• İstanbul 11 °C
  • Ankara 10 °C

Zor zamanların can dostu AFAD! Mazlumların gözü Türkiye’de

Fatma Gülşen KOÇAK

Türkiye’nin sınırlarını aşarak insanlığın imdadına yetiştiğini belirten AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “Tüm dünya mazlumlarının gözü bizde” diyor.

Sevgili okurlarımız bu hafta ülkemizin en güzide kurumlarından biri olan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) genç ve dinamik Başkanı Mehmet Güllüoğlu ile zor zamanların dost kurumunu konuştuk...

  • AFAD’ın kuruluş hikayesi ile başlayabilir miyiz? AFAD’ın misyonu nedir?

AFAD 2009 yılında o zaman için Başbakanlığa bağlı olarak kurulan bir başkanlık. İdari yapı anlamında muadil kuruluşları olan Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA, YTB gibi kurulmuş olan bir başkanlık. Daha önce 3 ayrı genel müdürlük vardı. Sıfırdan kurulmuş bir kuruluş değil. Eski Bayındırlık ve İskan Bakanlığına bağlı Afet İşleri Genel Müdürlüğü, İçişlerine bağlı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve 99 depreminden sonra kurulan Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, bu üçünün birleştirilmesi ve geliştirilmesi ile beraber 2009 yılında kuruldu. Temel vazifesi afetlerdir, afet yönetimidir. Bunların yanında özellikle 2011’den sonra Suriyelilerle alakalı göç konusunda çalışmaktadır. Resmi kuruluş olarak uluslararası insani yardım alanında çalışıyoruz. 5 kıtada 57 ülkede insani yardım ve arama kurtarma çalışması yaptık. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtikten sonra da İçişleri Bakanlığına bağlı bir kuruluş olarak devam ediyoruz.

AFETİ ÖNCEDEN YÖNETİYORUZ

  • AFAD bugüne kadar hangi başarılı çalışmalara imza attı?

Afet bizim için zincirin yalnız bir parçasıdır. Çok yakın zamanda Türkiye’nin yeni deprem tehlike haritasını yayınlandık. Arkasından heyelan, sel, yangın ve çığlar gelir. Bunların her birine dair hem yerel düzeyde hem de ülke düzeyinde birçok çalışmamız var. Daha önceden daha kısıtlı miktarda bulunan afet depoları varken şu an AFAD olarak biz Türkiye’de 25 bölgede daha büyük lojistik merkezlerle olası bir afete karşı gerekli malzemeleri hazırladık. Afetler karşısında kriz yönetiminden risk yönetimine geçtik. Yani olmadan önleyelim, tedbir alalım da önüne geçelim diye çalışıyoruz.

  • Göreve başladığınız andan bu zamana kadar sizi etkileyen en sarsıcı hatıralarınızdan birini alabilir miyiz?

Ben hekim olarak okulumun son yıllarından itibaren insani yardım alanında çalışmayı tercih ettim. AFAD’dan önce Kızılay Genel Müdürü olarak 4 yıl görev yaptım. Tabii kaynaklı afetlerin yanında insan kaynaklı afetlerle de mücadele ediyoruz. İnsani yardım alanında çok zor sahnelere şahitlik ettim. Açlıktan ölen çocuğa da bombaların düşüşüne de şahitlik ettim.

KOZMETİĞE 200, MUHTAÇA 30 MİLYAR

  • Batı’da yardım ve destek çalışmaları nasıl yürütülüyor?

Türkiye afetlerle başa çıkmada sayılı ülkelerinden bir tanesi. Afetler insanlığı tehdit eden büyük bir kavram olmaya da devam edecek. Biz Japonya, Amerika, Avrupa, Rusya ve daha birçok ülke ile hem tecrübelerimizi paylaşıyoruz hem de onlardan öğrenmeye devam ediyoruz. İnsani yardım manasında Türkiye hamdolsun 15-16 yılda bu anlamda çok ciddi yollar kat etti. Dünyada yaklaşık 200 milyar dolar kozmetik sektörüne para ayrılıyor. Ama insani yardıma 30 milyar dolar civarında.

  • Türkiye’nin mazlum milletlerdeki karşılığı nedir?

Ülkeleri sınırlandırmak çok mümkün değil. Gittiğimiz coğrafyalarda Türkiye dediğimiz zaman Osmanlı ile İstanbul ile anılıyoruz. Moritanya’da kurban dağıtımı için gittiğimiz ve talebeleri de olan yaşlı bir büyüğümüzün “ben Türkiye’yi yakından takip ediyorum. Siz Suriyelilere kucak açtınız. Bana bir gel detaylıca anlat” dediğine şahitlik ettim. Ya da Erdoğan’ın Davos çıkışında Gazze’deydim. “Sizin başbakanınız kadar bize kimse sahip çıkmadı” dediler. Bu tarihi bir mesuliyet, biz şu an onun karşılığını vermeye çalışıyoruz. Bu anlamda çok olumlu ve güçlü bir beklenti var.

  • Erdoğan’ın sizden beklentisi nedir?

Özellikle insani yardım alanında bizzat Cumhurbaşkanımızın, bakanlarımızın mazlumlara dair faaliyetlerin maksimum seviyede yapılması doğrultusunda talimatları oldu. Bu konuda ne talep ettiysek ellerinden geleni yaptılar.

BAZEN BİR GÜLÜMSEME BİLE TÜM KAPILARI AÇAR

  • Yurtdışında daha etkili lobi faaliyetleri için neler yapabiliriz?

Lobi kelimesi bize çok ait bir kelime değil. Eğer Türkiye bir konuyu sırf lobicilik olsun diye yaparsa ondan belki başarı gelmeyebilir. Biz; “gayret bizden tevfik Allah’tandır” deriz. Türkiye’nin bu alanda bir uluslararası başarısı varsa bu samimiyetindendir ve başarısı artacaktır diye düşünüyorum. Bazen bir gülümsemeniz kapı açar.

  • Dışarıdaki özgül ağırlığımızın farkında olmayan bir kesim var. Bu konuda neler söylersiniz?

Bu işin politik tercih tarafından öte olduğunu yurtdışında gördüm. Türkiye algı olarak da Türkiye’den büyük. Ama bazen insanlar başka tercihlerden dolayı böyle bir yaklaşım sergileyebilirler, zamanla aşılır.

Bu yazı toplam 50 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim