• İstanbul 16 °C
  • Ankara 16 °C

Zarif Bir Adam; Zarif Süzgün - XII

Fahri TUNA

Akhisar’ın Renkli Simaları: Cavit Çağlar, Köfteci Ramiz, Kocakarı İbrahim, Devekuşu İsmail, Düt Düt Apo

Şen Şakrak İki Arnavut: Köfteci Rasim ve Ramiz Aga

Akhisar’ın iyi esnaflarından Köfteci Ramiz Agalar vardır. Arnavutlar. Makedonya Pirlepe’den gelmişler. Manastır’a yakınmış Pirlepe. Ben bu ailenin en büyüklerinden Rasim ile Ramiz Ağbileri tanıyorum. Onlardan daha öncesini bilmiyorum. Babalarını tanımıyorum. Makedonya’dan gelmiş buraya köfteci dükkânı açmışlar. Yani bu aile ile aynı bölgenin insanıyız. Taşkıran soyadları. Alçak boylu, şişman göbekli hem Rasim hem Ramiz. Birbirlerine benzerlerdi. Şen şakraktılar. Neşeli insanlardı. Ramizlerin yeri eski belediyenin karşısındaydı. Benim dükkâna en fazla yüz metreydi. Akhisar’da ne kadar evlenecek insanlar varsa oraya gelirdi. Ramiz’de yemek yerdi.

Birtan, Birol ve Bülent Köfteci Ramiz’i Markalaştırdılar

Köfteci Ramiz’in çocukları Birtan Taşkıran var, Birol Taşkıran var, bir de Bülent Taşkıran var. Bunlar Ramiz’in çocukları. Rasim’inkileri şu anda hatırlayamıyorum. Sadece Yalçın’ı tanıyorum. Ötekiler kız sanırım.  Birtan benim yaşımdadır. Çocuklar da babaları gibi şen şakraktırlar. Hayırseverdirler. Akhisar’a babaları adına okul yaptırdılar. Ramiz markasını çocukları çok ilerlettiler. Türkiye’nin tanıdığı marka yaptılar. Birçok vilayette bayilikleri var. Ramiz’in köftesi de güzeldir hani, lezzetlidir gerçekten. Ben de severim. Köfte yiyeceksem orayı tercih ediyorum. Allah yollarını açık etsin. Biz de gururlanıyoruz yani Akhisarlı olarak onlarla.

 

Kocakarı İbrahim, Devekuşu İsmail, Hamal Hamuş, Haso

Akhisar’ın esnafları kadar renkli kişileri de vardı. Onların lakaplarını Köfteci Ramiz Aga takardı daha çok. Onun dükkânına yakın, belediye meydanında takılırlardı bu isimler. Ramiz Aga onları yedirir içirirdi. Kocakarı İbrahim vardı. Lakabı kocakarıydı. Zayıftı, aynı kocakarı gibiydi, fazla hareket etmezdi. Sonra Devekuşu İsmail vardı. İri yarı ve uzun boylu böyle. Oraya herkesi toplardı.  Ondan sonra oraya Hamal Hamuş gelirdi. Alçak boylu, zayıf, yağız bir adamdı. Bunlar Rumelililer. Asıl ismi Mehmet Hamuş’un. O bizim memleketliydi, Kıratovalı.

Bir de Hasomuz vardı. Haso oradan meydana bir çıkardı. Hemen boynuna mendili bağlardı; yere yatar, takla atar, dolaşır, çevrede birilerini ateşler gibi öyle bir insandı. Film çeviriyor gibi, tiyatro gibi.  Bir de Meço vardı. Mehmet asıl adı. Devamlı sarhoştu. Zararsızdı. Kimseye zararı olmazdı. Bir de Amerikan Ahmet meydana çıktı mı seyret artık festivali! Onlara kimse dokunmazdı, bir şey demezdi. Herkesin sevdiği insanlardı bunlar. Onlar da kimseye dokunmazlardı zaten.

Düt Düt Apo

Bir de Apo vardı. Şu anda halen sağ. Dünya iyisi bir çocuktu. İsmi Abdurrahman. Saftı. Üzerine zabıta elbisesi giyer, bekçi şapkası takar, elinde bir düdük, öttürüp durur düt düt diye. Kimseden bir şey istemezdi. Kimseye dokunmaz, beni gördüğü zaman elini başına götürüp “Muhtar! Muhtar!” yapıyordu, saygısını gösteriyordu.

Ünlü İşadamı Bakan Cavit Çağlar, Benzinci Recep Türe’nin Pompacısıydı

Bakan, ünlü işadamı bakan Cavit Çağlar da Akhisarlıdır. O da bizim yaşlarımızda. Eski belediye vardı, yine şimdiki belediyenin olduğu yerde. Eskiden garajda da bir benzinci vardı. Orada Benzinci Recep Türe. Cavit Çağlar onun yanında pompacı olarak çalışıyordu. Cavit’in yaşı benim yaşıma yakın; işte belki aynı yaşlardayız. Onlar da Balkanlı. Drama tarafından. Cavit’in babası Akhisar’da vefat etmiş, sonra annesi Bursa’da bir iş adamı ile evlenmiş. Ondan sonra bu da İstanbul’a gitmiş. Annesinin evlendiği adam İstanbul’da toptancıymış. İşleri iyiymiş, İpek işleri yapıyormuş. O adamın sayesinde zengin oldu Cavit Bey.

Cavit Bey benim boylarımdaydı. 1.70 boyu anca vardı; orta boyluydu. Bütün gün boyunca Köfteci Ramizlerin oradaydı. Akhisar’dayken havalı biri değildi. Sonradan ünlü tanınmış biri oldu. Bakan da oldu. En başlarda pompacılık yapıyordu benzincide. Orada araba yıkıyordu. Ben Cavit’le fazla samimi değildim. Ramizlerin bununla aynı yaşta çocukları vardı. Onlar çok samimi arkadaştılar.

Başkan Salih Hızlı’nın Babası Mustafa Öğretmen

Salih Hızlı üç dönemdir başarıyla Akhisar’ımızın belediye başkanlığı yapıyor. Biraz da Salih Hızlı’nın ailesinden bahsetmek isterim.

Salih’in dedeleri, Selanik Drama’nın Ravika diye bir köyü var, o köyden gelmişler. Çünkü onların yakın komşusu var, teyzemin kayınpederleri. Onlarla aynı köyden olduğunu ondan duymuştum. Hızlılar da 1924 mübadilleri. Akhisar’a göç etmişler. Annesi yine Selanik Ravikalı. Bunu kesin biliyorum. Önce Serdivan’a yerleşmişler. Adapazarı onlara pek uygun gelmemiş. Daha sonra Akhisar Kayalıoğlu’na göç etmişler. Ahmet Kayalı var, onun çiftliği orası. O çiftliği onlara satmış, onlar paylaşmışlar. Oraya yerleşmişler. Daha sonra Kayalıoğlu Çiftliği oldu. Girişinde çukur olduğu için, eskiden oraya Çukur Çiftlik deniliyordu.

Salihlerin hepsi birbirinden iyi insanlardır. Ben onları çok severim. Salih çok kalabalık bir ailenin çocuğu. Veysel Dayı’nın çocukları bunlar. Salih’in babası olan Mustafa Hızlı benim arkadaşım. Hemen hemen aynı yaşlarda bizimle. Tütünü orada yaptığımız için yazları orada hep beraber olurduk.

Mustafa Hızlı uzun boyludur. Boyu Salih’e benzer, öğretmendi. İlkokul öğretmeni. Harmandalı Köyü’nde hem tütün yapıyordu hem de öğretmenlik. Hep çalışkandı. Onu hiç boş dururken görmezsin. Evine bir gitsen, bir kayboluyor… Hanımına hiç iş bırakmıyor. Bir bakarsın börek açmış, bir bakarsın sarma sarmış. Misafir canlısı, beceriklidir. Onu hiç dışarıda fuzuli işlerde göremezsin. Oyun bile oynamamıştır. Yani kahvehane oyunları. Sokakta top oynuyorduk, çocuk oyunları… Ama kahvehanelere falan hiç girdiğini görmedim. Çok mütevazı, ağzından laf çıkmaz.

İnşaat mühendisi olan oğlu Salih üç dönemdir Akhisar belediye başkanı. Mustafa Öğretmen belediyeye su parası ödemeye gitmiş. Bunu tanımamışlar. Tabii o da her zaman yaptığı gibi girmiş sıraya. Kuyruktakilerden biri tanımış bunu. Demiş ki belediye görevlilerine:

“- Yardımcı olsanız ya, Salih Başkan’ın babası Mustafa Öğretmen” diye. Yetmiş beş yaşında emekli öğretmen bu. Görevliler gelmişler, ısrarla koltuğa oturtup işini görmek istemişler.  Yine de kuyruktan çıkmamış Mustafa Hızlı. Kuyrukta kalmış, sırası gelince ödemiş parayı.  Hem öğretmen olduğundan öyledir hem de eskiden beri öyledir. Mütevazı.

 

Hastanede Film Kuyruğunda 75 Yaşında Bir Belediye Başkanı Babası 

 

Oğlu Salih üç dönemdir Akhisar belediye başkanı olmasına rağmen, geçen gün hastanede gördüm; elinde fiş, kuyruğa girmiş bekliyordu.

“- Sen ne yapıyorsun burada Mustafa?” dedim.

“- Belimi incitmişim, şimdi ona film çektireceğim” dedi. Ben de:

“- Sen koskoca belediye başkanının babasısın. Girsene sen içeriye” dedim.

“- Yok ya. Öyle şey olur mu” dedi. Ne dediysem kuyruktan çıkaramadım. Mustafa Hızlı örnek, titiz, hakkına riayet eden, özel muamele istemeyen çok hakşinas bir kardeşimizdir. Örnek bir insan, örnek bir Akhisarlı, örnek bir babadır.

Diğer kardeşlerini de tanıyorum. Onlar da iyidir. Mesela Hasan Hızlı var. Dünya iyisi bir adam. Ondan sonra Erol vardı, Erol Hızlı. Hepsi iyiler. Yani o ailenin içinde kötü bir insan yok.

Başkanımız Salih Hızlı Kardeşim Terbiyeli, Ahlâklı Saygılıdır

Salih Hızlı’ya gelince; Salih’i dışarıda okuduğu için çok fazla tanımıyordum. Burada inşaat mühendisliği yapıyordu. Bürosu vardı. Aday olduktan sonra tebrik etmek için yanına gittim. O da beni belki hiç tanımıyordu. Adapazarı’nda okudu çünkü. İnşaat mühendisi oldu.

Ama canım kadar severim. Terbiyeli, ahlâklı, saygılı. Kimse ona gözünün üstünde kaşı var diyemez. O da kimseye yan gözle bakmamıştır. Yani böyle bir insan. Az konuşur. Lafını tartarak söyler, propaganda peşinde olmaz, yaptığını anlatmaz.

Salih Hızlı’nın yardımcılarıyla ilişkisi çok güzel. Sanki eşit gibi onlarla. Onlara tepeden bakmıyor, çok iyi. Bunlar çok örnek şeyler.

Salih Hızlı örnek bir insan, örnek bir evlat, örnek bir belediye başkanıdır. Tıpkı babası Mustafa Öğretmen gibi. Örnek bir başkandır gerçekten de. Türkiye’nin birçok şehrinden gelip Akhisar Belediyesi’ni incelemeleri, bizim Salih Hızlı’yı örnek almaları icap eder. Ben böyle düşünüyorum.

Süleyman İşçi Çok Örnek, Çok Otoriter Bir Tüccardı

Salih Hızlı’nın yardımcısı Ömer İşçi’ye gelince; onlar da efendi insanlardır. Ömer’in dedesi bizim hanımla yakın akraba oluyorlar. İşçiler Selanik Vilayeti Kayalar Bölgesi Erdoğmuş Köyü’nden.

Ömer’in babasının ismi Mustafa İşçi. Ama resmiyette Necmi diye geçer. Meslekleri toptancılık. Ticaret yapıyorlar. Büro malzemeleri ve mobilya satıyorlar. Akhisar’ın Balıkesir girişinde büyük bir yol vardır, hemen onun baş tarafında: İşçiler Mobilya.

Ömer’in babası Mustafa’nın ensesine vur lokmasını al. Efendi mi efendi. Ömer de babasının aynısı. Ömer’in büyük hâli Mustafa. Lafını ağzından yavaş yavaş çıkarır. Hızlı hızlı konuşmaz. Ama ticaret erbabıdır.

Dedesi Süleyman İşçi müthiş ticaret kafası olan bir adamdı. Onlar 1924 mübadelesinde Erzincan’a iskan edildikleri zaman orada bir şey bulamamışlar. Buraya Akhisar’a gelmişler. Burada da ziraat olduğu için, tütünde kullanılacak ne kadar alet edevat varsa satmak için getirmiş Akhisar’a. İlk getirenlerden o bu malzemeleri.

Ömer’in dedesi Süleyman Amca çok otoriterdi. Dükkânda çırağı bile tutmazdı. “Gir tuvalete hadi çabuk, müşteri varken tuvalete gitmemelisin” derdi.

Onun büyük oğlu vardı, en büyükleri Sezai İşçi’ydi. Müthiş futbolcuydu. Bugün Süper Lig takımlarında oynayabilecek kapasitedeydi. Mustafa’nın büyüğü, Ömer’in amcası. Bir de Recep var. En küçükleri Mustafa.

Sezai İşçi rahmetli oldu. Ziraat Bankası’nda çalışan bir arkadaşıyla ikindiyi kılmışlar, camiden çıkmışlar, iki arkadaş demiryolunda muhabbet ederek yürüyormuş. Dalmışlar galiba, arkadan gelen treni fark etmemişler. Tren ikisini de ezdi. Allah rahmet eylesin.

Sütte Leke Var, Ömer İşçi’de Yoktur

Ömer İşçi de onların terbiyeli bir çocuğu, güzel ahlâklı. Pırıl pırıl bir insandır Ömer kardeşim. “Sütte leke var, Ömer’de yoktur” derim. Üç düşünüyor, on üç düşünüyor, yirmi üç düşünüyor da ondan sonra söylüyor Ömer. Birdenbire söz vermez.

Mesela gittin mahallenin bir ihtiyacını Ömer’e ilettin. Hemen öyle yaparız diye konuşmaz, söz vermez. İyice araştırır, ondan sonra karar verip sana bildirir. Bildirdiği günde de o iş olur.

Çok saygılıdır. Akıllıdır. Az öz kıymetli konuşur. Hatırda kalıcı şeylerdir.

Bu yazı toplam 126 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim