengitler, Kırgızlar, Kitaylar, Moğollar ve Oyrotların diğer kağanatlarına, ellerine, uluslarına dahil olmuşuz ta ki Rusya'ya dahil olana kadar. Tüm bu zor ve ağır bin senelik zaman zarfında biz tek başımıza bizden çok daha güçlü ve kalabalık komşularımız ve saldıranlarla bir arada kendimizi koruyarak ve Altay Türkleri olmak için haklarımızı arayarak yaşadık. Bu asırlarda eşitsiz şartlarda kendi öz Türk dilimizi ve ruhumuzu dinimizi ve yaşam tarzımızı kendi etnik temelimizi koruduk. Eski Göktürk temelimizi. Aksi takdirde aniden nerden çıkagelirdik çok az sayıda da olsak; ama sapasağlam hepinizin önündeyiz değerli kardeşler bu dünyada.

Kısaca bu tarihçeden bahsettim; çünkü sizin önünüzde birinci defa yazıyorum ve kendi halkımı tanıtmak istedim. Sizin bir suçunuz yok bunda. Gerçekten de yakın zamanlara kadar bizim halkımız kimseye belli değildi. Bu şekilde kalacaktır biz kendi öz yüzümüzü kazanana kadar.  Ben Ursul nehrinde doğdum iç Altay'ın içinde (idari olarak şimdi Altay Cumhuriyeti) kutsal dağ Yuc-Sumer'in etrafında büyüdüm. Oradan 16 yaşımda şehre indim ve okula gittim o zamandan itibaren hep hareketteyim ve okumaktayım. Dünyanın yarısını gezdim denizler ve okyanusları geçtim şehirleri ve ülkeleri geçtim. Hep yurduma dönmek isterim; ama yapamıyorum, halbuki el-Bashchi oldum, Altay halkının lideri oldum. Demek ki kendi yolumu daha bitiremedim.

 

2. İlk şiirinizi ne zaman yayımladınız? Şiir hayatınız hakkında bilgi verir misiniz?

3. Ana hatlarıyla şiir görüşünüz hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

Benim ilk şiirlerim bizim tek o zamanlarda Altay dilinde yayın yapan tek gazetemizde 1962'de ben 15 yaşımdayken yayımlandı. Ben de uzak dağlık bir köyde okuyordum. İki sene sonra ise bizim bölgede önde gelen şairler ve yazarlar arasındaydım, onların arasında en küçüktüm yaşça. Ama ben daha başlangıçta olanların, profesyonel ortama yeni girenlerin yardıma ve tavsiyeye muhtaç olanların arasındaydım. Sizin edebiyat dünyanızda da benzer şartlar vardır. Daha Altay'dayken ve genç birisi olarak bu büyük şairler arasında Rus klâsik çok milletli Sovyet ve yabancı şairlerle tanıştım o zamanlarda. Genelde Avrupalılardı yabancılar, doğulularla daha sonra enstitüde ve mastır yaparken tanıştım. Çok iyi bir eğitim aldım ve bilimsel hazırlık aldım. Orta okulu bitirince bir yıl bizim radyo ve gazetelerde çalıştım (daha televizyon yoktu). Sonradan şiirlerimi Moskova edebiyat enstitüsüne sanatsal yarışmaya göndermek istedim. O zamanlarda o dünyada şiir bölümü olarak tek idi. Yarışma çok büyüktü, sinema enstitüsünden sonra ikinciydi. Onu geçmek çok zordu özellikle millî bir bölgeden geliyorsan ve başkentte hiçbir tanıdığın yoksa ya da desteğin. Tabii ki ben bunları hiç bilmiyordum genç birisi olarak. Ama bu yarışmaya başvurmanın en önemli şartıymış ve ben onu ilginç bir şekilde geçtim. Benim tecrübem de olmamasına rağmen beni enstitüye aldılar; çünkü sınavlarım çok iyi geçmişti, 25 üzerinden 24 almıştım. Bu benim için ilk mucizeydi; ama ben onu o zaman anlamıyordum. Birinci sınıftan sonra çok milletli edebiyat merkez dergide ilk çıkışımı yaptım. Bu da gerçek bir mucizeydi. Memleketimdekiler bile şaşırmıştı. Bir öğrenci olarak tüm ülke çapında ortaya çıktı diye. Aslında ben o zamanlarda bunların hepsini olağanüstü olarak kabul etmiyordum. Hepsi normal bir şey diye düşünüyordum. Hatırlıyordum da o zamanlarda böyleydim. Siz bana sorular sorunca ben şimdi bunları hatırlıyorum ve şimdi uzaklardan yaşın ve tecrübenin verdiği yükseklikten bunların ne kadar değerli olduğunu anlayabiliyorum. Şimdi yarım asırdır Altay ve Rus yazılı edebiyatta yerimi koruyorum ve onu hiç terk etmiyorum. İstesem de terk edemem. Üzüntüyle, gururla değil, biliyorum ki yerimi bırakacak hiç kimsem yok. Biz az sayıdayız. Dilimiz ve edebiyatımız geliştikçe biz hep burada olacağız. Çünkü biz az sayıdayız. Bizim zamanımızda Rusya'da yazar olmak yazmak ve gerçek edebiyat üretmek kolay değildir. Azınlık halkların dillerinde yazmak ve üretmek daha da zordur.

 

4. Türkiye Yazarlar Birliğince düzenlenen uluslar arası şiir şölenlerinden daha haberdar mıydınız? Kırgızistan’da düzenlenen şölen hakkındaki kanaatlerinizi alabilir miyiz?

 

Daha önce duymadım da, bilmedim de. Rusya ve Türkiye yazarlar birliği arasında bağlantının olmamasıdır nedeni. Türk yazarlarıyla da kişisel bağlantım yok. Tanıdığım varsa da çok kısa ve net değildi görüşmelerimiz. Arkadaşlığımız yoktu. İşbirliğimiz yoktu. SSCB yazarlar birliğinin kendi bağımsız yabancı komisyonu vardı. Yazarlar birliği dış işleri bakanlığı gibi. Dünyadaki tüm yazar birlikleriyle bağlantı içindeydi. Çalışanları çok iyilerdi. Dil biliyorlardı. Kültür ülkelerini tanıyorlardı. Paraları vardı. Bu durum da farklı ülkelerden misafirleri karşılama imkânı sağlıyordu. Anlaşmalar yapabiliyorlardı. Bu çok ilgi çekiciydi ve yararlıydı. Karşılıklı çeviriler yapılıyordu. Paralar da kendi paramızdı, yazarlar birliğinin ve onun güçlü edebiyat fonunun paraları. Bu paralar bastığımız kitap ve sunularımızdan geliyordu. Şimdi ise bu imkânlar ne Rusya'da, ne de diğer eski SSCB ülkelerinde var. Sovyetler sonrasında bu dış ilişkiler kayboldu. Güç kayboldu. Çalışanlar kayboldu. Yeni işler de kurulamadı. Bu kadar zaman kayboldu ve hiçbir şey yapılamadığı için çok üzgünüm. Ta ki Bişkek'te sizin organize ettiğiniz şölene dek.

Bu gibi şölenler var olduğu için çok sevinçliyim. Bunların devamlı olması çok güzel. Değişik kardeş ülkeler de yer aldıkları için çok güzel. Kardeş dilimizin değişik şekillerinde bu şiirler ses buldukları için çok güzel.

Rusya yazarlar birliği eski SSCB yazarlar birliğinin yaptığını yapamadı. Sadece parçalanmışlık ve parasal değil sorun. Bütçeler yağmalandı. Yazarlar fakir kaldı 90'lı yıllarda. Ama bu sadece problemlerin yarısı ve daha ölüm değildi. İç statüsü olduğu için Rusya yazarlar birliğinin kendi uluslararası organı yoktu. (Rusya yazarlar birliği SSCB yazarlar birliğinin 15 kolundan biriydi ve bunların en büyüğü olmasına karşın küçük birlik adını taşıyordu) uluslararası faaliyetleri yürütmek için kadroları yoktu. Bu yüzden bağımsız uluslararası bağlantıları Sovyetler zamanında çok küçüktü, Orta Asya, örneğin Özbekistan veya Kazakistan'ın Kafkasya veya Baltık ülkelerindekinden daha küçüktü. Bu yüzden iç Rusya yazarlar birliklerinin, özellikle muhtar cumhuriyet ve bölgelerin, bağımsız dış ilişkilere izin yoktu. Kişisel; ama çok az sayıda seyahatler yer alıyordu. Bunlar genel seyahatler ve delegelerin arasında yer alıyordu. Ancak Gorbaçov perestroykasının sonuna doğru açıklık ortaya çıktı. Ama sonradan 1991-93 yıllarında ülkenin siyasi sisteminin düşmesi tüm sanatsal faaliyetlerini felç etti. Siyasi ve ideolojik engeller yoktu; ama maddi destekler yoktu. (İstediklerinle iletişim kurabiliyordun, istersen Mars insanlarıyla bile) Rusya biliyorsunuz çok büyük ve çok farklı bir ülke. Bir sürü halk, dil, kültür ve din var. Rusya tabii ki Rus bir ülke. Ama içinde Fin-Ugor, Paleoasya, Kuzey ve Kafkas kısımları var. Türk=Moğol Rusya'sı bile var. İçinde 21 cumhuriyetten 11'ini bizim halklar oluşturuyor kök Etnos seklinde. Biz onun içinde, Amerikalıların tersine, gelip yerleşenler değil, oranın en eski halklarıyız. Her birimizin yurdu var ve kendi ocağımız var, devamlı yanan ocağımız. Bu yüzden bizim ülkemize de Türk şölenlerine benzer festivaller gelmeli. Burada ona benzer bayramlar ve festivaller tüm bölgelerinde vardır.

 

Brontoy Bedurov Yangoğlu kimdir?

1947 yılında Altay’da doğdu. Altay halk şairi ve yazarıdır. 1972’de Moskova Gorkiy Edebiyat Enstitüsünden mezun oldu. 1980’de Sovyetler Birliği Akademisi doktoru unvanını aldı. Kendi deyimiyle kökleri 2000 yıllık Türk tarihinin izlerini taşımaktadır. Türk toplulukları tarihi, kültürü, sanatı ve dinlerine dair araştırmaları bulunmaktadır.

Brontoy Bedurov, Altay bölgesinin önemli akademisyenlerindendir. Rusya Dil Akademisi, Avrasya Uluslararası Akademisi, Dünya Slavları Akademisi ve Fen Bilimleri Akademisi üyesidir. Rusya’da profesörlükten sonra verilen akademik unvanına sahip önemli akademisyenlerdendir. Altay Türkçesi başta olmak üzere diğer lehçelerde ve Rusça olmak üzere 30’dan fazla kitabı bulunmaktadır. Kitaplarının yanında Türkiye Türkçesi, Japonca, İngilizce ve Fransızcadan çevirileri de yer almaktadır.

Brontoy Bedurov, Altay Türkçesiyle yazmış olduğu şiirlerinde kendi kültürü ve tarihini canlı tutmaya çalışmaktadır. Altay coğrafyasından Adige’ye Dakar olan bölgede konuşulan tüm Türk lehçelerini ve diğer dilleri bilmektedir. Kendi deyimiyle Göktürklerin torunudur ve Tarduş mahlasını kullanmaktadır.

Brontoy Bedurov şu anda Altay yazarlar Birliği Başkanlığı ve Rusya Yazarlar Birliği Genel Sekreterliği görevini yürütmektedir.

 

Hazırlayan: Osman Özbahçe

bedurovodul4

bedurovodul2 bedurovodul3 

Bu haber toplam 1131 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim