• İstanbul 23 °C
  • Ankara 20 °C

Ahmet Doğan İlbey: Üzüm şeriatın derûnu, âriflerin gönlüdür

Ahmet Doğan İlbey: Üzüm şeriatın derûnu, âriflerin gönlüdür
Hz. Mevlânâ’ya göre (Mesnevî, cilt:2) erik, koruk, üzüm ve şarap derviş olacak adamın olgunlaşmasını ifade eden sembollerdir. Koruk, bilmek; üzüm, bulmak; şarap, olmaktır.

Koruk hamlığın, üzüm pişmişliğin, şarap yanmışlığın remzidir. Tasavvufta şarap ilim, mârifet ve ilâhî aşkın sembolüdür, yâni Allah aşkını ifade eder. Seyr u sülûkun safhaları da böyle.

KORUK YAHUT ERİK HAMLIKTIR, ÜZÜM BİLGELİK…                                                         

Tasavvuf hâl ilmidir. Bu ilme göre insan önce koruk gibi ekşi ve hamdır, sonra üzüm şarabı gibi aşk ehlidir.  İnsan korukken sabırla üzüm olmaya, üzüm olunca şaraba olmaya gayret etmeli. Aşk ehli bezm-i elest’te üzüme bakıp şarabı görmüştür. Bu sebepten seyr ü sülûk'ta nefsin terbiye edilmesi ve ilâhî aşkın gönülde hissedilmesi üzümde şarabı görmektir. Üzüm pişmişliğe işaret etse de hâlâ hamdır. Yıllanınca olgunlaşır ve aşk olur. Üzümün olmuş hâli bilgeliktir. Bu hâlin, yâni üzüm olmanın mecazî mânası da var. Hz. Mevlânâ “Üzüm şarabı gönül gözündeki körlüğü artırır. Suratı asmış, yüzünü ekşitmiş şarabı bırakın, güler yüzlü göklerin şarabıyla olgunlaşın…” diyor. (Dîvân-ı Kebîr-2, S.158

“ÇIKTIM ERİK DALINA ANDA ÜZÜMÜ”

Üzüm olmak istiyorsak, evvela Yûnus Emre Hazretlerine müracaat etmeliyiz. “Çıktım erik dalına anda yedim üzümü / Bostan ıssı kakıdı der ne yersin kozumu” mısralarıyla hakikat arayışındaki çelişkileri şathiyyat yoluyla dile getiriyor.

Niyazî-i Mısrî Hazretlerinin şerhinden öğrendiğimize göre (Çıktım Erik Dalına, Suat Ak, s. 48) Yûnus Emre Hazretleri erikle şeriata, üzümle tarikata, cevizle hakikate işaret ediyor. Erik amelin zâhirine, üzüm amelin bâtınına misaldir. Bostan ıssı, yâni bağın sahibi mürşid-i kâmildir. Hakikate kendi bildiğim ile amel ederek kavuşurum diyenlerin, yâni hangi meyvenin hangi ağaçta bittiğini bilmeyen, gönlü üzüm istediğinde zâhiri ilimlerin kazanıldığı erik ağacına, erik ağacı diye ceviz ağacına çıkan, yâni mürşitsiz yola düşenlerin şaşkınlığını şathiyyat yoluyla anlatıyor.                                 

Zâhirî ameli işlerken mâna ilmini tahsil ederim diyen kişinin hâli erik ağacından üzüm talep etmeye benzer. Erik ağacından üzüm talep edilmez. Erik, erik ağacından; üzüm, üzüm bağından; ceviz, ceviz ağacından talep edilir. Üzümü erik ağacından talep eden kimse ahmak ve câhildir, kuru yere zahmet çeker.

Devamı:https://www.yenisoz.com.tr/yazarlar/uzum-seriatin-derunu-ariflerin-gonludur--8530/

Bu haber toplam 91 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim