• İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C

Ahmet Doğan İlbey: Babalar ve oğulların hikâyesi

Ahmet Doğan İlbey: Babalar ve oğulların hikâyesi

 

Bizim ülkemizde babalar ve oğullar hikâyesinin hayırlı ve anlamlı tarafının yanında, medeniyet ve kimlik anlayışı bakımından çatışmalı hâle gelen bir yönü de var. Tanzimat’la başlayan Batılılaşma mâceramızın ardından özellikle aydınlarda ve çocuklarında acıklı sonlarla biten medeniyet ve kimlik değiştirme hâdiseleri başlı başına kültürel bir inkıraz mevzuudur. Batılılaşmayla birlikte babalarla oğullarının kültür ve şahsiyet farklılarının artması cemiyet yapımızı sarsan ciddî bir mesele…   

Babalar ve oğulların hikâyesi dertli bir hikâye…

Babalar ve oğulların arası nasıldır? Babalar ve oğulların yolları aynı olmayabiliyor. Bütüne şâmil olmasa da dünyaları ayrı olan oğullar babalarının yolundan gitmiyor ve sözünü dinlemiyorlar. Baba “oğul” diyor, oğul “baba” demiyor. Babaların yüreğinde oğullar çok zaman vardır, oğulların yüreğinde babalar her zaman yoktur. Baba oğuldan oğul babadan ne talep ediyor? Baba oğlundan kendine benzemesini istiyor. Kadîm zamanlardan modern döneme kadar babalar ve oğulların hikâyesi dertli bir hikâye. Dinî kıssalar, sosyal ve psikolojik romanlara, toplum ve aile yapısı araştırmalarına konu olmuştur. Gelenekli toplumları kasırga gibi sarsan modern hayat tarzından dolayı birbirinden uzaklaşan farklı karakterlerdeki baba-oğul hikâyeleri yürek yakıcılığının yanında sosyal bir tehlikeyi de hatırlatıyor.

 

İlk baba olarak oğluyla imtihanı Hazret-i Âdem aleyhisselâm yaşadı. İki oğlundan Kabil onun yolundan gitmedi ve sözünü dinlemedi.  Nuh aleyhisselâm (Hud sûresi / 46. âyet) tufan günü oğlunu da gemiye çağırdı. Oğlu ona inanmadı ve gemiye binmedi, “ben kendimi korurum” dedi, babasının ikazını dinlemedi ve boğuldu gitti. Çocuk sahibi olmak için çok dua eden İbrahim aleyhisselâm’a Allah (c.c.) bir oğul nasip eyledi ve oğul sevgisiyle imtihan edildi. “Ey oğlum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum” dediğinde, “Babacığım sana emredileni yap! Beni inşallah sabırlı bulacaksın!” dedi oğul İsmail. İnsanlık, varoluşundan bu yana böylesine ulvî bir baba-oğul beraberliğine hasret… Bu imtihanın başka cephesi de var. İbrahim aleyhisselâm babası Âzeri “Ey babacağım! Beni dinle, gittiğin yol yol değil” diye ikaz etse de baba oğlunu dinlemedi, bâtıl yolda olan kavminin yolunda gitti ve helâk oldu. İnsan-ı kâmiller “Zâlimden âlim doğabilir” demişler. Yakub aleyhisselâm baba olarak, diğer oğullarına nazaran Hazret-i Yusuf’un hasretiyle yanıp kavruldu. İkisi de birbirinden râzı ve aynı ulvî yol için yaratılmışlardı, istikâmetleri birdi.

Devamı: https://www.yenisoz.com.tr/yazarlar/babalar-ve-ogullarin-hikayesi-7160/

Bu haber toplam 193 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim