Godot’yu bekler gibi bekledik adaleti tüm zamanlarda ve tüm coğrafyalarda. Ancak gelmedi.
İnsan tarih boyunca hemen her sahada çok önemli işler başardı. Bilimden sanata politikadan felsefeye kadar deha düzeyinde yüzlerce isim sayabiliriz. Fakat adaleti ile şöhret bulmuş isim pek azdır.
Yeni bir çağın eşiğine birçok kazanımın yanında birçok sorunla geldik. Bu sorunların en eskisi ve en önemlisi adalet. Çılgınca gelişirken ulaştığımız noktada şimdi yapay zekâ ile donatılmış bir sistemle adaletin tesis edilip edilemeyeceği, dijital bir yargılama sistemiyle tarafsızlığın sağlanıp sağlanamayacağı tartışılıyor. Yapay zekâ ile donatılmış robot yargıçların, savcıların, kolluk kuvvetlerinin yasayı uygularken gözünü bile kırpmayacağı ve adaletin böylece tecelli edeceği savunulabilir. Bu da kusursuz bir yasanın var olabileceğini ve suçun “suçlu”dan suçun işlendiği anda doğduğunu kabul ettiğimiz anlamına gelir. Bu bağlamda üzerine düşünülmesi gereken iki başlık var: Yasa ve suçun ontolojisi.
Birincisi kusursuz yasa olur mu?
Yasanın kaynağı ilahi ise yasanın kusursuz olacağı inananlarca iddia edilebilir. Zaten bu inancın gereğidir. Ancak ilahi yasalar kaynakta sınırlı olsa da – On Emir gibi- insan yaşamına uygulandığında insan ilişkilerinin ve davranışlarının doğuracağı çeşitlilikten dolayı çok sayıda olmak zorunda. Yani temel prensiplere uymak şartıyla olsa da insan ilahi yasaları referans alarak yeni yasalar yapmak zorundadır. Bu noktada insan yorumu işin içine girer ve yasanın kusursuzluğu tartışılır.
Devamı: https://fikircografyasi.com/makale/adaleti-beklerken































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.