Bunlar içerisinde;
- Türkiye Uzay Ajansının Ay’a gönderilecek uzay aracına dair ilk detayları,
- TUSAŞ’ın jet motorlu insansız savaş uçağını,
- Kızılelma insansız savaş uçağının ilk uçuşunu,
- TGR-230-İHA havadan karaya süpersonik füze atış testini,
- TEI-TF10000 Turbofan motorunu sayabiliriz.
Peki bunları nasıl anlamlandırmalıyız.
Söze şöyle başlayalım…
"Anadolu bir medeniyetler beşiği…"
"Anadolu bir medeniyetler zenginliği!"
Kulağa hoş gelen, çok güzel cümleler. Son derece doğru. Gelip geçen her medeniyet Anadolu’ya bir şeyler katmış, bir şeyler bırakmış. Ancak bu övünç, bir diğer tarafıyla çok acı bir gerçeğe karşılık geliyor; "Anadolu’nun bir medeniyetler zenginliği" olduğu kadar, ‘Bir medeniyetler çöplüğü olduğu gerçeğine!’
Bu bir gerçeklik. Sonuçta hiçbiri varlıklarını devam ettiremediler. Var olmak için gerekli olan gücü ve aklı üretemedikleri için, tarihin derinliklerinde kaybolup gittiler.
O pek çok ve güçlü medeniyet Anadolu’nun kültürüne, medeniyetine, sanatına, töresine, demografik yapısına, geleneklerine, yaşam tarzlarına, hatta dini/teolojik oluşumlarına olumlu ya da olumsuz sayısız katkı yapmış, ama şu an yoklar.
Peki bizler de onlar gibi yok olabilir miyiz?
Yanıtı yukarı da!
Elbette.
Sonuçta Allah’la pazarlık yapmadık.
"Var olmak için gerekli gücü ve aklı üretemezsek, biz de onlar gibi yok oluruz."
Bu bir sanrı mı?
Sadece yakın geçmişte yaşadıklarımıza bakarak, bunun çok ciddi bir gerçek olduğunu görebilirsiniz. Anadolu’da işgal ve istila edilmek, elimine ya da pasifize edilmek istenmedik mi?






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.