En kıymetli varlığımız canımız… Bütün dünyâ bizim olsa ve ölüm ânımız gelse birkaç dakîka daha yaşamak için dünyâyı gözümüzü kırpmadan fedâ ederiz.
Bu kadar kıymetli olan can varlığını da gözünü kırpmadan fedâ edebilenlerin dünyâ karşısındaki duruşunu buradan idrâk edebiliriz.
Koca dünyâdan daha kıymetli olan canımızı fedâ edebilmek için bir şey lâzımdır. Dünyâ ve içindeki bütün hazînelerden ve canımızdan daha kıymetli bir şey… Aksi takdirde canımızı veremeyiz. Bir varlığımızı, daha kıymetli bulduğumuz bir şey için verebiliriz. Bu durumda canımızdan daha kıymetli bildiğimiz bir şey olmalı ki onu kazanmak için canımızı fedâ edebilelim. İşte o Allah’a îman, Allah’a muhabbettir. İnsanın fedâkârlığı sevgisi kadardır. Ne kadar seversen o kadar fedâkârlık yapabilirsin. Sevgiden fazla fedâkârlık ancak kazâen olabilir. Bunun da gerçek bir değeri yoktur. Allah sevgisi de her kişide farklıdır. Allah sevgisinin zirvesi de Allah’ın sevgi ve rızâsını kazanmak uğruna gerektiği zaman canını verebilmektir. Allah sevgisi zirvede olanların gözü en büyük ticârettedir. Onlar verdiklerinin karşılığında Allah’ın sevgi ve rızâsını ve Allah’ın sevgi ve rızâsının mekânı olan cenneti kazanacaklardır. “Allah mü’minlerden, kendilerine vereceği cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Müjdelenen bu cennet Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah’ın yerine getirmeyi uhdesine aldığı kesin bir sözdür. Verdiği sözü Allah’tan daha iyi yerine getirecek kim olabilir? O halde, ey mü’minler, Allah ile yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte bu, gerçekten büyük bir başarı ve kurtuluştur.” (Tevbe, 111)
Devamı: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ahmet-talib-celen/kurban-kesmek-kurban-olmak-52677.html































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.