• İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C

Yüz yıl önce bir Hicaz seyahati

Yüz yıl önce bir Hicaz seyahati
Osmanlı'nın son döneminde yetişmiş mutasavvıf yazarlardan Hüseyin Vassaf'ın 1905 yılında çıktığı hac seyahatini anlattığı 'Hicaz Hatıraları' yayımlandı.


Pek çok kitabının yanı sıra bilhassa alanında emsalsiz bir tasavvuf ansiklopedisi olan 'Sefine-i Evliya'dan tanıdığımız Hüseyin Vassaf, kelimenin tam anlamıyla bir 'münevver'. İstanbul'da doğmuş. Seyahatleriyle görgüsünü, bilgisini geliştirmiş. Maddi ve manevi alanda iyi bir eğitim almış. Kasımpaşa Uşşaki Tekkesi'nin son şeyhi. Gümrük idaresinde yüksek memuriyetlerde bulunmuş. Arapça, Farsça ve Fransızca biliyor. Eli kalem tutuyor, şiirden anlıyor. Vassaf'ın bu özellikleri Hicaz Hatıraları'nı daha da kıymetli kılıyor. Zira kitap, mükemmel bir hac seyahatnamesi olmasının yanı sıra İstanbul'dan Hicaz'a kadar Osmanlı coğrafyasını Hüseyin Vassaf gibi bir şahsın gözünden kayda geçiriyor.
Hüseyin Vassaf, Hicaz Hatıraları'nda yazar kimliğiyle gezdiği mekânları anlatıyor; mutasavvıf kimliğiyle duygularını, gördüğü rüyaları kaydediyor; dini ilimler tahsil etmesi hasebiyle hac ibadetiyle ilgili fıkhi bilgiler veriyor; imparatorluk başkentinde görev yapan bir idareci olarak da siyasi ve sosyal durumu yorumluyor. Farklı coğrafyalardan gelen hacılar üzerinden İslâm dünyasının o dönemdeki acıklı halini resmediyor. İnşa edilmekte olan Hicaz Demiryolu, Arabistan'ın Osmanlı'dan ayrılması gibi konularda tarihçilere kaynaklık edecek mahiyette bilgiler veriyor.
Kitabın bir özelliği de Vassaf'ın 1906'da kaleme aldığı seyahatnameyi 1925'ten sonra temize çekmesi. Bu dönemde Anadolu'da Cumhuriyet kurulduğu, Arap yarımadasında farklı devletler ortaya çıktığı ve hac seyahati de kesintiye uğradığı için yazar, eserinin ikinci nüshasını bu gelişmeleri yorumlayarak kaleme almış.
Sonunda Vassaf'ın Suriye ve Filistin gezileriyle ilgili yazılarının da yer aldığı Hicaz Hatırası'nı Mehmet Akkuş yayına hazırlamış. Hüseyin Vassaf'ın torunları da güzel bir takdim yazısı kaleme almışlar. Dedelerini ve kitaplarını anlattıkları yazının sonunda Hicaz seyahatnamesi hakkında şu bilgileri veriyorlar: "Bu seyahatnamenin içinde o zamanın koşullarıyla yapılmış bir hac yolculuğunun öyküsünü okuyacaksınız. Bugün en lüks uçaklarla birkaç saat içinde ulaşılan Mekke'ye 20. yüzyılın başlarında haftalar, aylar süren zorlu maceralarla gidildiği döneme tanık olacaksınız. Ayrıca bugün toplu popüler geziler halinde yapılan umre yolculuklarının 5 yıldız üstü otelleri bir yana, 105 yıl önce Hüseyin Vassaf Bey'in konakladığı hanlar ve konukevlerinin yoksul koşulları ancak büyük bir şevk, halisane bir aşk ve özverinin göstergesidir."
'Yâ Hüseyin ağlama!'
"Bir hâl-i mânevî zuhûra geldi. Nazar-ı hakbîn açıdı. Gördüm ki kabr-i saadetin etrafındaki demir parmaklık kapı açılıyor. ... Bir de bakdım ki ortalıkta bir telaş var. Mihr-i münîr-i nübüvvet efendimiz Ravza'nın kapısına kadar tenezzül ile mübarek eliyle perdeyi bir tarafa açıp bu ma'siyetkâr kullarına atf-ı nazar-ı iltifat buyurdular. Şemâil-i seniyyeleri bi-aynihâ gözlerimi, gönlümü zînetlendirdi. 'Yâ Hüseyin ağlama! Nezdimizde kurb u bu'dun tesiri yoktur. Gönlün bizde oldukça seninle beraberim; hâlinden hoşnûdum.' buyurdular. O cemâl-i tâbnâke hayran olup kaldım.

Ahmet Doğru

02.06.2011 Zaman Kültür-Sanat

Bu haber toplam 818 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim