• İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

Ahmet Doğan İlbey: Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?

Ahmet Doğan İlbey: Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
Evvel emirde belirtelim ki gayemiz Hadiümü’l Harameyn olan ve İslâmlaşınca millet olmak vasfını kazanan Türklerin idrakini bir asırdır ve hâlen karıştıran seküler bâtıl ve Kemalist Türkçülük anlayışının ârızalarını göstermektir.

Türklük hüviyetine asla karşı bir anlayışımız söz konusu olamaz. Bilakis, mensubu olmaktan şeref duyduğumuz Hakk’a tapan Türklüğün bâtıl, yâni İslâm dışı târiflerden, bâtıl Türkçü fikirlerden arındırılması çabası taşımaktadır.    

Türklüğü, Kur’ânî mânasıyla millet mefhumu üzerinden idrak etmenin önemi, devlet ve milletin bütünleşme imtihanına girdiği şu günlerde daha fazla anlaşılıyor.

Millet ve Türklük kavramlarının siyasî ve kültürel hareketlerde, resmî mektep müfredatında ve olgunlaşmamış zihinlerde hâlen eksik ve ârızalı şekilde yer ettiğini, Osmanlı asırlarında vücut bulan İslâmlaşmış Türk irfanına âşina olanlar bilirler. Bu iki kavram Atatürkçü Cumhuriyetin milliyetçilik anlayışından tesirler almasının yanında Batılı milliyetçilik kavramlarıyla da eklektik bir yapı arz etmektedir.

En temel mesele, resmî Cumhuriyet ilkelerine göre milliyetçiliğin ve Türklüğün zemininin bütünüyle İslâm değil, Batılı seküler oluşudur. Bu anlayıştaki milliyetçiliğe göre İslâm, devlet ve toplum yapısını, kurumların muhtevasını, hâkimiyet ve meşruiyetin kaynağını bütünüyle belirleyen asıl zemin değildir. İslâm sadece kültürel unsurlardan bir unsurdur...

Pozitivizm ve şamanizm yüklü seküler Türkçülüğü savunan, Türklüğü biyolojik ırka indiren, “Müslümanlık semavî bir din değil, Arapların sosyolojik bir durumudur. Kur’an, Muhammed’in tâlimatıdır…” diyen ve İslâm tasavvufuna ve evliyaullaha ağır hakaretler eden Nihal Atsız’ın fikirleriyle kavramak, İslâm’la aynı mânaya gelen “millet” vasfını haiz Türklüğü yanlış anlamaktır ve gerçek hüviyetinden uzaklaştırmaktır. (Yobazlık bir Fikir Müstehasesidir, Ötüken dergisi, 1970, sayı:11)

Aynı zamanda sosyal darvinist ve pozitivist olan Atsız’ın “yobaz” lıktan kastı İslâmiyettir. İslâm’ı müstehase (taşlamış, fosilleşmiş) bir fikir olarak görüyor ve Türklük anlayışında İslâm’ın önemli olmadığını söylüyor.

Ulusçuluğa karşı “millet”i ihya etmek             

Evveli İslâm’ı esas alan ve hilafetçi Türk devlet fikrine sahip olan Ziya Gökalp’ın sonradan ortaya attığı Durkheimci milliyetçi şema üzerine kurduğu “laik Türk ulusu” fikri yaşayagelen Türk millet ölçüleriyle uyuşmaz. Bugün yaygın olan seküler ulus anlayışının arkasında, millet kavramını büyük ölçüde pozitivist bilim anlayışına yakın olan Durkheim'ın sosyolojik nazariyesiyle târif eden, İslâm’ı milletin temel belirleyicisi olmaktan çıkaran, “Dinde Türkçülük” adına Kur’ân ve ezanın Türkçe okunmasının ideologluğunu yapan, “Osmanlı’ya millet-i hâkime, onun aslî unsuru olan Türklere de millet-i mahkûme (bir ülkede din ve kavim bakımından azınlık olanlar)” diyerek fahiş derecede idrak yanlışına düşen Ziya Gökalp’ın fikirleri de vardır. (Türkçülüğün Esasları)

Arvasi: “Türkler İslâm’la bütünleşmiş millettir

“Sahabe-i Kiram’dan sonra İslâm’a en büyük hizmeti yapan Türkler İslâm’la bütünleşmiş ve iç içe girmiş bir millettir. Batı’da hangi millettensin diye sorduklarında, eğer Türk’üm dersen ikinci soruya muhatap olmazsın. Çünkü bilirler ki sen Müslümansın” diyen Seyit Ahmet Arvasi’ye göre Türk demek, Müslüman demektir. Bulgar da olabilirsin, Makedon da olabilirsin; hatta Afrikalı zenci de olabilirsin. Ama ne olursan ol, eğer Müslüman’san Türk’e saygı göstermelisin. Bu milletin İslâm’a hizmetleri unutulmaz, onun için bu millet sevilir. (Mustafa Kuvancı, Seyyid Ahmet Arvasi Hayatı–Tefekkürü- Eserleri)                                                       

Erol Güngör’e göre Türkler Kur’ân’ın buyurduğu millettendir

“Türk milleti, Türk millî kültürü İslâm’ın kabulüyle birlikte ortaya çıkmıştır. Dağınık Türkmen grupları İslâm’a bağlanarak bir millet teşkil etmişlerdir. Çünkü millet, maddî bir varlığa mâna veren bir bağlantı sisteminin adıdır” diyen Prof. Dr. Erol Güngör’e göre ümmet içinde millet olma, çeşitli Türk gruplarını birleştiren asıl bağlar İslâm’dan geliyor. İslâmiyet şehir merkezlerine hâkim olarak yerleşik medeniyet yönünde büyük bir hamleye yol açmış, bütün Türkleri birleştiren en büyük güç olmuştur. (Türk Kültürü ve Milliyetçilik)                                                                                                               

Onun, “Kültürümüzün çekirdeğini dinî inançlarımız oluşturmaktadır. Konuştuğumuz dil, örf ve âdetlerimiz, selâmlaşma, ibadet, eğlenme biçimlerimiz, alışkanlıklarımız, kılık ve kıyafetimiz, tekke ve tarikatlar, câmilerimiz, folklor ve müziğimiz... millî kültürü oluşturur” ifadeleri iyi idrak edildiğinde, kimliğimizin uluslaşmış Türk değil, İslâmlaşmış millet olan Türk olduğunu anlarız.

“Ey Türk kardeş! Senin milliyetin İslâmiyetle imtizaç etmiş”

Atatürkçü ve seküler Türkçü ve milliyetçi guruplar, Türk saymadıkları Bediüzzaman Hazretlerinin Türk milleti tarifine bir türlü ulaşamamışlardır: “Dünyanın her tarafında Türkler Müslümandır. Müslüman ve gayr-ı müslim olarak iki kısma inkısam etmemiştir. Nerede bir Türk taife varsa Müslümandır. Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten çıkmışlardır (Macarlar gibi). Halbuki küçük unsurlar dahi, hem Müslüman, hem de gayr-ı Müslim olmuştur. Ey Türk kardeş! Bilhassa sen dikkat et! Senin milliyetin İslâmiyetle imtizaç etmiş. Ondan kabil-i tefrik değildir” sözleri bizi Kur’ânî mânada millet olan Türklüğe çağırır. (Bediüzzaman, Mektubat, Yirminci Mektup)

Bu satırlarda Türk milletinin varlığını inkâr eden ve muhtevasına aykırı bir düşünce var mıdır?

Hülâsa ifadeyle, Türklerin, İslâm dininin ikliminde doğup gelişen, madde ve mânasıyla Osmanlı asırlarında olgunlaşıp vücut bulan bir millet olduğunu Mehmed Âkif’in, Necip Fâzıl’ın, Nurettin Topçu’nun, Seyit Ahmet Arvasi’nin, Prof. Dr. Erol Güngör’ün, Nevzat Kösoğlu’nun fikirlerinde aramak lâzım.

Bu haber toplam 78 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mustafa Özcan: Harki rejimi08 Temmuz 2020 Çarşamba 13:54
  • İsmail Yaşa: Vatiyye’ye niye saldırdılar?08 Temmuz 2020 Çarşamba 13:50
  • Ergün Diler: Oyunbozan08 Temmuz 2020 Çarşamba 11:48
  • Ayhan Demir: Sancak’ımız düşmesin08 Temmuz 2020 Çarşamba 11:47
  • Arslan Tekin: Başbağlar sızısı08 Temmuz 2020 Çarşamba 11:45
  • Ahmet Doğan İlbey: Sadra şifa bir kitap: “Evin mahremi olmak”08 Temmuz 2020 Çarşamba 10:59
  • Cemil Meriç, Berke Vardar ve Uydurukça08 Temmuz 2020 Çarşamba 10:41
  • Yavuz Bahadıroğlu: Dünyayı değiştirmek ister misiniz?08 Temmuz 2020 Çarşamba 10:38
  • Mensur Akgün: Fransa-Türkiye ilişkilerinde gerginlik08 Temmuz 2020 Çarşamba 10:34
  • Hasan Bari Yalçın: Türkiye’nin küresel aktör olma arayışı08 Temmuz 2020 Çarşamba 10:30
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim