Ahmet Tâlib Çelen: Mecbûrî eğitimin 5 yaşa inmesi, endîşeler ve Âmin Alayları-2

Ahmet Tâlib Çelen: Mecbûrî eğitimin 5 yaşa inmesi, endîşeler ve Âmin Alayları-2
(Önceki yazıdan devâm)Mecbûrî eğitimin 5 yaşa inmesi ile alâkalı olarak endişelerimizi dile getirmiştik.

 Çocuklarımızın daha ana kucağına, baba şefkatine doymadan, temel âilevî eğitim ve terbiyeyi almadan rûhsuz öğretmenlerin elinde inançsızlaşmasından, bazı “ulu” şahsiyetleri Allah zanneder hâle getirilmesinden endîşeliyiz. Bu endîşemiz yersiz değildir. Nitekim 5 yaş üstü mecbûrî eğitim aynen bu şekildedir. 5 yaşındakilere farklı bir zihniyetle muâmele edileceğine dâir ümit yoktur maalesef. Ama biz eğitimin 5 yaşa inmesine prensip olarak karşı değiliz. Dînî ve millî kültür temellerimize mutâbık bir eğitim verilmesi şartıyla 4 yaşında bile mektebe göndermeye râzıyız. Örnek olarak Osmanlı zamânında bu yaşlardaki çocukların eğitime başladığı gibi başlatılsa ve bu minvâl üzre devâm ettirilse bir problem kalmaz. 

Bundan evvelki yazımızda Osmanlı zamânında çocukların eğitime nasıl başladığını göstermeye çalışmıştık. Oradan devâm ediyoruz: 

(…)

EĞİTİME BAŞLAMADAN OKUNAN İLK DUA

Çocuk okuldan içeri adım atınca burada Osmanlı padişahına dua edilir ve mektep gülbankı okunurdu. Gülbank’ı müteakip dua edilir ve nihayet çocuğun ellerinden tutularak hocanın huzuruna çıkarılır, çocuk da hocasının önüne oturur ve elini öperdi.  Bundan sonra hocaefendi euzu besmele çeker ve “Ya Rabbi kolaylaştır, güçleştirme. Ya Rabbi! Tedrisimi hayırla itmam eyle! (Eğitimimi hayırla tamamla)” mealindeki “Rabbi yessir velatüassir. Rabbi tammim bilhayr” duasını çocuğa okutur ve sonra ilk ders olan “elif” harfi ile eğitim başlardı. Hoca çocuğa da tekrar ettirdikten sonra; “Aferin, bugünkü dersimiz bu kadar!” derdi.

Aynı eğitimi Osmanlı şehzadeleri de alır ve onlar için düzenlenen merasime padişah ile devlet ricali de katılırdı. Şeyhülislâm efendi, şehzâdeye harfleri baştan sona kadar okutur ve dua ederdi. Şehzadenin eğitimi, tayin olunan hocasına bırakıldıktan sonra da merasim sona ererdi.

Mahalle mekteplerinin bütün masrafları, mahalle halkı ve hayırseverler tarafından karşılanırdı. Ayrıca okulun ısınma ve diğer giderlerini de aileler karşılardı. Mahalle mekteplerinin bir kısmı da padişahlar, üst kademe devlet yöneticileri ve hayır sahipleri tarafından, cami, medrese, imaret ve çeşmelerden oluşan komplekslerin içinde yer alırlardı. Bir vakıf olarak örgütlenen bu komplekslerde, fakir öğrencilerin yemek, harçlık ve giysileri de temin edilirdi.

ÇOCUKLARA İLK OLARAK İSLAMİ TERBİYE VERİLİRDİ

Mektep talebeleri ilkbaharda, mahalle halkı ile birlikte pikniğe giderlerdi. Mesirede kazanlar kaynatılır, etli pilavlar, bademli sütlü helvalar pişirilir, misafirlere dağıtırlardı.

Talebe Kur’an’da belli bir seviyeye geldiğinde, hocasının elini öptükten sonra hocanın yardımcılarından biriyle evine giderdi. Evde büyükleri olan dede veya ninesinin elini öperek eğitiminin belli bir seviyeye geldiğini gösterirdi.

Devamı: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ahmet-talib-celen/mecburi-egitimin-5-yasa-inmesi-endiseler-ve-amin-alaylari-2-40722.html

Bu haber toplam 75 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim