Abdülbaki Değer: Eğitim reformu için somut adım beklenebilir mi?

Abdülbaki Değer: Eğitim reformu için somut adım beklenebilir mi?
Eğitim’de kapsamlı bir reforma muhtaç oluşumuza ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan tespit gelince yapılan tespit doğrultusunda hiza almada insanlar, yapılar da gecikmedi.

Tespitin ne kadar yerinde olduğunu belirttiler, bir an önce arzu edilen ilke ve değerler doğrultusunda reformun hayata geçmesi gerektiğinin altını çizdiler. İlk bakışta bir hükümet için nasıl da aranıp bulunmayan bir durum denilebilir. Veya aynı şey bir toplum için de söylenebilir. Nihayetinde belirli bir sorunun varlığına ve çözümüne ilişkin hükümet ve toplum nezdinde geniş bir uzlaşı oluşuyorsa bu bir taraftan sorun tespitinin ve üretilen çözümün yerindeliğine diğer taraftan da ciddi bir toplumsal muhalefetin olmayışı nedeniyle çözümün hayata geçirilmesinin kolay olacağına işaret edebilir. Ancak aynı durum çok daha büyük bir sorun alanının göstergesi de olabilir.

*** 

Peki, bizim durumumuz hangisi? Ortada sevineceğimiz, büyük bir sorunumuzun hal yoluna koyulacağına ilişkin mutluluk duyacağımız bir durum mu var? Yoksa üzüleceğimiz, varlığımıza ve niteliğimize ilişkin kahrolacağımız bir durum mu var? Buna dair bir hüküm vermek için şüphesiz sorunumuza, sorunumuzun tespit edilme sürecine ve çözüm üretme mekanizmamızın işleyişinin nasıllığına bakmamız gerekiyor. Sorunumuz niye sorun? Nasıl tespit ettik, neyle tespit ettik, kimler tespit etti? Tespitimizin çözümlemesi nasıl yapıldı, hangi önkabullerden hareket edildi vs.? 

Aynı şey üretilen çözüm için de geçerli. Daha doğrusu reformun nasıl ve ne yönde olması gerektiğine ilişkin yapılan imalar, göndermeler için de geçerlli. Sorun tespit etme ve çözümü belirlemeye ilişkin yapıp ettiklerimize dair son bir kaç yazıda yeterince mevzuyu tartıştık. Bu yazıda kısaca Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelen tespit ve çözüme ilişkin hiza alan toplumsal varlığımıza biraz dikkat kesilmek istiyorum. Zira Cumhurbaşkanı’nın tespitine dönük coşkulu onama sorunun toplumsallığına ilişkin bir gösterge olmakla birlikte bu tarzın kendisi de aynı zamanda büyük bir sorun göstergesi. Cumhurbaşkanı’nın sorunun sorun olduğunu dile getirmesinden önce alana ilişkin hiçbirşey görmeyenler, tartışmayanlar nasıl oluyorda anlık bir aydınlanma geçirerek buna kanaat getirebiliyorlar? Aynı şey şüphesiz Cumhurbaşkanı’nın tespiti için de geçerli? Toplumsal sorunların bu tarz anlık, bir tür keşif edasıyla tespiti ve çözümü nasıl olabilir?

Devamı: https://www.milatgazetesi.com/yazarlar/egitim-reformu-icin-somut-adim-beklenebilir-mi-2095/

Bu haber toplam 447 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim